tutku yayıncılık

Konu 'Din Kültürü 10. Sınıf' bölümünde Sevqi. . tarafından paylaşıldı.

  1. Sevqi. .

    Sevqi. . Forumdan Uzaklaştırıldı

    Katılım:
    23 Şubat 2010
    Mesajlar:
    1.130
    Beğenileri:
    1.863
    Ödül Puanları:
    0

    sayfa 32 lazım :) :) :) :)
  2. Moderatör Latif

    Moderatör Latif Moderatör Yönetici Moderatör

    Katılım:
    28 Eylül 2011
    Mesajlar:
    1.367
    Beğenileri:
    626
    Ödül Puanları:
    113


    1)

    Hudus Delili : Evren ezeli değildir,sonradan meydana gelmiştir.Sonradan meydana gelen her varlığın bir yaratıcısı olması gerekir.Bu yaratıcı Yüce Allah'tır

    İmkan Delili : Evren ve tüm varlıklar sonradan yaratılmıştır.Sonradan yaratılan her şey mümkündür. Yani bunların varlığı zorunlu değildir.Varlığı zorunlu olmayan evreni ve içindeki varlıkları yaratmayı dileyen bir varlık bulunması gerekir. Bu da Allah'tır


    2)

    Allah evrendeki düzenle birlikte üzerinde yaşadığımız dünyayı,canlıları ve insanları da koruyup gözetmektedir.
    Bununla ilgili bir ayette “... Şüphesiz Allah sizin üzerinizde gözetleyicidir.”16 buyrulmaktadır.
    İnsan bunun farkında olmalı, Allah’ın emir ve yasaklarına uygun davranmaya özen göstermelidir.
    Yeryüzünde pek çok canlı vardır. Allah bunlar içinde insana ayrı bir değer vermiş, onu akıl sahibi bir varlık olarak yaratmıştır. Bu sayede insan iyiyi
    kötüden, doğruyu yanlıştan ayırt edebilmekte ve kendisini
    tehlikelerden koruyabilmektedir. Ayrıca Allah insanlara tarih boyunca birçok peygamber göndermiştir.
    Onlardan bazılarına emir, yasak ve öğütlerini içeren kutsal kitaplar vermiştir. Böylece insanları iyiye, güzele ve doğruya yönlendirmiş; onları her türlü kötülükten kaçınmaları konusunda uyarmıştır.
    İnsanlara, yalnızca Allah’a inanıp ibadet etmelerini, hurafe ve batıl inançlardan uzak durmalarını emretmiştir

    3)

    İnsan, dua yoluyla hiçbir aracı olmaksızın Yüce Allah’a olan sevgi ve bağlılığını dile getirir. Duygularını ve dileklerini kendi ifadeleriyle ona iletir. Bu da insana huzur ve mutluluk verir. Kendisini Allah’a yakın hissetmesini sağlar. Zorlukları, sıkıntıları daha kolay aşmasına katkıda bulunur. Bizler de her zaman Allah’a dua edelim. Dilek ve isteklerimizi dua yoluyla ona iletelim. Samimi olarak, yapılan duaları Allah’ın kabul edeceğini bilelim.


    4)


    İnsan, akıllı ve irade sahibi bir varlıktır; aklıyla doğruyu yanlıştan, iyiyi kötüden, faydalıyı zararlıdan ayırt edebilir. Yüce Allah’ın günah, sevap, helâl ve haram kıldığı davranışları Kur’an-ı Kerim’den öğrenip kavrayabilir. İradesiyle iyiye, güzele ve doğruya yönelebilir. Ancak insan, buna rağmen zaman zaman hata edebilir, günah olan davranışları yapabilir. İnsan, günah işlediğinde vicdanı bundan rahatsız olur. Yaptığı hatadan dönmek, işlediği günahı affettirmek ister. Peki bunun yolu nedir? İnsanın yaptığı hatayı telâfi etmesi mümkün müdür? Bunun için ne yapması gerekir? Dinimize göre insan, böyle durumlarda tövbe ederek Yüce Allah’tan bağışlanma diler. Bir daha aynı hatayı yapmayacağına dair ona söz verir. Hiçbir aracı olmaksızın, duyduğu pişmanlığı, içinden geçirdiği duygu ve düşünceleri Allah’a iletir. Onun şefkat ve merhametine sığınır. Böylece tövbe eden kişi, Allah ile doğrudan ve samimi bir iletişim kurmuş olur.

