Türkiye'ye Yönelik Tehditler

Konu 'Sosyal Bilgiler 8. Sınıf' bölümünde arcelis tarafından paylaşıldı.

  1. arcelis

    arcelis Üye

    Katılım:
    12 Ocak 2010
    Mesajlar:
    10
    Beğenileri:
    2
    Ödül Puanları:
    0

    arkadaşlar türkiye'ye yönelik tehditler konusuu bulabilirmisiniz

    :97:
  2. arcelis

    arcelis Üye

    Katılım:
    12 Ocak 2010
    Mesajlar:
    10
    Beğenileri:
    2
    Ödül Puanları:
    0
    arkadaş yapan yokmu
  3. Rüzgar

    Rüzgar Moderatör Yönetici Moderatör

    Katılım:
    31 Ekim 2008
    Mesajlar:
    2.028
    Beğenileri:
    875
    Ödül Puanları:
    113
    TÜRKİYE’YE YÖNELİK TEHDİTLER

    Türkiye’ye yönelik tehditleri iç ve dış tehdit olmak üzere iki kısımda incelemek gerekir. Fakat bunların birbirleri ile bağlantıları da vardır. Her iç tehdit unsuru bir dış tehdit unsurunun uzantısıdır.

    1. Dış Tehdit
    Türkiye’ye yönelik tehdidin en önemli sebebi Türkiye’nin jeopolitik ve jeostratejik değeridir. Diğer önemli bir sebep de Türkiye’nin çevresinin beşerî yapısının oldukça karmaşık olmasıdır. Farklı ırklara, dinlere ve kültürlere sahip bu toplumlar zaman -zaman birbirleri ile çatışan rejimler tarafından yönetilmektedir.

    Türk milletinin birliğine ve Türk devletinin varlığına yönelik yıkıcı tehdit Türkiye üzerinde emelleri olan bazı dış güçler ve devletler tarafından yoğun bir şekilde bugün de sürdürülmektedir. Atatürk:

    “İki türlü cephe vardır. Dahilî cephe, zahirî cephe, asıl olan dahilî cephedir. Bu cephe bütün memleketin bütün milletin vücuda getirdiği cephedir. Zahirî cephe doğrudan doğruya ordunun düşman karşısındaki silahlı cephesidir. Bu cephe sarsılabilir, değişebilir mağlup olabilir. Fakat bu hal hiç bir vakit bir memleketi, bir milleti mahvedemez. Mühim olan memleketi temelinden yıkan, milleti esir eden dahilî cephenin çökmesidir. Bu gerçeği bizden çok iyi kavramış olan düşmanlar, bu cephemizi yıkmak için yüzyıllarca çalışmışlar ve çalışmaktadırlar. Bugüne kadar muvaffak da olmuşlardır. Gerçekten kaleyi içten almak dışarıdan zorlamaktan çok kolaydır.”

    Teknik gelişmeler insanın duygu, düşünce ve hareketlerini tahrip etme imkânını çok yükseltmiştir. Bunun sonucunda toplumların millî hedefleri ve menfaatlerine ulaşmanın tek yolu olan “Sıcak Savaş”ların yanında “Soğuk Savaş” gündeme gelmiştir. Sıcak savaş için çok değişik silahlar ve taktikler geliştirildiği gibi soğuk savaş için çok daha çeşitli taktikler ve silahlar kullanılmaktadır. Birincisinde belki de insanın sadece bedenini yok etmek veya etkisiz hâle getirmek hedef olurken, ikincisinde insanın düşüncesi, ruhu hedef alınmaktadır.

    Soğuk savaşın diğer adı psikolojik savaştır. Bugün psikolojik harekât siyâsî, ekonomik, askerî ve ideolojik faaliyetleri kapsayacak şekilde geniş anlamda kullanılmaktadır. Çağımız devletlerinin iç ve dış politikalarının desteklenmesi ve benimsetilmesi maksadıyla başvurulan psikolojik harekât; savaş ve barış zamanında politik ve askerî hedeflere ulaşılması için düşman, dost ve tarafsız çevrelerde uygun tutum ve davranışlar yaratmak üzere plânlanan ve uygulanan siyasî, ekonomik, ideolojik ve askerî faaliyetlerdir.

    Sıcak savaşın destekçisi olarak yapılan soğuk savaşın hedefleri:
    a. Düşmanın moralini bozmak,
    b. Düşmanın savaşma istek ve azmini kırmak,
    c. Düşmanın müttefikleri arasına şüphe ve fesat tohumları ekmek,
    d. Düşmanın kendi toprakları üzerinde şüpheli emeller beslediği intibaını yaratmak,
    e. Tarafsız ülkelerin sempati ve yardımını kendi tarafına çekmek veya tarafsız kalmalarını sağlamak,
    f. Düşmanın kendi topraklarında veya işgâlindeki topraklarda mukavemet yuvaları kurmak ve bunların faaliyetlerini desteklemek,
    g. Ayrıca ülkeye yönelik düşman psikolojik harekatını etkisiz hâle getirmek için yürütülen karşı propaganda faaliyetlerinde bulunmak olarak belirtilebilir.

