tütün zamanı zeliş romanının incelemesi

Konu 'Kitap Özetleri' bölümünde zeynep q. tarafından paylaşıldı.

Konu Durumu:
Mesaj gönderimine kapalı.
  1. zeynep q.

    zeynep q. Üye

    Katılım:
    23 Nisan 2009
    Mesajlar:
    3
    Beğenileri:
    8
    Ödül Puanları:
    0

    tütün zamanı zeliş roman incelemesi arkadaşlar lütfenn..
  2. Moderatör Güleda

    Moderatör Güleda Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    10 Ocak 2009
    Mesajlar:
    7.623
    Beğenileri:
    4.563
    Ödül Puanları:
    113
    KİTABIN ADI: Zeliş (Tütün Zamanı : I)
    KİTABIN YAZARI: Necati CUMALI
    YAYINEVİ: Cumhuriyet Kitap Kulübü
    BASIM YILI: Şubat, 2006



    - ESERDE BAŞLICA KİŞİLER:

    Zeliş: 16-17 yaşlarında geçimini tütüncülükle kazanan bir ailenin tütüncü kızı.
    Cemal: Zeliş gibi, ailesine tütüncülükte yardım eden Kadıovacıklı ailesinin oğlu.
    Recep: Zeliş’in babası.
    Boşnak Bekir: Zeliş ile evlenmek isteyen köyde ağa gibi değer gören ****kanlı.
    Fehmi Has (Kör Fehmi): Zeliş ile Bekir’in arabuluculuğunu yapan adam, Bekir’in yardımcısı.
    Yaşar: İlk zamanlar Zeliş’e aşık olan, Zeliş’in Cemal’i sevdiğini öğrenip ondan intikam almak için türlü yollara başvuran kötü bir insan karakterini canlandırır.


    -ESERDE YER ve ZAMAN:

    Romanda olaylar, 1950’lerde; İzmir’in Urla ilçesinde geçmektedir.

    - ESERİN KONUSU:

    Yaz zamanı aileleriyle bağa çıkan komşu çocukları Zeliş ile Cemal’in aşkını temelde konu almakta ve bu konunun etrafında okuyucuya köy insanını ve köy yaşamını da tanıma fırsatı vermektedir. Zeliş ile Cemal’in birbirine duydukları aşk, kaçış maceraları ve insanların onlara karşı olan anlayışsızlığından dolayı çektiği acılarla dolu anıları anlatılmaktadır.


    - ESERİN ÖZETİ:


    Zeliş, geçimini tütüncülükle sağlayan bir ailenin kızıdır. Bir gün bağ evlerinde iş görürken keçisinin urganını koparıp kaçmış olduğunu fark eder ve sonunda keçiyi komşuları Kadıovacıklılar’ın tarlalarında bulur. Tarlada evin oğlanı Cemal ile tanışır ve o anda Cemal ile birbirlerinden etkilenirler. Fakat o günden sonra birbirlerini görmeleri çok zordur ama hep birbirlerini düşünürler. Tüm bunlardan habersiz olan Zeliş’in babası, kızını köyün ağası kadar değer gören “Boşnak Bekir” ile sözlemeye kararlıdır. Kızını Bekir’e vermek istemesinin en önemli sebebi de Bekir’e olan borçlarıdır. Zeliş, bu kararı sezmekte ve Bekir’i her gördüğünde onu istemediğini belli etmek için ters davranmaktadır.

    Uzun bir aradan sonra Zeliş ile Cemal köylülerin eğlence düzenledikleri gece birbirlerini görür ve daha sonra kalabalıktan uzak bir yerde buluşarak birbirlerini sevdiklerini itiraf eder. O geceden sonra ise Zeliş ile Cemal’i komşulardan biri olan Yaşar’ın çıkardığı dedikodular rahat bırakmaz. Dedikodu tüm köye yayılır, hatta komşular söylentileri abartarak hem Cemal’in hem de Zeliş’in annesini kendilerinin çıkardıkları “Cemal’in Zeliş’i kaçıracağı” yalanıyla doldururlar. Sonunda iki aile birbirine gizliden gizliye düşman kesilir.

