Türkiye'nin Dağları

Konu 'Coğrafya (Soru-Cevap-Konu Anlatım)' bölümünde karamelek tarafından paylaşıldı.

  1. karamelek

    karamelek Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    26 Ekim 2007
    Mesajlar:
    2.692
    Beğenileri:
    458
    Ödül Puanları:
    36

    AĞRI DAĞI

    Yüksekliği: 5137m.
    Tipi: Volkanik
    Bulunduğu il: Ağrı, Iğdır.
    Çıkış yolları: Eli Köyü, Çevirme Köyü, Yenidoğan Köyü, Aralık - Ahora çukuru...
    Iğdır İli'nin güneyinde, Doğubayazıt'ın 15km. kadar kuzeydoğusundadır. Iğdır ovasından 4000m.yi geçen bir kot farkıyla yükselen Ağrı Dağı, Türkiye ve Avrupa kıtasının en yükseği ve dünyanın da ikinci en büyük volkanik dağı unvânına sâhiptir. Düşük nem miktârına sâhip ve açık havalarda Ermenistan, Nahçıvan, Azerbeycan ve İran toprakları ile Van, Kars, Bitlis yörelerinden görülebilen bir büyüklüktedir. Târihte; Ağrı veya Eğri Dağ olarak isimlendirilen bu volkan, yabancı kaynaklarda ise Ararat olarak geçer. Urartulardan beri farklı isimler ile adlandırılan Ağrı Dağı'na, Ermenîler Masis, İran coğrafyacılarının da kullandığı gibi Farsça olarak Kûh-i Nuh, Arap dağcılar ise Cebel-el Hâris, Küçük Ağrı'ya da Cebel-el Havayris derler. Dinî kitaplarda ismi Nuh Tûfanı ile geçer ve Ararat isminin Nuh efsânesinden geldiği belirtilir. İsâ'nın doğumundan önce Ortadoğu târihinin en geleneksel kaynağı olarak kabûl edilerek Hz.Mûsâ tarafından yazıldığı ileri sürülen "Eski Ahid" (Tevrat) 'in beş kitabından ilki olan "Tekvin"de Ararat şöyle geçmektedir; "Ve gemi yedinci ayda, ayın onyedinci gününde Ararat Dağları üzerine oturdu." (bkz. 8.Bap 4.Âyet) Kur'an-ı Kerim'de ise, "Gemi, Cûdî üzerine oturdu..." (bkz. Hûd Sûresi 44.Âyet) olarak belirtilmektedir. Sümer destanlarından dünyaca meşhur olan Gılgamış Destânı, 5000 sene önceki bir tûfandan söz etmekte ve bu tûfandaki geminin Nisip (Cûdî) Dağı'na oturduğunu yazmaktadır. Târih boyunca dağın çevresindeki yörede çok farklı milletler varlıklarını sürdürmüştür. Ağrı Dağı etekleri ve çevresinde yaşayan Hitit Uygarlığı'nın, İ.Ö.1340'tan sonra Doğu Anadolu Bölgesindeki etkinliklerini yitirmeleriyle ortaya çıkan krallıklardan biri olan Hurriler İ.Ö.1200 senesine kadar bölgede yaşamışlardır. İ.Ö.1200-600 yılları arasında ise, ismine ilk kez İ.Ö. XIII. asırdan kalan Âsur kaynaklarında rastlanan, Urartu'lar yerleşmiştir. Ardından Roma'lılar, Bizans'lılar, Selçuklu'lar ve Osmanlı İmparatorluğu bölgede hüküm sürmüştür.
    Dağ, güneydoğu yönünde aynı kaynağın farklı bir damarı olarak 3896m. yüksekliğe ulaşan ikinci bir volkan yaratmıştır ki bu da Küçük Ağrı olarak isimlendirilir. Yüksekliği Kaçkar ve Erciyes dağlarından sadece 20-25m. kadar farkı olan K. Ağrı, yanında 5000m.yi aşan B. Ağrı Dağı'na daha da görkemli bir hâl verir. Meşhur seyyah Marco Polo'nun şahsî yazılarında Ağrı Dağı için "hiç bir zaman çıkılamayacak bir dağ" diye bahsedilmektedir. Bu görkemli görünüşü sebebiyle dağın çevresinde yaşayan yerli halk da, ulaşılamaz olarak görülen o zirveye bugüne kadar kimsenin ulaşabildiğine inanmamaktadır. Bu yanlış inanış hâlen günümüzde de devam etmektedir. Büyük ve küçük Ağrı Dağı aynı taban üzerinde yükselir ve 2512m. yüksekliğindeki Serdarbulak Geçidi ile ayrılır. Her iki dağın toplam çevre uzunluğu 128km. olup 1,188km2lik bir taban üzerinde yükselir. 40km.ye yaklaşan çaptaki dar bir alandan birden bire 5000m.yi aşan bir yükselti ve çevresinde onu kapatabilecek başka bir yüksekliğin olmaması sebebiyle zirvesine ulaşanlara çok zengin bir manzara ile göz ziyafeti yaşatır. Açık havalarda 400km. çapında bir araziyi görebilmeniz mümkündür. 4 Ülkenin sınırlarının birleştiği bir alanda odak noktası gibi yükselen Ağrı Dağı'ndan; Van Gölü ve yöresi de dâhil olmak üzere Doğu Anadolu yaylalarının büyük bir bölümünü, Gürcistan'ın Kafkas'lara değin uzanan geniş bir kesimini ve İran'ın Ûrmiye Gölü'nü görebilirsiniz.