    İnsan, işlediği günah, yaptığı hata ne olursa olsun ümitsizliğe kapılmamalı,tövbe etmelidir. Yüce Allah’ın yapılan tövbeleri kabul edeceğini bilmelidir. Tövbe ettikten sonra da yaptığı hataları, işlediği günahları bir daha tekrarlamamaya özen göstermelidir.


    5)

    Kur’an-ı Kerim, dinimizin temel kaynağıdır ve Allah’ın sözlerinden oluşur. Dolayısıyla onu okuyan kimse doğrudan Rabb’i ile iletişim kurmuş olur. Kendisini ona yakın hisseder. Yüce Allah’ın sözlerini okumanın mutluluğunu yaşar. Allah’ın pek çok ayette Allah’ın hitap ettiğinin farkında olur. Dinimizin emirlerini, yasaklarını ve öğütlerini temel kaynağından öğrenme imkânı bulur. Bunlara uygun davranmaya çalışır. Yüce Allah da Kur’an okuyan, buyruklarını yerine getiren kimseleri sever. Bütün bunlar da göstermektedir ki Kur’an’ı okumak ve öğrenmek, insanın Allah ile iletişimini güçlendirir.

    Bizler de ister yüzünden ister mealinden olsun, Kur’an’ı okumaya ve anlamaya önem verelim. Böyle yaptığımız zaman hiçbir aracı olmaksızın doğrudan Allah ile iletişim kurmuş oluruz. Onu kendimize çok yakın hissederiz. Bu da yüce yaratıcımızla aramızdaki sevgi bağını güçlendirir. Çünkü Allah, Kur’an okuyan ve kendisini seven kullarından hoşnut olur, onları sever.


    6)

    Ahirete inanmanın bireysel ve toplumsal açıdan bazı faydaları vardır. Ahirete inanmak, kişinin huzurlu ve mutlu olmasını sağlar. İnsanın ölümden kurtulması mümkün değildir. Her canlı bir gün mutlaka ölecektir. Kişiyi bu düşüncenin verdiği mutsuzluk ve üzüntüden kurtaracak tek düşünce, insanların ölümden sonra yeniden dirilecekleri ve bunun ardından sonsuz bir hayatın geleceği inancıdır. Bu inanç, insanın gereksiz ve yersiz korkulardan uzak olmasını sağlar.
    Öldükten sonra başka bir âlemde tekrar dirileceğine inanmak, insanın iyiliğe yönelmesine ve kötülükten uzaklaşmasına katkı sağlar
    Ahiret inancı toplumda kötülüklerin azalmasını, iyiliklerin çoğalmasını sağlar. Dünyada yaptıklarından dolayı ahirette sorguya çekileceğine inanan insan, davranışlarına özen gösterir. Başkalarıyla iyi ilişkiler kurmaya, kendisine ve çevresine yararlı olmaya, daima iyilik yapmaya çalışır. Buna dikkat eden kişiler, başkaları tarafından sevilip sayılırlar. Böyle insanlardan oluşan toplum da huzurlu olur.
    Ahirete inanmak insanda sorumluluk duygusunu geliştirir. Allah, insanı akıllı ve irade sahibi bir varlık olarak yaratmış, diğer varlıkları onun hizmetine vermiştir. İnsanın yararlanması için birçok nimet var etmiştir. Ahirete inanan kişi bu nimetleri kullanırken yaptıklarından sorumlu tutulacağını düşünerek ölçülü davranır.Örneğin; doğaya, bitkilere, hayvanlara zarar vermez. Tabiattaki güzellikleri korumaya çalışır. Onları savurganca kullanmaz.


    7)

    Kader; Allah’ın sınırsız ve sonsuz bilgisiyle, evrende meydana gelecek olayları önceden bilip takdir etmesidir. Kaza ise Allah’ın önceden bilip takdir ettiği olayların, zamanı gelince ortaya çıkmasıdır. Yüce dinimizde yer alan inanç esaslarından biri de kadere inanmaktır.İnsan, akıllı ve irade sahibi bir varlıktır. Eylemlerini kendi iradesiyle gerçekleştirir. Aklı sayesinde düşünür,araştırır, iyiyi ve kötüyü birbirinden ayırt eder. İradesiyle de bunlardan dilediğine yönelir. Bu ne denle insan, davranışlarında özgürdür ve yaptıklarından sorumludur. İnsanın akıllı, irade sahibi ve özgür bir varlık olması, onun kendi kaderini, geleceğini belirlemesinde etkilidir.


    8)C
    9)B
    10)A
    11)B
    12)

    1.D
    2.D
    3.D
    4.Y
    5.D





    Sevqi. . bunu beğendi.

Sayfayı Paylaş