    Dedikodular yüzünden bir daha görüşme fırsatı bulamayan Zeliş ile Cemal artık mektuplaşmaya başlar. Zeliş’in sakladığı mektupların annesi tarafından görülmesi ve babası Recep’i uyarması üzerine Recep Efendi kızını bir an önce Bekir ile nişanlamak için harekete koyulur. Fakat Zeliş’in Bekir’i istememesi işleri zorlaştırmaktadır. Bekir de çareyi köyde arabuluculuk yapan Kör Fehmi’den yardım istemekte bulur. Kör Fehmi ile Bekir Zeliş’i kaçırma planları yaparlar.

    Tütünü kırıp da işlerinin önemli kısmını bitiren Recep ve ailesi artık bağ evinden köylerine taşınacaklardır. Bekir, o günü fırsat bilerek Recep evden ayrıldıktan sonra Zeliş’i gördüğü yerde Kör Fehmi ile tuttukları araba ile kaçıracaktır. Bu planı önceden haber alan Zeliş, o gün Cemal’e kaçar. Cemal ile Zeliş, nereye gideceklerini bilmeden, kimseye haber vermeden dağlara doğru yol alırlar. Yürüyerek yaptıkları uzun ve zorlu yolculuklar sırasında kimi yerlerde kısa süreli misafir edilirler. Bu süreçte, Zeliş’in babası, Bekir ve Kör Fehmi, Cemal ile babasını Zeliş’i zorla kaçırmakla suçlar ve onlardan şikâyetçi olurlar. Cemal’in babası bu işle ilgisi olmamasına rağmen tutuklanır. Fakat kısa bir süre sonra suçsuz olduğu anlaşılır ve özgür bırakılır..

    Zeliş ile Cemal kaçtıktan bir süre sonra zengin bir çiftçinin yanında çalışmaya ve hayatlarını düzene sokmaya başlarlar. Fakat işverenleri bir süre sonra onların kaçmış olduklarını öğrenir ve jandarmaya haber verir. Cemal tutuklanır ve hapse atılır. Cemal’in duruşmasında Zeliş, Boşnak Bekir ile Kör Fehmi’nin kimsenin bilmediği planlarını ve yaptıklarını anlatır. Bu olay üzerine Zeliş ile Cemal’in ailesinin tanıdıkları Recep’i şikâyetini geri alması için ikna ederler. Cemal kurtulur ve Zeliş ile evlenir…

    - ESERİN ANA FİKRİ:

    İnsanların dediklerine ve yaptıklarına göre her zaman hareket etmemiz doğru değildir, sürü psikolojisiyle bir yere takılıp gitmek yerine hareketlerimizi kendimiz düşünerek yönlendirmemiz bizim için daha yararlı olacaktır.
    Çocuklarını istemedikleri insanlarla evlendirmeye çalışan aileler ile çocuklar arasında sorun çıkması kaçınılmazdır. Çocuklarının gelecek hakkındaki kararlarını doğru buldukları sürece onlara sorun çıkarmamalıdırlar.


    - KİTAP HAKKINDA ŞAHSİ FİKİRLER:

    Köy hayatını güzel bir biçimde aşk konusunun etrafında ele alan bir romandı. Aşk konusu işlenirken bir yandan köydeki bakış açısının ve insanların tepkilerinin de yansıtılmış olması eserden pek çok çıkarım elde etmeyi sağlamaktadır. Günümüzde büyük şehirlerde yaşayan kızlar kendini Zeliş yerine koymayı beceremeyeceklerse de Zeliş gibi yaşayan, çalışan, aşık olan ve sevdiğiyle kaçan pek çok kızın hâlâ olduğunu unutmamak gerekir.