    Ağrı Dağı'nın doruğu toktağan kar tabakası ile kaplıdır. Binlerce senelik bir târihe sahip olan bu buzul, 300m.ye yaklaşan kalınlığı ile 5km. çapında bir genişliğe sâhiptir. Yaklaşık 10km2'lik bir alanı kaplayan boyutu ile Türkiye'nin en büyük buzuludur. Bu geniş ve kalın buz örtüsü doruk sahasını tamamıyla örttüğü için krater ağzı görülemediği gibi nerede olduğu da bilinememektedir. Dağın kuzey yönünde uzanan buzul dilimine, dağın ilk tırmanışı gerçekleştiren dağcının ismi olan "Parrot Buzulu" adı verilmiştir. Târihte, Nuh Tûfanı'ndan sonra zirveye oturan Nuh'un gemisindeki bütün hayvan çiftleri, yerli inanışa göre dağın kuzey yönünde bulunan Ahora (Ahura, Ahuri) köyünden dünyaya yayılmıştır.Günümüzden 162 sene önce, 20 Haziran 1840 sabahında meydana gelen devâsa büyüklükteki bir heyelan sonucunda, dağın kuzeydoğu yamacı kayarak Aziz Yâkup Vâdisi ile birlikte Ahora köyünü çamur, taş ve kayalarla örtmüştür. Açılan bu devâsa boyuttaki çukur ise Ahora Çukuru olarak isimlendirilmektedir. Bu köyün yakınlarında ise şimdi Yenidoğan köyü bulunmaktadır. Ağrı Dağı, bölge dağlık alanları çayır ve meraları ile birçok memeli hayvana da ev sahipliği yapmaktadır. Bunlar arasında ayı (Ursus artos), kurt (Canis lupus), tilki (Vulpes vulpes), vaşak (Lynx lynx), yaban koyunu (Ovis gmelinii), yaban keçisi (Capra aegagrus), çengel boynuzlu dağ keçisi (Rupicapra rupicapra), yaban domuzu (Sus scrofa), dağ tavşanı (Lepuz capensis), Arap tavşanı (Allactaga williamsi), porsuk (Meles meles) ve kaya sansarı (Martes foina) gibi türler bulunmaktadır. Tamamıyla volkanik bir yapıya sâhip olan dağın yaklaşık 4000 metresine kadar olan kısmı bazalt, daha sonraki yükseklikler andezit lavlarından oluşmuştur. Dağın üst kesimlerinde eriyen buzul suları, çok kısa bir mesâfede geçirimli kayalar ile derinlere sızdığından dolayı, dağın eteklerinde özellikle de yaz mevsimlerinde ciddi anlamda su bulunmamaktadır. Yazın yapılacak tırmanışlarda yüksek miktarda su taşınması tavsiye edilir. Ayrıca, dağın güneybatı yönüne tekâmül eden 3200m. yükseklikteki yeşil kampta bâzı seneler temmuz ayının ortalarına kadar su bulabilme imkânı olsa da, bu târihten sonra kesinlikle su görülmez. 4200m. kampında ise, öğlen saatlerine kadar buzulların kısmî kesimlerinin, sâdece güneşli havalardaki ısınmaları sonucunda meydana gelen erimeler ile su bulabilmek mümkün olsa da, güneş battıktan sonra âni soğuma netîcesi ile sular tekrar donar. Ağrı Dağı'nda kış mevsiminde yağan karlardan, 3000m.nin alt kesimlerinin baharla birlikte gelen ısınma sonucunda erimesiyle 21 farklı türde binlerce çiçek açar. Ancak, birbirinden farklı çeşitli renklerdeki bu çiçekler, sebebi bilinmemekle birlikte karakteristik olarak kokusuzdur.
    Eski târihlerde genelde Nuh'un gemisi hakkında bilgiye ulaşabilmek gâyesiyle yapılan Ağrı Dağı tırmanışlarda ise ilkler; 9 Ekim 1829 târihinde dağın ilk çıkışını gerçekleştiren, dönüşünde Nuh'un gemisinin bulunabileceği 200 adım çapında bir düzlükten söz eden Prof. Dr. Friedrich Von J.Parrot kayıtlardaki ilk dağcıdır. 5 yıl sonra 1834 senesinde Rus Spaski Antomonof, 1845 senesinde dağın günümüze kadar saklanan ilk bilimsel çizimlerini yapan Alman Hermann Abich ve arkadaşı Wagner, 1850 de Rus ekibi lideri olarak dağa tekrar tırmanmak için gelen Hermann Abish ve Rus Kochko, Kanikovf, Eleksandrovf olmuştur. İlk Türk tırmanışı ise 1854 senesinde Osmanlı İmp. Subayı ve bir grup eğitimli asker tarafından gerçekleştirilmiştir. 