Üreme ve Gelişme

Konu 'Biyoloji Ders Notları' bölümünde masum_gulus tarafından paylaşıldı.

Konu Durumu:
Mesaj gönderimine kapalı.
  1. masum_gulus

    masum_gulus Üye

    Katılım:
    16 Kasım 2008
    Mesajlar:
    618
    Beğenileri:
    388
    Ödül Puanları:
    0

    Üreme ve Gelişme
    Üreme: Canlıların nesillerini sürdürebilmeleri için aynı türden yeni canlılar ortaya çıkarmasına üreme denir. Üreme eşeysiz ve eşeyli olmak üzere iki şekilde gerçekleşir.
    Eşeysiz Üreme: Bir canlının tek başına yeni bir birey dünyaya getirmesine eşeysiz üreme denir. Eşeysiz üreme sonucunda oluşan yeni bireyin tüm özellikleri ataları ile aynıdır.
    Eşeysiz üreme aşağıdaki şekillerde gerçekleşir.
    a) Bölünmeyle Üreme: Bir hücreli organizmalarda gören bir üreme şeklidir. Bu üreme şeklinde canlı bölünerek iki yeni birey oluşturur. Terliksi hayvan ve öglana gibi belli bir şekli olan canlılarda bölünme enlemesine yada boylamasına gerçekleşirken, amip gibi belli bir şekli olmayan canlılarda bölünme herhangi bir şekilde gerçekleşebilir.
    b) Sporlanmayla Üreme: Genellikle mayoz bölünme ile oluşan sporlar, değişik ortamlara uyum sağlayabilecek özelliklere sahip hücrelerdir. Sporların değişik faktörlerle taşındıkları yerlerde gelişerek yeni bireyler oluşturmalarına sporla üreme denir


    Kasların Yapısı
    Biyoloji, Sağlık Yorum Yapılmamış »
    1.1. KAS YAPISI
    İskelet kaslarını oluşturan lifler, TİP I (ST) ve TİP II (FT) şeklinde karışık olarak bulunur ve histolojik-morfolojik yönden iki çeşidi oluşturur. Dolayısıyla bu iki tip lif arasında histokimyasal farklılıklar vardır. Yapılan sporun ve antrenmanın özelliğine göre, aynı tip fibrillerde gelişme olmaktadır (63).
    TİP I Lifleri ; yavaş kasılan, oksidatif lifler olup kapiller damarlar yönünden zengin olduğundan, kırmızı lif adını da alırlar. Bu lifler daha çok dayanıklılık faktörü ile ilgilidir. Postürü sağlayan kaslarda bol miktarda bulunur. Anaerobik kapasiteleri düşük, oksidatif kapasiteleri yüksektir.


    Lösemi
    Biyoloji, Sağlık Yorum Yapılmamış »
    Lösemiler, vücuttaki kan üretim sistemini (lenfatik sistem ve kemik iliği) etkileyen kanserlerdir. Lösemiler akut veya kronik olarak (mikroskoptaki görünüşlerine göre alt gruplara ayrılırlar) ve tümörün yayılım ve gelişim özelliklerine göre sınıflandırılırlar. Genel olarak, akut lösemiler çocuklarda ortaya çıkarken, kronik lösemiler daha çok yetişkinlerde görülme eğilimindedirler.
    Akut Lösemiler
    Akut lösemide, kemik iliğinde olgunlaşmamış kan hücreleri hızlı bir şekilde üretilmekte, ve sonuçta sağlıklı-normal kan hücrelerinden sayıca daha fazla hale gelmektedirler. Bu anormal hücreler diğer organlara da yayılarak, organı fonksiyonlarını yapamaz hale getirebilirler. Akut lösemilerin sınıflandırılması temel olarak olgunlaşmayan hücrelerin tipleir esas alınarak yapılır:


    Hormonlar
    Biyoloji, Sağlık Yorum Yapılmamış »
    İnsan vücudunda hormon denen kimyasal ileticilere dayalı özel bir bilgi taşıma sistemi vardır. Bu organik kimyasal maddeler kanalsız iç salgı bezlerinde yapılır ve doğrudan kan dolaşımına verilir. Çoğu durumda bu hormonlar kan dolaşımıyla hedef organlara ulaşır ve orada biyokimyasal tepkimeleri başlatır ya da durdurur.
    En önemli iç salgı bezleri hipofiz, tiroit, paratiroitler, pankreas, böbreküstü bezleri ile yumurtalıklar ve erbezleridir. Aşağıda bu salgı bezlerinin ürettiği hormonlar incelenecektir. Mide, incebağırsaklar ve böbrekler de hormon üretir. Ayrıca epifiz bezi ve timus bezinin de hormon salgıladığı düşünülür.
    Gebe kalan memeli hayvanların etenelerinin de salgı işlevi vardır. Etene hem yumurtalık ve hipofiz hormonlarını yapabilir, hem de kendine özgü hormon salgılar.


    Kan
    Biyoloji, Sağlık Yorum Yapılmamış »
    Çok hücreli hayvanlarda oksijen ve besinleri, ayrıca birçok türde hormon ile vücudun savunmasını üstlenen hücreleri dokulara taşıyan, metabolizma artıklarını hücrelerden uzaklaştıran ve vücudun koşullara uyum sağlarken dengelerini korumasında temel işlevi olan sıvıdır. Kan, kalp ya da ona karşılık gelen bir yapı tarafından vücudun bütün bölgelerine pompalanır, daha sonra da kalbe geri döner


    KAN GRUPLARI
    Kan grubu, insanda kanın kalıtımla geçen ve alyuvarlara bağlı olan türe özgü antijen özelliklerine göre sınıflandırılmasına denir. En önemlileri A, B, 0 ve Rh kan grubu sınıflandırmalarıdır. Kan nakillerinde bu belirleyici özelliklerin saptanması zorunludur. Alıcı ve vericinin aynı ya da birbirleriyle oluşan kan gruplarına sahip olması gerekir.


    Göz
    Biyoloji, Sağlık Yorum Yapılmamış »
    Burnun her iki yanında, önde göz kapaklan ile örtülmüş kemik boşlukları olan göz çukurlan bulunur. Göz çukurlan, görme organı olan gözleri ve ilişiklerini (gözyuvarını oynatan kas ve sinirler; besleyici damarlar; görme siniri; gözyaşı bezi; v.b.) kapsar^ ve korurlar.
    GÖZYUVARI
    Dış tabaka
    Arkada, bağdokusundan oluşmuş, saydamsız gözakı (sklera) ile önde saydam tabaka (kornea), gözün küre biçiminde dayanıklı kılıfını oluştururlar.


    Su
    Bu yazımızda hayatımızda en çok kullandığımız, hayatımızın bir parçası ve Dünya’nın %70 i insan vücudunun %60′ını kaplayan hayat kaynağımız su konusunu açıklayacağız. Yazımızda suyun nelerden oluştuğu dünyadaki ve insan vücudundaki su miktarı gibi önemli sorularınıza cevap bulabileceksiniz. Yazımızda bulamadığınız soru olursa yorum bölümünden bize iletebilirsiniz.
    NORMAL DURUMLARDA , SAF SU (H) HIDROJEN VE (O) OKSİJEN GAZLARINDAN OLUŞUR


    Aids
    AIDS şüphesiz insanoğlunun karşılaştığı en korkunç tehlikelerdendir. Özellikle sınırların kalktığı dünyamızda yasalara, kurullara, uluslar arası ilişkilere çevrilmiş bir silah. Hele bu korkunç illete yakalananlara çaresiz nazarlarla bakarken duyduğumuz acı…
    1981 yılından 1987 yılına kadarki süre tam 150 bin AIDS vakası görüldü. Sadece 1988 yılında bu rakam ikiye katlandı. İlk vakalar 1970’li yılların sonlarında Orta Afrika’da görülüyor. Hastalık ancak 1981 de tanımlanıyor. Hastalığa erkeklerdeki kadar kadınlarda da rastlanıyor. Kurbanlarının büyük kısmı 20-40 yaş grubu arasında. Trans-Afrika yolunun kenarında bazı yerleşim birimlerinde toplam nüfusun 1/3’üne H.I.V (Human Immuno Deficiency Virus) virüsü bulaşmış durumda.
Konu Durumu:
Mesaj gönderimine kapalı.

Sayfayı Paylaş