    Yakın zamanlara kadar Doğu blokundan kaynaklanan psikolojik harekât genellikle Batı ülkeleri üzerinden Türkiye’ye yansıtılmaktaydı. Ayrıca Batı ülkelerinden ülkemize yöneltilen psikolojik harekâtın gereği olarak başvurulan siyâsî, ekonomik ve sosyal baskıların çoğu Batı sosyalist ve komünist partisi temsilcilerinin çabalarıyla gündeme gelmekteydi. Komünist rejimin çöküp Doğu blokunun dağılmasına rağmen bu faaliyetler devam etmektedir.

    Batı dünyasının, kendisinin ve çevremizdeki ülkelerin de soğuk savaş taktiklerine hedef olmaktayız.
    Bu ülkelerden gelen tehditlerin tarihî uzantıları da vardır. Bunları sırasıyla görelim:

    a. Sovyet Rusya’nın Türkiye Üzerindeki Emelleri;

    Rusya Çar I. Petro’dan itibaren Rusya’nın Ortadoğu ve Akdeniz’e yönelik emellerinin özünü “sıcak denizlere açılma” arzusu oluşturmaktadır. Günümüzde buna ilâve olarak bölgenin zengin petrol yataklarına sâhip olması Rusya’nın iştahını kabartmaktadır.
    Rusya, Küçük Kaynarca Anlaşmasından (1774) itibaren “Şark Meselesi”ni canlandırmış ve bu amaca ulaşmak için diğer devletlerle gizli anlaşmalar yapmıştır. Rusya coğrafyasındaki devletin adı, rejimi ne olursa olsun Türkiye coğrafyasına yönelik hedefi hep aynı kalmıştır.
    Rusya, I. Dünya Savaşı sırasında Çanakkale zaferimiz sebebiyle müttefiklerinden yardım alamayınca çöküntüyü kullanan komünistler ihtilâl yapmışlar ve ihtilâl hükûmeti savaştan çekilerek yaptığı bütün gizli anlaşmaları açığa çıkarmıştır. Bundaki amacı sosyalist prensipler değil, kendisinin içinde olamayacağı paylaşma projelerinin uygulanmasıyla uğrayacağı kayıptır. Nitekim Sovyet Rusya ihtilali gerçekleştirip komünist rejimi rayına oturttuktan sonra emperyalist hedeflerine ulaşmak için harekete geçmiştir. Bu sefer sıcak savaşın yanında soğuk savaşı gündeme getirerek.

    b.Bulgaristan’ın Emelleri
    Bulgaristan’ın Doğu bloku dönemindeki emelleri Sovyet Rusya paralelinde idi. Kendisinin tarihî emeli; Karadeniz’den Adriyatik’e, Tuna’dan Ege’ye kadar yayılan İstanbul ve Trakya’yı da içine alan Büyük Bulgaristan’ı gerçekleştirmektir.

    c. Suriye’nin Emelleri
    Suriye’nin Hatay dâhil olmak üzere Güneydoğu Toroslar’a kadar uzanan topraklarımız üzerinde tarihî emelleri vardır. Suriye, yakın zamana kadar Sovyet Rusya yanlısı bir politika izlerken Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerimizdeki bölücü terörist faaliyetleri ve mezhep ayrılıklarını tahrik etmekteydi. Suriye Yunanistan ile açık ve gizli ittifak yaparak bölücü, aşırı sol ve Ermenilerle işbirliği yapmıştır.

    d. İran’ın Emelleri
    İran, Osmanlılar döneminden beri Türkiye üzerinde açık emeller beslemektedir. Tarihte İran coğrafyasına egemen olan bütün güçler yönünü mutlaka Anadolu’ya çevirmiştir. Osmanlılar döneminde Şiilik vasıtasıyla Osmanlı ülkesinde taraftar toplamak yoluna gitmiştir. Bugün de İran Şii nitelikli İslâm devrimini Türkiye’ye yaymak istemekte. Buna ulaşmak için de öncelikle Atatürk düşmanlığını Türkiye’de yayarak Şii olmasa da Atatürk düşmanı Müslüman tipini oluşturma faaliyeti içindedir. Diğer taraftan Türkiye’ye karşı terör ve bölücü faaliyette bulunan grupları da desteklemektedir. Son yıllardaki faaliyetleri ile dikkat çeken Hizbullah terör örgütünün İran’ın resmî mezhebi Şii İslâm bağlantıları vardır.