1856 senesinde İngiliz Seymour, 1876 da 4000 metre yükseklikte lav yığınları arasına sıkışmış, dört ayak uzunluğunda ve beş inç kalınlığında yontulmuş bir tahta parçası gördüğünü iddia eden İngiliz James Bryce'ın ardından Fırat Nehri'nin kaynağını araştırmak üzere 1883'te dağa tırmanan Kudüs Başdiyakosu Dr. Nûri, geminin orta bölümünün buza gömülü olduğunu, çok kalın ağaçlardan yapıldığını ve koyu kırmızı renkteki kalasların 30cm. uzunluğundaki çivilerle çakıldığını bildiriyordu. Bu açıklamalardan esinlenen bir grup Belçika'lı zengin Nuh'un Gemisi'ni aramak üzere bir keşif gezisi düzenlemeye çalıştılar. Gemi parçalar hâlinde taşınarak Amerika'ya 1893 Chicago Müzâyedesi'ne gönderilecekti. Fakat, Osmanlı Hükümeti bu konuya sert ve kesin bir kararla karşı çıktığı için tasarıdan vazgeçildi (Bkz.Navara, "L'expedition au Mount Ararat",). Ardından bütün bu iddiaları araştırmak üzere yine aynı târihte dağa tırmanarak büyük bölümünü araştıran ve hiçbir kalıntıya rastlamadıklarını îtiraf eden Hasan Paşa ve beraberindeki erlerden sonra 1949 senesinde Birleşik Devletlerden Dr. Smith, 1952 senesinde Fransız ekibi Navarra ve Riquer ve 8 Ağustos 1957'de Muzaffer Erol Gez, Kâzım Naz, Dr.Bozkurt Ergör ve Dennys Hills zirveye çıkan ilk ekipler olmuştur. Prof. Dr.Abdül Mecit Doğru ve Muzaffer Erol Gez, yüksek irtifâda insan fizyolojisi üzerine Türkiye'de bilimsel anlamda ilk tıbbî araştırmaları yaptıkları sırada, Ağrı zirvesinde 3 gün kalarak kırılması güç bir rekora imza atmışlardır. İlk solo tırmanış Ertuğrul Melikoğlu, ilk kış tırmanışı ise 21 Şubat 1970 târihinde Dr. Bozkurt Ergör tarafından gerçekleştirilmiştir. En fazla katılımcı ile gerçekleştirilen tırmanış ise, iki bölüm hâlinde toplam 197 dağcı ile T.Dağcılık Federasyonu'nun düzenlediği 2002 Uluslararası Ağrı Dağı Tırmanışı olmuştur (İ. Meydan.2002). B.Ağrı Dağı zirvesine bugüne kadar kuzey yüzünden ve kış şartlarında hiçbir bölgesinden solo olarak ulaşılamamıştır.
    Dağ 16,864ft.lik boyutuyla yüksek irtifâ dağcılığı için vazgeçilmez bir tırmanışa sâhiptir. Ağrı Dağı 5137m.lik zirve tırmanışı ile, 5671m.lik İran'da ki Demavent (Damavant) Dağı'ndan daha zordur. Tırmanış için en uygun zaman, temmuz, ağustos ve eylül aylarıdır. B. Ağrı ve K. Ağrı dağlarında izne tâbi olan tırmanışlar, sâdece Doğubeyazıt Topçatan ve Eli Köyü güzergâhından olmak şartıyla dağın Doğubeyazıt sınırları içinde kalan cephesinden, ve Iğdır Yenidoğan Köyü ile Cehennemdere Vâdisinin sağ tarafından Küp Gölü rotasıyla yapılmaktadır. Fakat dağın bu iki rotası dışında, zirveye giden üç farklı yol daha vardır. Zirveye giden en kolay yol ise, Doğubeyazıt üzerinden Eli köyü rotasıdır. Bu rota diğer yollara nazaran daha kısa ve emniyetlidir. Kuzey yolu ise Ahuri çukuru ile yüksek kot farkından dolayı çok zordur ve Küp gölü üzerinden geçer. 2100m.deki Eli köyünde yaşayanlar, yazın 3000m.deki yaylalarda ikâmet etmektedir. Eli köyüne kadar araçlarla gelindikten sonra yaklaşık 6 saatlik bir tırmanış ile 3200m.deki yeşil kampa, yüksek irtifâdan kaynaklanan dağ hastalıkları hâriç tutularak hiçbir tırmanış sorunuyla karşılaşılmaksızın rahat bir şekilde ulaşılır. 4200 kampına ulaşmak için gidilen yol ise 3200 kampına kadar olan yoldan daha diktir. Fakat buna karşın daha kısa sürede ulaşılır. Parkur tırmanış hızına bağlı olarak 4 ilâ 6 saat sürer. 3200m. kampı bir gecede yaklaşık 150 çadırı barındırabilecek imkâna sâhipken, 4200 kampı en fazla 25 çadır büyüklüğündedir. Tırmanış boyunca dağın görülmeyen tarafında kalan K. Ağrı bu kamp alanında kendisini gösterir. 4200 kampının güneyindeki Şeytan çukuru olarak isimlendirilen keskin yamaçtaki kayalıkların görülmeyen tarafında zirve için su tedâriği yapmak mümkündür. Kamp alanından zirveye gitmek için gece hazırlıkların tamamlanması ve sabahın çok erken saatlerinde tırmanışa başlanılması gerekmektedir. Ağrı Dağı'nda karakteristik olarak öğlene doğru bulut toplanması, tırmanışları çoğu zaman engelleyen bir durum yaratır. Zirve çanağı 5137m.lik Atatürk ve 5122m.lik İnönü tepelerinden oluşur ve 5000 yaylası kuzey yöndedir.


