Türkiye'nin su bitki ve toprak varlığı

Konu 'Coğrafya 10. Sınıf' bölümünde şükranay tarafından paylaşıldı.

  1. şükranay

    şükranay Üye

    Katılım:
    30 Aralık 2009
    Mesajlar:
    4
    Beğenileri:
    1
    Ödül Puanları:
    0

    Türkiye'nin su bitki ve toprak varlığı acil lazım lütfen bilen varsa yapsın :confused:

  2. eylül türker

    eylül türker Üye

    Katılım:
    31 Ocak 2010
    Mesajlar:
    9
    Beğenileri:
    4
    Ödül Puanları:
    0
    türkiye orta kuşakta yer aldığı için birçok bitki çeşidi vardır. hatta avrupa ile kıyaslandığında türkiye avrupanın enaz 10 katında bitki türüne sahiptir.bunu akdenizde ve ege de kızılçam, defne zakkum limon keçiboynuzu karadenizde kayın ıhlamur gürgen meşe palamut içanadoluda ise bozkır antropojen şeklinde görülür. üzerlik, kekik çoban yastığı gibi bitkiler var. türkiye bitki kadar olmasada su yönündende zengindir. ama temiz su oranı giderek azalmaktadır.buda türkiyenin temiz suları iyi ve dengeli kullanmadığının göstergesidir. türkiyedeki sular mineral yönünden oldukça zengindir buda sularımızın değerini artırmaktadır.hatta birçok nehirlerimizdeki temiz sular denizlere karışıp gidiyor.(malesef sonrada millet su kıtlığı die bağırıyo)...türkiye 3.jeolojik zamanda oluştuğu için taşımacılık vb faliyetler yapılamaz...akarsuların genellikle boyları kısadır, akış hızları yüksektir düzensiz rejime sahiptirler... toprak yönünden de iyidir. en verimli toprak olan çernezyum erzurum ve çevresinde bulunur.
    hulus_08 bunu beğendi.
  3. nev33e

    nev33e Üye

    Katılım:
    8 Mart 2009
    Mesajlar:
    31
    Beğenileri:
    26
    Ödül Puanları:
    0
    TÜRKİYENİN SU VARLIĞI


    Su Bütçesi
    Yaklaşık 150 milyon kilometre karelik dünya toprağına, dengesiz biçimde dağılmış, en değerli doğal kaynak sudur. Çöl ve kutup bölgelerinin kapladığı 75 milyon km²’lik kesimde hiç su yoktur. İçimlik suların olmadığı yerde yaşayan insan sayısı 1.8 milyar kişidir. 2.4 milyar kişi ise her türlü sağlıklı içme suyu donanımından yoksundur. Dünyada her yıl 20 milyon kişi pis su yüzünden ya da su yetmezliğinden kaynaklanan hastalıklardan ölüyor. Azalan su kaynakları ile gittikçe çoğalan insanı beslemek için tarım ürünlerini üretmek olanaksızdır. Yıllar ilerledikçe su tüketimi de artmaktadır. 1950’de 1000 km3/yıl olan tüketim, 1991’de 4000 km3/yıl’a ulaşmıştır. 40 yıllık aralıkta su tüketimi dünya nüfus artışının 2 katı olmuştur. Bu hızı arttıranlar çiftçi ve sanayicilerdir.

    Yeryüzündeki suların %97’si okyanuslardadır. Geri kalan %3 suyun, %79’u (toplamın %2.37’si) buzullarda, %20’si (toplamın %0.6’sı) yeraltında, %1’i (toplamın %0.03’ü) yüzeyde yer alır. Yüzey sularının %52’si göllerde, %38’i yeryüzündeki nemde, %8’i atmosferdeki su buharında, %1’i nehirlerde ve %1’i de canlı organizmasında yer alır. Su tüketininin %70’i tarımsal amaçlı kullanımla gider. Bunun %40’ı yanlış sulama yöntemi nedeniyle yitiriliyor. M² başına olağan sulama 1 m3/yıl (ya da 3 lt/gün)’dür. Bu sulama hızında dahi, su sığı derinlikte buharlaştığı için toprakta tuz bırakarak aşırı gübre ve tarım ilaçları ile çoraklaşmayı hızlandırmaktadır. Ormanların hızla kesilmesi ile dengesiz su akışı ile gelişen aşınma gelecek 40 yıl içinde dünyada ekilebilir toprakların %30’unun yitirilmesine neden olacaktır.


    Türkiye’nin Su Bütçesi
    Ülkelere göre kişi başına yıllık su tüketimi; ABD’de 2200 m3/yıl (6000 lt/gün), Fransa’da 725 m3/yıl (2000 lt/gün), Türkiye’de 182 m3/yıl (500 lt/gün), Gana’da 30 m3/yıl (82 lt/gün)’dür.

    Türkiye’de suyun 350 lt/gün’ü tarımda kullanıldığına göre; 150 lt/gün’ü temizlik, içimlik ve sanayide kullanılmaktadır. Gelişmişlik sınırı için bir kişinin temizlik ve içimlik su gereksinmesi 200 lt/gün’dür.

    Türkiye’deki su üretimi, orman ve otlaklardan 108 milyar m3/yıl’dır. Bunların 64 milyar m3’ü (%59) barajlardan, 9.5 m3’ü (%8.8) yeraltısularından, 34.5 milyar m3’ü (%32) akarsu ve göllerden sağlanır. Bu sular 3.8 milyon hektarlık sulu tarım alanında sulama, 35.000 MW’lık hidroelektrik santrallerde enerji üretimi için ve yerleşim-sanayi alanlarında kullanılır. Sudan dönüştürülen enerjinin toplam enerji içinde aldığı oran %14.4 olup, diğer kaynaklar; odun %19.2, taş kömürü %7.1, linyit kömürü %37.7, asfaltit %5, petrol %11, tezek bitki %9.3, doğalgaz %0.6, jeotermal enerji %0.05’tir.


    KAPLICA TURİZMİ
    İnsanlar en çok parayı, sağlıklarını yitirmeye başladığı 50 yaşından sonra tüketmektedirler. Türkiye’de deprem kuşakları boyunca ve her deprem olduğunda kaplıca kızgın suyu ve kızgın kuru kayalar vardır ve oluşmaktadır. Dolayısıyla ülkemiz yapılacak yeni araştırma ve yatırımlarla bir Sağlık Ülkesi’ne dönüştürülerek yaz-kış gezginlere, sağaltım yumuşu (hizmeti) vererek ülkeye döviz kazandırabilir. Bu tür araştırma ve kurgulara (tesislere) düşük üremli borçlandırma ile destek olunmalı ve 10 yıl vergi ve geri ödeme alınmamalıdır.
    hulus_08 bunu beğendi.

Sayfayı Paylaş