    e. Irak’ın Emelleri
    Irak ile doğrudan olmasa da Musul Kerkük bölgesi meselemiz vardır. Çünkü Musul Kerkük bizim Misâk-ı Millî sınırlarınız içinde idi. Yine zaman - zaman gündeme gelen su meselemiz vardır.

    f. Yunanistan’ın Emelleri
    Yunanistan “Megalo İdea” şeklinde emelini formülleştirmiştir. Bu politikanın amacı; Kıbrıs, Batı ve Orta Anadolu, Boğazlar, İstanbul ve Trakya’yı içine alan Büyük Yunanistan’dır. Bugün Türkiye ile Yunanistan arasında Kıbrıs, Kıta sahanlığı, Kara suları, Fır hattı gibi meselelerimiz vardır. Yunanistan tarihî ve dinî bağlar sebebiyle Batı dünyasından da destek almaktadır. Dahası Yunanistan, Batı devletlerinin de Türkiye’ye karşı bir maşası görünümündedir. 1999 depremleri iki ülke insanını birbirine yakınlaştırmış olmasına rağmen devletlerin ana politikalarında bir değişiklik olmamıştır.


    2. Yıkıcı İç Tehdit

    Yıkıcı unsurlar bir ülkenin mevcut anayasal düzenini yıkmayı, değiştirmeyi, ülke bütünlüğünü parçalamayı veya tamamen ortadan kaldırmayı hedef alan ve bu yönde faaliyete girişen örgütler veya gruplardır. Yıkıcı unsurlar bir ülkenin kendi iç yapısından veya dış güçlerin tahrikiyle ortaya çıkarlar. Ancak her durumda dış güçler bağlantısı olsun olmasın bu yıkıcı unsurları amaçları doğrultusunda kullanırlar.
    Bunların amaçları;
    1. Başta üniversite gençliği olmak üzere Türk toplumu üzerinde sürdürülen menfi propagandanın amacı devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü parçalamak,
    2.Cumhuriyet rejimini ve mevcut hukuk düzenini yıkmak
    3.İdeolojileri doğrultusunda bir düzen kurmaktır.

    Ülkemizde mevcut tehdit unsurları aşırı sol unsurlar, aşırı sağ unsurlar bölücü terör unsurları ve irticai unsurlar olarak tasnif edilebilir.

    a. Aşırı sol unsurlar;
    Bütün aşırı sol ve komünist terör örgütlerinin amacı Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet rejimini yıkarak yerine Marksist-Leninist bir düzen kurmaktır. Amaçlarına birinci yol olarak mevcut düzenin sağladığı partileşme imkânı ile iktidara hâkim olmak daha sonra komünizmi kurmak.

    İkinci yol ise mevcut düzeni silâhlı ayaklanma ile yıkarak devlete hâkim olmak ve komünist yönetimi kurmaktır. Bütün yasadışı sol örgütler terör yolunu seçmişlerdir. Birinci yolu seçenler her ne kadar yasal görünseler de ihtilâlci terörist gruplara destek olmaktadırlar veya bizzat silahlı teröre başvurmaktadırlar.

    Zamanımızda Sovyetler Birliği güdümündeki komünizm yıkılmış olmasına rağmen, onların başarılı olamamalarına karşılık kendilerinin başaracaklarını sanan komünist gruplar vardır. Ama bu grupların çoğu diğer bölücü terörist gruplar içinde faaliyet göstermektedirler. Yani her durumda Türk devletine karşı yıkıcı faaliyetlerini devam ettirmektedirler. Bir kısmı da sosyalizmi öne çıkarmadan Sosyalist düşünce doğrultusunda toplumu bölmeye, tahrik etmeye devam etmektedir.

    b.Aşırı Sağ Unsurlar
    Bunların bir doktrin olarak kabul ettikleri milliyetçi görüşleri etrafında devletin yeniden yapılanmasına çalışmak, kendilerine göre devletin yıkıcı unsurlara karşı yapamadığını üslenmek ve milletin koruyuculuğunu üslenmek gibi iddiaları vardır. Özellikle 12 Eylül öncesi kendilerini devletin kolluk kuvvetleri yerine koyarak aşırı sol teröre karşı gelerek komünizmin yerleşmesine engel oldukları fikrindedirler. Bu unsurlar bazı durumlarda aşırılığa gidip bazı halk kesimlerinin düşmanlığını üzerlerine çekmektedirler.

    c. Bölücü Terör Unsurları
    Amaçları Türkiye Cumhuriyetini parçalayarak Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da sınırları kendilerince belirlenmiş bölgelerde bağımsız bir devlet kurmaktır. Bölücü terör örgütleri dayandıkları devletlere ve ideolojilerine göre farklı yaklaşımlara sâhiptir. Bunlardan PKK terör örgütü Marksist-Leninist ideoloji doğrultusunda teşkilâtlanmıştır. Marksist unsur özellikle terör örgütü ambleminde açıkça görülmektedir.