    HASAN DAĞI

    Yüksekliği: 3268m.
    Tipi: Volkanik.
    Bulunduğu il: Aksaray, Niğde .
    Çıkış Yolları: Karkın, Helvadere, Yukarıdikmen, Taşpınar, Uluören.
    7626 km2'lik yüzölçümünde 6 ilçe (Ağaçören, Eskil, Gülağaç, Güzelyurt, Ortaköy, Sarıyahşi) ile 191 köy ve kasabası bulunan Aksaray İli'nin 30km. kadar G.G.D. yönünde simetrik bir huni şeklinde yükselen, sönmüş bir volkan dağı olan Hasan Dağı; ismini, târihte o yörede yaşamış bir evliyâ olan Hasan Dede'nin ölümünden sonra mezarının bu dağın zirvesine konmasıyla almıştır. İç Anadolu bölgesinin en görkemli dağlarından biri olarak kabûl edilmesi, çevresinde ondan daha büyük dağların bulunmamasından kaynaklanır. Zirvedeki krater çukuru dağa uzaktan bakıldığında dâhi çok net bir şekilde görülebilmektedir. Nem oranı düşük ve açık havalarda, Konya şehir merkezi çevresindeki dağlardan da görülebilir. Toplam büyüklüğü 1500 km2'yi geçen Tuz Gölü'nün yanında yükselerek 3000m.lik manzarası ile açık olan batı yönünde, akşam saatlerinde kırmızı ışığın tonlarında çok güzel görüntülere imkân verir. Hasan Dağı eteklerinde alt ve üst kısım hâlinde meşe, orta kısım ise bir kuşak hâlinde dağ kavağı ağaçları görülür. Çevrenin tabiî bitki örtüsü bozkır bitkileridir. İklim; kışları soğuk ve sert, yazları ise yağaış azlığı sebebiyle kuraktır.
    Eski ismi Harlıdere, târihte ise Nora olarak isimlendirilmiş olan Helvadere'den dağ evine giden yol, veya inşaat hâlindeki astım hastanesine ve yaylaya gidilen toprak yoldan dağa doğru sapılarak taşlıklı geniş bir patika ile vâdi içindeki kamp alanına varılabilir. Vâdinin her iki yanı da kuraktır ve gri rengiyle çok uzak mesâfelerden bile seçilebilir. Kamp alanının bulunduğu vâdinin devamında, bacalar olarak isimlendirilen mevkiinin 150m.kadar ilerisinde vâdi tabanı seviyesinde en kurak



    mevsimlerde
    dâhi su bulmak mümkündür. Zirvesine ulaşmak için pek çok yol vardır. Herhangi bir teknik tırmanış zorluğuyla karşılaşılmaksızın iyi bir tempo ile rahat bir rotadan günübirlik olarak dâhi zirveye ulaşmak mümkündür. En kolay yol, dağın doğu yamacındaki çarşak saha tarafından gerçekleştirilir. Karsız mevsimlerde iniş, zaman zaman tehlikeli olabilir. Dağ sâdece Yılankar rotası ile, bugüne kadar bilinen 4 kişinin hayâtını kaybetmesine sebep olmuştur. Dik kayalık kısımlardan günün belirli saatlerinde taş düşmeleri de görülebilir. Kış mevsiminde zeminin karla örtülmesi ile birlikte dik ve uzun yamaçların rüzgâra açık olan kısımları kimi zaman buz hâlini alabilir. Bu ihtimâller göz önünde bulundurarak krampon ve buz kazması alınmalıdır. Karşılaşılabilecek bir diğer sorun ise yükseklikten meydana gelebilecek muhtemel dağ hastalıkları olabilir. Ancak bunlar baş ağrısı ve mîde bulantısından farklı şeyler olmayacaktır. Zirve çanağı (veya krater ağzı olarak da isimlendirilir) çok eski tarihlerde bir göle sahip olsa da günümüzde kurak bir çukurdur. Zirve, krater çukurunun güney yönünde yükselir ve birkaç adım kenarında 5 çadır sığabilecek büyüklükte kamp alanları vardır. Açık havalarda; zirveden Melendiz, Erciyes, Aladağlar, Bolkarlar ve Karacadağ rahat bir şekilde görülebilir.