    - ESERİN YAZARI HAKKINDA BİLGİ:


    Hayatı:

    Necati Cumalı, 13 Ocak 1921’de şimdiki Kuzey Yunanistan’ın kasabası Florina’da doğdu. 1922 yılında, Batı Trakya dışındaki tüm Türkler gibi ailesi de göç etmek zorunda kaldı. Necati Cumalı, Florina günlerini tam hatırlayamamasına rağmen ailesinin anlattığı anılar ve oraya yaptığı geziler sonucunda almış olduğu notlarını iki kitabında aktardı.

    Necati Cumalı ve ailesi mübadele sonunda İzmir’in Urla kasabasına yerleşti. Ömrünün her döneminde İzmir ve Urla’da zaman geçirdi, öğrenciliği ve çalışma hayatının bir kısmı buralarda geçti. Bu nedenle Urla ve Ege Bölgesi yazarın eserlerinde belirleyici unsur olmuştur. Özellikle tütün emekçilerini anlattığı roman üçlemesi ("tütün üçlemesi" olarak nitelendirebileceğimiz Tütün Zamanı / Zeliş, Yağmurlar ve Topraklar, Acı Tütün) ve filme çekilip Türkiye'ye ilk uluslararası sinema ödülünü kazandıran Susuz Yaz, hep Ege topraklarında yaşam mücadelesi veren halkın hayatlarını yansıttı.

    Cumalı 1970 yılında İstanbul'a taşındı ve sonrasında tüm vaktini yazmaya ayırdı. Kendi deyimiyle, 1963 yılından itibaren de hayatını yazarak kazanmaya başladı. Aldığı davetlere cevap vererek Yugoslavya, Bulgaristan, ABD, Sovyetler Birliği, İran, Yunanistan, Çekoslovakya'da bulundu. 10 Ocak 2001'de İstanbul'da hayatını kaybetti.

    Sanatı:

    Ulusal bir edebiyata inanan, yerel değerleri her zaman el üstünde tutan, öz kültür ve dilden asla ödün vermeyen ve belki de en önemlisi, anlaşılır olmayı her zaman kendine amaç edinmiş bir yazardı. Hatta anlaşılır olmaya verdiği önemi, bazı eserlerinde açıkça da belirtmiştir. Zeliş (1971) romanında çarpıcı, biraz da ironik bir biçimde dile getirir:

    “Sadık efendi dilekçeyi yüksek sesle okudu. Dördü de cümlelerin kuruluşundan bir anlam çıkaramadıkları, çoğu kelimeleri hayatlarında ilk defa duydukları hâlde, dilekçeyi pek beğendiler. Bizde beğenilecek her yazının anlaşılmaz olması öteden beri asıl olduğuna göre, onların bu davranışına hiç şaşmamak lâzım! Toplumumuz sadık efendinin dilekçesine gelinceye kadar, anlaşılmaz sözleriyle bütün edebiyat jürilerini, bütün ünlü eleştirmecileri hayran eden nice sayısız şairler, nice büyük yazarlar yetiştirmiştir.”

    Romanları, iyi kurulmuş; sağlam gözlemlere, gerçek hayatın dinamizmini taşıyan gerçekçi tasvirlere sahip; yerel renkliliği ve yerli unsurları içtenlik ve sa****kle yansıtmasıyla kendi insanımızı bulduğumuz gerçekten bizim olan romanlardır.
    Dilde yalınlıktan yana oluşunu çok açık ifade eder Cumalı, Stendhal’ı bu konuda örnek aldığını söyler. ve bir çok kez yazmadan önce Tevrat okuduğunu, Tevrat'taki duru dilin ve hikaye anlatımını edebî olarak yüceltir.