    Diğer örgüt ise İran tipi Şii din anlayışı ile hareket eden Hizbullah adlı örgüttür.

    Bu örgütlerin dış destekli oldukları açıktır. Bu dış mihraklar sanıldığı gibi onlara istedikleri bölgede devlet kurdurmayacaklardır. Çünkü bölgede öteden beri terör unsurunu harekete geçirerek hak iddiasında bulunan Ermeniler vardır. Ermeni terör örgütü Asala 1970 ve 80’li yıllarda yurt dışındaki diplomatlarımıza yönelik cinâyetlerini durdurmuşlar ve PKK ile eylem birliği içine girmişlerdir. Bu durum PKK’nın lider konumundaki kadrosunun büyük çoğunluğunun Ermenilerden oluşmasında büyük rol oynamıştır. Ermeniler bu hareketleriyle hem dünyaya terör yoluyla duyurdukları meselelerini bölgeye kaydırmış olmakta; hem de başka bir terör örgütü ile beraber hareket ederek Türk devletinin yıkılması kolaylaşmakta; hem de öteden beri kendilerinin olduklarını iddia ettikleri toprakları başkalarına kaptırmamış olacaklardır.

    d. İrticâi Unsurlar
    Bunlar, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin siyâsî, hukukî, sosyal ve ekonomik yapısını dinî esaslara dayandırmak amacını güderek Türk devletinin en temel niteliği olan Laiklik ilkesini çiğnemektedirler. Halifeliğin yeniden kurulması, bütün İslâm toplumlarının bir siyâsî birlik etrafında toplanması gibi hedefleri vardır.

    İrticâi unsurlar hedeflerine, dayandıkları dış güçlere ve mezhep ve tarikat durumlarına göre farklılık göstermektedir. Meşrû partiler vasıtasıyla teşkilâtlananlar demokratik metotları kullanarak hedefe ulaşmak istemekte. İran tipi Şii İslâm devrimini örnek alanlar ihtilâlci metodu benimsemektedirler. Özellikle İran tipi İslâm anlayışı Laiklikle ters düştüğünden, Atatürk İlke ve İnkılapları bunlar tarafından öncelikle yıkılması gereken hedefler arasındadır. Türkiye’de Atatürk düşmanlığının özellikle İran İslâm devriminden sonra yaygınlaşma sebebi budur.

    İrticâi unsurlar hedeflerine ulaşmada toplumların örflerini ve millî bilinçlerini büyük engel olarak gördüklerinden millî kültür özelliklerini öncelikle yıkmayı amaçlamaktadırlar.

    Demokratik metotlarla iktidara gelmeyi amaçlayan unsurlar hedefe ulaşmak için dinlerinin dahi kabul etmedikleri usulleri kullanmaktadır. Ayrıca bunlar kendi siyâsî partilerine oy vermeyi dinî bir görevmiş gibi göstermekte, hatta kendilerine oy vermeyenleri din dışı ilân edebilmektedir. Nasıl sosyalistler, toplumdaki sosyal dengesizlikleri kullanıp kendilerine malzeme yapmışlarsa, bunlar da toplumdaki dinî aksaklıkların istismârını yaparak taraftar toplamaktadır. Belki de toplumun kendi içinde çözüm bulabileceği meseleleri siyâsî malzeme yaparak çözümsüz hâle getirmektedir.

    İrticâi grup mensupları ile samimi Müslüman vatandaşları birbirinden ayırmak gerekir. Bu grupların yaptığı öncelikle kendilerinden olarak gördükleri kişilerle birlikte yaşadıkları devlet müessesini yıpratmak için vatan, millet ve devlet kavramlarını zedelemektir.

    Bunlar özellikle câhil halk kesimlerini hedef alarak kendilerine çekmeye çalışmaktadır. Bunu önlemenin yolu istismarcılara meydan bırakmayacak şekilde halkımıza gerçek dini öğretmekten geçer.



    bunu bulabildim.. umarım işine yarar.. :)
    arcelis bunu beğendi.
  4. bennybenassi

    bennybenassi Üye

    Katılım:
    15 Mart 2010
    Mesajlar:
    13
    Beğenileri:
    9
    Ödül Puanları:
    0
    türkiyeye yönelik en büyük tehtid;türk-kürt ayrımı yapmaktır.

Sayfayı Paylaş