    PALANDÖKEN DAĞI

    Yüksekliği: 3271m.
    Tipi: Tektonik
    Bulunduğu il: Erzurum
    Çıkış yolları: Kayak merkezi, Başköy.
    Erzurum şehrinin 10km. kadar güneyinde bulunan zirvesiyle çevrenin en yüksek noktasıdır. Erzurum şehir merkezinin 1950m.yi bulan yüksekliğinden ve kütle olarak bir sıradağ olmasından dolayı ülkemizin 3000m.nin üzerindeki diğer dağları gibi heybetli görünmez. Ancak mitolojide bilhassa da Anadolu'da ki birçok efsânede ismi geçer. Palandöken, kış mevsiminde kuzey yamacında barındırdığı kar miktârı, kalitesi ve Türkiye'nin en uzun pistine sâhip olan kayak merkezi ile en gözde kayak merkezi unvânına sahiptir. Dağın ismi hakkında pek çok rivâyet vardır. Bunlardan en kabûl göreni, pala deviren, dayandırmayan anlamında paladöken isminin zaman içinde Palandöken'e dönüşmesiyle meydana gelmiş olanıdır.
    Teknik tırmanış açısından herhangi bir zorluğa sahip olmamasına rağmen kış mevsiminde diğer 3000'liklerde de olduğu gibi her türlü ihtimâl göz önünde bulundurularak, o şekilde teknik malzeme ile tırmanılmalıdır. Dağın bâzı dik parkurları, yöresel olarak kışların aşırı sert geçmesinden dolayı tehlikeli olabilir. Erzurum şehir merkezinden 3271m.lik zirveye giden en iyi ve en rahat yol kayak merkezinden geçer. Erzurum şehir merkezine yaklaşık 4 km. mesâfede olan 2100m. râkımdaki oteller mevkiinde her türlü ihtiyaç giderilebilecek imkânlar bulunmaktadır. Güvenlik açısından jandarma 24 saat görev yapmaktadır. Tırmanışların jandarmaya haber verilerek yapılması, her zaman için daha güvenilir olur. Kamp için de bu mevkii idealdir. Devam eden karayolu ile daha yukarıda bulunan oteller mevkiine ulaşılır. Burası ise 2450m. yüksekliktedir ve bu seviyeden sonra telesiyej hattı tâkip edilerek sırt üzerinden rahat bir şekilde zirveye ulaşılır. Diğer yol ise dağın güney yamacında bulunan Başköy köyünden zirveye ulaşılan yoldur. Bu rota da teknik bir tırmanış zorluğu içermez. Palandöken Dağları'nın en yüksek noktası Büyükejder Tepesi olarak isimlendirilir. Burada, iletişim vericileri ve özel bir işletmeye ait kafeterya bulunmaktadır ve kayak sezonunda telesiyej vâsıtasıyla da zirveye ulaşılabilmektedir. Zirveden inen hat üzerinde, 2500 metre irtifâda Ejder Lifti'nin bitiminde de özel bir kafeterya bulunmaktadır.


    BOLKAR DAĞLARI - Medetsiz T.
    Yüksekliği: 3524m.
    Tipi: Tektonik.
    Bulunduğu il: Konya, Niğde, İçel.
    Çıkış yolları: Mâden köyü, Halkapınar / Delimahmutlu, Çamlıyayla / Olukkayağı köyü, İnköy.
    Konya İli'nin Ereğli ilçesi ile Niğde İli'nin Ulukışla ilçesi sınırları içerisinde yer alan Medetsiz zirvesi konum itibâriyle Ulukışla'nın 20km. kadar güneydoğu yönünde yer alır. Toros Dağları'nın Bolkar Dağları olarak isimlendirilen dağlık bölgesinin en yüksek doruğudur. Büyük bir sıradağ kütlesi üzerinde kalmasından dolayı çevresinde çok sayıda 2500m.den yüksek tepeler vardır. Bu sebepten dolayı çok uzak mesâfelerden seçilmesi kimi zaman zordur. Fakat Medetsiz Zirvesi, ismini aldığı güney yamacındaki kayalıkları ile güzel bir manzaraya sâhiptir. Dağın batı ve kuzey kesimleri, İç Anadolu Bölgesi'nin coğrafya özelliklerini göstererek daha kurak bir yapı sergilemesine karşın; güney ve doğusu bilhassa da Gülekboğazı ve Kandilsırtı yönleri Doğu Karadeniz Bölgesi'nde ki ormanlıklara yakın yeşillikler sergiler. Fakat iç kesimlerdeki yüksekliğin 2000m.lerin üzerine çıkması; baharda, yaylalardaki çayırlık dışında orman gelişimini engeller.
    Bolkar Dağları'nda yaz tırmanışları için en uygun zaman mayıs, haziran, temmuz aylarıdır. Medetsiz Zirvesi'ne ulaşmak için pek çok yol vardır. Mâden Köyü üzerinden tâkip edilen yolda Meydan Yaylası ve Koyunaşağı geçidinden gidilerek dağın kuzey yamacı ile direk olarak zirveye ulaşılır. Bu yol, düşük seviyeli bir eğime sâhip olmasından dolayı herhangi bir teknik zorluğa sâhip değildir. Zirvenin güney yönü ise oldukça dik ve keskin bir şekilde alçalır. Çamlıyayla ilçesi ile İçel ve Tarsus tarafından ulaşım daha kolaydır. İlçeden tepenin arka tarafında kalan Olukkayağı Köyü'ne geçilir. Bu yol zirvenin güney yönüne tekâmül eder ve Elmalıpınar mevkiine kadar araçla gidilebilecek kadar bir yol mevcuttur. Daha sonra batı yönünde kayalığın yanından geçilerek arka taraftan zirveye ulaşılır. İnköyü ise Olukkayağı'na gelmeden 5km. geride kalır ve Çamalan'dan ulaşmak daha kolaydır. Fakat Mâden Köyü dışındaki yollar kuzey yamaçlardaki yollara göre daha karışık olduğundan zirveye gidilen yol daha uzun sürer. Medetsiz Zirvesi her mevsim şiddetli rüzgâra mâruzdur. Zirveden Hasan Dağı ve Aladağlar çok net bir şekilde görülebilir. Delimahmutlu yolu ise Olukkayağı Köyü ve diğer yollara göre çok fazla uzaktır. Ancak bu yol ise diğerlerine göre daha güzel ve eğlencelidir. Zirveye ulaşırken yaz mevsimlerinde su bulmak sıkıntı yaratsa da kış mevsimlerinde oldukça yoğun bir kar miktârına sahiptir. Fakat bu kar güney bölgesinden gelen oldukça yüksek sıcaklık değerlerine sâhip hava akımlarından dolayı yaz mevsiminin hemen başında erir ve sâdece kalker kayalık yapıların kıvrımlarındaki çukurluk kesimlerde bulunur. Zirve tırmanışı kuzey yollarından kolay olsa da güney kısımlarından son derece zor ve tehlikelidir. Zirvenin güneyinden görülen kısmı daha heybetli ve güzeldir. Kuzey yolu için kamp yeri dağın son düzlüğü veya Koyunaşağı geçidi idealdir.