    Ödülleri:

    1968 yılında Yağmurlu Deniz adlı şiir kitabıyla tdk şiir ödülünü; Değişik Gözle adlı kitabıyla 1957 ve Makedonya 1900 kitabıyla 1977 Sait Faik Hikâye Ödüllerini; Dün Neredeydiniz? adlı oyunu ile 1981 kültür bakanlığı tiyatro ödülünü; bütün şiirlerini topladığı Tufandan Önce ile 1984 Yeditepe şiir ödülünü; Viran Dağlar romanı ile 1995 Orhan Kemal roman ödülü ile Yunus Nadi roman ödülünü aldı.

    Eserleri:

    Şiir: Kızılçullu Yolu, 1943; Harbe Gidenin Şarkıları, 1945; Mayıs Ayı Notları, 1947; Güzel Aydınlık, 1951; Denizin İlk Yükselişi, 1954 (ilk üç kitap); İmbatla Gelen, 1955; Güneş Çizgisi, 1957; Yağmurlu Deniz, 1965 (son iki kitabı, yeni şiirler); Başaklar Gebe, 1970; Ceylan Ağıdı, 1974; Aç Güneş, 1980; Bozkırda Bir Atlı, 1981; Yarasın Beyler, 1982; Tufan dan Önce, 1983.

    Toplu şiirler: i. Aşklar Yalnızlıklar, 1985; ii. Kısmeti Kapalı Gençlik, 1986; Seçme Şiirler, 1998.

    Öykü: Yalnız Kadın, 1955; Değişik Gözle,1956; Susuz Yaz, 1962; Ay Büyürken Uyuyamam, 1969; Makedonya 1900, 1976; Kente İnen Kaplanlar, 1976; Dila Hanım, 1978; Revizyonist, 1979; Yakubun Koyunları, 1981; Aylı Bıçak, 1981(1991, “Uzun Bir Gece” adıyla).

    Roman: Tütün Zamanı, 1959 (1971'de “Zeliş” adıyla); Yağmurlar ve Topraklar, 1973; Acı Tütün, 1974; Aşk da Gezer, 1975; Uç Minik Serçem, 1990; Viran Dağlar, 1994.

    Günce: Yeşil Bir At Sırtında, 1990.

    Deneme: Niçin Aşk, 1971; Senin İçin Ey Demokrasi, 1976; Etiler Mektupları, 1982; Niçin Af, 1989; Şiddet Ruhu, 1990.

    Oyun: 1. Boş Beşik, Ezik Otlar, Vur Emri; 2. Susuz Yaz, Tehlikeli Güvercin, Yeni Çıkan Şarkılar; 3. Nalınlar, Masalar, Kaynana Ciğeri; 4. Derya Gülü, Aşk Duvarı, Zorla İspanyol ,1969; 5. Gömü, Bakanı Bekliyoruz, Kristof Kolomb'un Yumurtası, 1973; 6. Mine, Yürüyen Geceyi Dinle, İş Karar Vermekte 1977. Çalıkuşu, 1963; Yaralı Geyik, 1980; Dün Neredeydiniz, 1983; Bir Sabah Gülerek Uyan, 1990; Vatan Diye Diye, 1990; Devetabanı, 1992.
  3. burock5

    burock5 Forumdan Uzaklaştırıldı

    Katılım:
    4 Kasım 2008
    Mesajlar:
    43
    Beğenileri:
    104
    Ödül Puanları:
    0
    eda arkadaşım bu inceleme değil sadece özeti inceleme dediğimizde şiirin teması zihniyeti şiirde dili uyak,uyak düzeni aklımıza gelmesi gerekiyor..
  4. Moderatör Güleda

    Moderatör Güleda Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    10 Ocak 2009
    Mesajlar:
    7.623
    Beğenileri:
    4.563
    Ödül Puanları:
    113
    Biliyorum Burakcım.Fakat bulamadığım için bunu paylaştım.Eğer bulabildiysen paylaş. ;)

    Ayrıca şiir değil roman =)

    İyi Forumlar..
Konu Durumu:
Mesaj gönderimine kapalı.

Sayfayı Paylaş