    ALADAĞLAR - Demirkazık T.


    Yüksekliği: 3756m.
    Tipi: Tektonik
    Bulunduğu il: Niğde
    Çıkış yolları: Çukurbağ,

    Demirkazık Köyü, Yalak Köyü.
    Niğde ilinin Çamardı ilçesi sınırları içinde yer alan Demirkazık zirvesi Niğde şehir merkezinin 40km. kadar güneydoğusunda yer alır fakat buradan görülemez. Aladağlar dağ kütlesinde 3500m.nin üzerindeki zirveler arasında en kuzeyde ve en yüksek olan zirvesidir. Çevresinde 3000m.nin üzerinde birçok zirve olmasına rağmen dağ koni şekli ve 300 400 metrelik kot farklarıyla kendisini gösterir. Aladağlar'ın kuzey kesiminde yer alan Demirkazık ve çevresi paleozoik tabakalardan oluşurken güney kısmı mesozoik tabakalardan oluştuğu için kuzey bölgesine Kara Aladağlar güneye ise Beyaz Aladağlar denilmektedir. Bu iki bölge birbirinden Demirkazık Köyü'nün hemen kuzeyindeki Mâden boğazı ile ayrılır. Rus jeolog Tchihatcheff, 1848 senesinde Aladağlar'dan bilimsel anlamda bahseden kayıtlardaki ilk kişidir (bkz.Asie-mineure 1867-69). Demirkazık Zirvesi'nin ilk tırmanışını Narpuz Vâdisi'nden doğu sırtını izleyerek Dr.Künne, Dr.Martin ve eşi ile Veli Çavuş'un rehberliğinde gerçekleştirmişlerdir. İlk kış tırmanışını ise Dr.Bozkurt Ergör 1969 senesinde gerçekleştirmiştir. Demirkazık Kuzey rotasının ilk solo tırmanışını 1990 senesinde ve 1991 kışında batı yüzünün ilk tırmanışını da bir üniversite grubu lideri olarak Ertuğrul Melikoğlu yapmıştır.
    Aladağlar kuru ve sıcak olan iklimi ile, bitki çeşitliliğine uzun yaz mevsimi boyunca izin vermez. Görünüş olarak kurak bir iklim sergileyen bu dağ silsilesinin güney yamaçları meşe, kavak ve köknar ağaçları ile kaplıdır. Kuzey yamaçları Emli Vâdisi içlerinde 2000 metreler civârına kadar seyrek sayılabilecek çam ormanları ile kaplı bir görünüm sergiler. Genel bitki örüsü açısından Emli ve Barasama vâdilerinin dışında ormanlık saha bulunmaz. Dağda, çok farklı çeşitlilikte kuş türlerine rastlamak mümkündür. Kaya güvercini, karga, benekli ağaçkakan, yeşil ağaçkakan, beyaz kuyruksallayan, kırlangıç, saksağan, kar ispinozu, küçük karaakbaba, şahin ve doğan gibi farklı türlere rastlamak mümkündür. Dağın aşağı ki vâdilerinde, çok az sayıda kurt, tilki, çakal, yaban keçisi ve dağ tavşanı da vardır. Dağların iç kesimlerinde bulunan göllerde herhangi bir balık türü bulunmamaktadır.
    Demirkazık Köyü, 1550m. yükseklikte yerel mimâri ile son derece uyumsuz bir şekilde 1987'de bilinçsizce yapılan 3 katlı bir dağevine sâhiptir. Demirkazık zirvesine ulaşmak için Demirkazık Köyünü tâkiben 1,5 saatlik yürüme mesâfesi uzaklığındaki Sokulupınar'da kamp kurularak veya Arpalık yaylası ve Çimbar (Cimbar veya Cinbar olarak da isimlendirilir) yolu ile Küçük Demirkazık zirvesinin kuzeyinden geçen yol tâkip edilerek ulaşılabilir. Küçük ve büyük Demirkazık zirvelerinin doğu kesiminde, Çimbar Vâdisi'nde veya daha doğuda Dipsizgöl yakınlarında kamp kurulabilir. Çukurbağ Köyünden 4km. ileride bulunan Yalak Köyü ile zirveye ulaşılacaksa Sokulupınar'da yapılan kampın ardından direk Demirkazık zirvesine veya Narpuz vâdisi üzerinden zirveye ulaşılır. Aladağlar'da çok sayıda tırmanış yapılması düşünülüyorsa, en ideal kamp yeri Yedigöller Vâdisi olacaktır. Çukurbağ Köyü ile Yedigöller 10 ilâ 12 saatlik bir yürüyüş mesâfesindedir. Yedigöller mevkiinden 3723 metrelik Emler Zirvesine, 3723 m. Kızılkaya'ya ve 3470m. Direktaş gibi birçok zirveye ulaşabilmek mümkündür. Ayrıca Çukurbağ Köyü'nden 1,5-2 saatlik bir yürüyüş ile Emli Vâdisi'ne varılarak buradan da 3734 m.lik Kaldı, 3461 m. Güzeller ve 3588m. Alaca gibi zirvelere de ulaşılabilir. 3756m.lik Demirkazık zirvesi yaklaşık 1,5km.lik mesâfe ile kuzey yönünde 3404m.lik Küçük Demirkazık zirvesini bünyesinde barındırır. Zirvenin güney kesiminde ise Narpuz Vâdisi vardır. Demirkazık zirvesinden Erciyes, Melendiz, Medetsiz ve Kızılkaya zirvelerini görmek mümkündür. Kış tırmanışları ise ciddi teknik tecrübe ve profesyonel ekip gerektirir. Kuru mevsimlerde bâzı bölgelerde su sıkıntısı vardır.


    ERCİYES DAĞI

    Yüksekliği: 3917m.
    Tipi: Volkanik.
    Bulunduğu il: Kayseri.
    Çıkış yolları: Hacılar, Hisarcık.
    Kayseri İli'nin 20km. güneyinde 4.zamanda sönmüş bir volkan dağı olan Erciyes Dağı'nın ismi, Ahmet Nazif Efendi'nin Mir'at-ı Kayseriyye'sinde anlatıldığına göre eski Göreme hattının (Kayseri, Sivas yönü) Kapadokya krallarından birisinin oğlu olduğu târihi rivâyetlerde peygamberlerden "Circis" aleyhisselâma nispet edilerek Circis kelimesinden veya Rumca beyaz anlamına gelen "Erkiyos" tan türediği tahmin edilmektedir. Anadolu'da Kayseri İli çevresine yerleşen Türk boylarından Koman'lar, Erkat'lar, Ercas'lar ve Müşkil'lerin isimlerinden de bahsedilir. Koman'ların Komana ismiyle anılan şehirlerini kurmuş oldukları gibi Erkat'ların da Erkilet'i kurdukları ifâde edilmektedir. Ercas'lar ile de Erciyes arasında bir bağ kurulmaya çalışılır ve eteklerinde akan meşhur Müşker Suyu'nun ismini Müşkil'lerden almış olabileceği belirtilir. Bir başka kaynağa göre de, dağın zirvesine çıkan yol üzerinde ki Tekirderbent Köyü'nde bulunarak Kayseri müzesi'ne götürülen Hitit (Eti) hiyeroglif kitâbesinde Orta Anadolu'nun en yüksek dağı olarak geçen dağın ismi "Harkasos" şeklinde yazılı olup beyaz dağ anlamına gelmektedir. Bu ismi eski Grek ve Roma'lılar "Argaios" olarak yazmışlardır. Erciyes Dağı 3917m.lik yüksekliği ile İç Anadolu bölgesinin birinci, Türkiye'nin 5. büyük dağı unvânına sâhiptir. Târihte Erciyes Dağı; Erciyas, Erciyaş olarak da isimlendirilmiştir. Dağın doğusunda 2628m.lik Koç dağı, kuzeyinde ise 2423m.Beyyudu, 2509m.Barut Dağı (Lifos) ve 2909m.Oğlakkıran gibi tepeler mevcuttur.
    Yerli halkın çobanları, avcılar ve Osmanlı imparatorluğu'nda ki gezginlerin tırmanış kayıtları olmadığından ne yazık ki Erciyes Dağı'nın ilk çıkışı, 1837 senesinde W.J. Hamilton’un yaptığı tırmanış olarak kabûl edilir. İlk Türk tırmanışı ise 28 Ağustos 1924 târihinde "Miralay Cemil Cahit Toydemir" tarafından gerçekleştirilmiştir. Zirveye ulaşmak için Hacılar üzerinden gidilen yol, Aksuyurdu üzerinden 2800 metre râkımdaki Sütdonduran yaylasına varılır. Gece burada yapılan konaklamadan sonra 3917m.lik zirveye görülen yol üzerinden ulaşılır. Hisarcık yolu ise, Kayseri şehir merkezinden Develi ilçesine giden yol takip edilerek, 2215m.lik oteller mevkiinden itibâren sol tarafta görülen sırt boyunca ilerlenilir ve Hörgüç kayanın altından geçerek zirveye ulaşılır. Oteller mevkiinden itibâren sırt solda kalacak şekilde çanağın içinden Şeytanderesi yoluyla da zirveye ulaşmak mümkündür. 2770 metredeki kayak telesiyejinin en son noktasından sonra kamp yeri olan 3000 metre yükseklikteki Çobanini'ne kış şartlarında yapılan bir yürüyüşle yaklaşık 2,5-3 saatte varılır. Zirve tırmanışı genellikle Çobanini'nden sonra mola taşına kadar 1 ilâ 1,5 saat sürer. Mola taşı tam olarak Şeytanderesi'nin ağzındadır. Buradan itibâren küçük zirve için yapılan tırmanış yaklaşık 2,5-3 saatlik ciddi bir zaman alır. Kış mevsiminde Şeytan deresinde yüksek seviyede çığ tehlikesi riski vardır. Bahar aylarında ise taş düşmeleri yüzünden ( bilhassa Mayıs, Haziran aylarında) kask kullanılması gerekir. Kamp alanı Şeytanderesi'nin hemen altına kurulabileceği gibi çanakta herhangi bir düzlükte de olabilir. İnce kanallarla vâsıtasıyla eriyen kar suları toplamaya çalışılarak yazın 2800m.lerde su tedariği yapmak da mümkündür. Dağın kuzey yönünde 700 metrelik bir buzul, Kayseri yönüne doğru uzanır. Yaz mevsiminde çobanların taşlardan yaptıkları barınaklar rüzgârsız bir gece geçirmek için ideal yerlerdir. Sırt rotası üzerinde de kamp yerleri mevcuttur, fakat gün içindeki rüzgâr gece fırtınaya dönüşerek çadır patlatabilir. Kötü hava şartlarında çadırdan uzaklaşamayacağınız durumlarda su sorunu sırt rotasında daha fazla artar. Buradaki kamp yerleri zirve dönüşünü sırt rotasından gerçekleştirirken kötü havaya yakalananlar için daha iyidir. Mecit Hoca'nın çığ altında kalarak hâyâtını kaybettiği Şeytanderesi yolu ise diğer rotalara oranla daha diktir. Kış mevsiminde Türkiye'nin en tehlikeli dağlarından biri olan Erciyes Dağı'nda bir kış tırmanışı için, çığ eğitimi almış olmanın da faydası vardır. Zirve, Karlıboyun olarak isimlendirilen bir sırt ile büyük ve küçük olmak üzere iki bölüm hâline gelmiş olan, birbirine çok yakın iki kayalıktan meydana gelir. Büyük zirve çürük kaya yapısı ile küçük zirveye oranla daha tehlikeli olduğundan küçük zirveye yapılan tırmanışlar, zirve olarak da kabûl edilebilmektedir


    CİLO DAĞLARI - Uludoruk Z.

    Yüksekliği: 4136m.
    Tipi: Tektonik.
    Bulunduğu il: Hakkâri
    Çıkış Yolları: Su Köyü, Mergan Yaylası.
    Hakkâri İl sınırları içerisinde bulunan Türkiye'nin ikinci en yüksek dağıdır. Uludoruk Zirvesi'nin diğer isimleri ise Reşko ve Gelyaşin dir. "Ko" ve "Koh" Farsça da dağ anlamında "Kuh" tan, "Reş" ise yöre kültüründe kara tanımlamasıyla birleşerek Reşko / Reşkoh ismini meydana getirmiştir. Gelyaşin ise Nasturi dilinde mâvi kale demektir. Uludoruk zirvesinin ilk tırmanışı ise, 1931 senesinde "Ludwig Sperlich" ve arkadaşı "Ludwig Krenek" tarafından gerçekleştirilmiştir.
    Türkiye'nin Ağrı Dağı'ndan sonraki en büyük buzulu olan Erinç Buzulu (Avaspi Buzulu olarak da isimlendirilir) ismiyle Cilo Dağları'nda bulunmaktadır. Tamamıyla dağlık bir arâziye sâhip olmasından dolayı bünyesinde toplam 15 buzul barındırır. 4000m.nin üzerideki iki zirveden diğeri ise, 4116m.lik Erinç T.'dir. Türkiye'nin en büyük buzullarından olan İzbırak Buzulu Uludoruk Zirvesi'nin doğu yönünde, Erinç Buzulu ise Erinç Zirvesi'nin kuzey bölgesinde yer alır.

Sayfayı Paylaş