ütopya örneği

Konu 'Felsefe' bölümünde melisaa tarafından paylaşıldı.

Konu Durumu:
Mesaj gönderimine kapalı.
  1. melisaa

    melisaa Forumdan Uzaklaştırıldı

    Katılım:
    16 Aralık 2007
    Mesajlar:
    35
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0

    ütopya örneği verebilir misiniz?
  2. Moderatör Güleda

    Moderatör Güleda Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    10 Ocak 2009
    Mesajlar:
    7.623
    Beğenileri:
    4.563
    Ödül Puanları:
    113
    Kanlı Hücreler… Savaşın bütün sıcaklığı vücudunda hissedebiliyordu. Üzerine yıkılan beton yığınları arasında kimseden haber alamıyordu. Belki de bütün ailesini ve canı gibi sevdiği Aybeniz şu an yaşamıyor olabilirdi. Ülkesinde aylar öncesinde bir siyaset dalgası almış yürümüştü. Dinci, laik, solcu, sağcı, demokratik, İslamcı, Türk-Kürt çatışmaları yaşanıyordu. Barış Müslüman bir ailenin çocuğuydu. Anne ve babası ile inançları üzerine yaşıyor. Kimsenin işine karışmamaya çalışıyordu. Fakat ülkede bir kargaşadır devam ediyor. Büyün bunların yanında amacı İslamiyeti yok etmek olan Birleşik Güçler demokrasi vaadi ile ülkeleri işgal etmeye devam ediyorlardı. İşte Barış’ın yaşadığı ülke de bunlardan bir tanesiydi. Bir hafta öncesine kadar Birleşik Güçler askerleri Barış’ın yaşadığı ülkeyi de işgal etmişlerdi. Bir haftadan beri devam eden çatışmalar sırasında genç, yaşlı, çocuk, kadın… pek çok kişi ölmüştü. Feryatlar inlemeler bütün caddeleri kaplıyordu. İşte atılan bombalardan bir tanesi Barış’ın evine isabet etmiş ve Barış beton yığınları arasında sıkışıp kalmıştı. Başından dökülen kanların ılıklığını yanaklarında hissediyor ve vücudunda dur durak bilmeyen titremeye kapılıyordu. Bağırmak istiyor fakat yapamıyordu.
    Annesi ve babası mutluluk getireceğine inandıkları için oğullarının adını Barış koymuşlardı. 18 yaşındaki bu ****kanlı İmam Hatip Lisesinde okuyor. Kur’an-ı Kerim ve Arapça dersleri alıyordu. Aybeniz ile iki yıl önce tanışmış. Birbirlerini **** gibi sevmişlerdi. Ülkelerindeki baskılardan dolayı çok fazla acı yaşıyorlardı. Kimi zaman küçük düşürülmeler, alaya alınmalar oluyordu. Fakat Barış bunlardan etkilenmemeye çalışıyor. Hayalindeki mutlu dünya için elinden geleni yapıyordu. Ülkesinden yapılan aşırı İslamcı yakıştırmaları onların çoğu zaman sınıflarında bile çeşitli baskılara maruz kalmalarına sebep oluyordu. Aybeniz başörtülü olduğu için çoğu zaman sokağa çıkmakta bile güçlükler yaşıyordu. Fakat bütün bu olumsuzluklara rağmen Yozgat’ın Sorgun ilçesindeki bu iki tazecik ****kanlı birbirlerini sevmekten vazgeçmiyordu.
    Babası Şerafettin Bey bazı geceler İslami toplantılara katarak sohbet dinlerdi. Bu gecelerin bir kaçında Jandarmalar tarafından hapsedilip irticai faaliyetle bulunmakla suçlandığı olmuştu. Hatta bir keresinde Şerafettin Bey eli yüzü mor içinde, dudağı patlamış, gözü yaşlı olarak eve dönmüştü. Babasının jandarmalar tarafından dövüldüğü apaçık ortadaydı. Fakat kimse ona bunu sormaya cesaret edemedi.
    İşte böyle kargaşa ortamını fırsat bilen Birleşik Güçler, Barış’ın ülkesine müdahalede bulunmuş ve ülkenin her tarafını demokrasi vaadi ile yağma etmeye başlamıştı. Birleşik Güçler askerlerince yakalanan insanlar sorguya çekiliyor, dinini inkar etmeye zorlanıyor. Tüm bunlar gerçekleşmezse öldürülüyordu. Zaten Birleşik Güçlerin esas amacı da yeryüzünde inançlı tek insan bırakmamaktır. Barış kaldığı beton yığınları kepçe ile temizlenirken askerler tarafından fark edilmiş ve bir hücreye kapatılmıştı. Başını neler geleceğini hiç bilmiyordu. Kanayan yaraları acıyor. Ailesini ve sevdiğini düşünüyordu. Bulunduğu hücrenin duvarlarından başka insanların inleme seslerini işitebiliyordu. Kaba kaba elleri silahlı askerler on dakikada bir hücreleri kontrol ediyorlardı. Hücrede iki gün aç susuz bekletildikten sonra sorgu odasına alındı. Annesi ve babasını sormaya cesaret ettiğinde ani bir tüfek darbesi ile yere yığıldı. Askerlerden bir tanesi “Burada soruları sadece ben sorarım” diye seslendi. Askerler daha önceden ülkedeki herkes hakkındaki bilgileri ele geçirmiş ve kimin hangi görüşü savunduğunu biliyorlardı. Barış da bu yüzden bulunduğu zaman hemen öldürülmemiş belki de dinini değiştirebilir düşüncesi ile hücreye kapatılmıştı. Yediği tüfek darbesiyle iki dişi sökülmüş, ağzından boşalan kan çenesinden aşağı damlamıştı.
    Birleşik Güçler askerleri Barış’tan tek istedikleri inancından vazgeçip dinini değiştirdiğini söylemesiydi. Bunun için işkence yapılıyor. Elektrik şoku veriliyordu. Tazecik vücudu bu kadar ezikliğe ve işkenceye dayanamayıp yere yığıldı. Bir asker tarafından sürüklenerek hücresine götürüldü. Kendine geldiğinde Aybeniz diye sayıklıyordu. O gece sabaha kadar etraftan gelen çığlıkları inlemeleri ve askerlerin kaba sesini duymuştu. Bazen çıldıracak gibi oluyor. Zihnini kaybettiğini düşünüyordu. Birleşik Güçler hakkında daha önce çok şey duyduğunu ve okuduğunu hatırladı. Daha önce bir çok ülke işgal edilmiş ve milyonlarca insan öldürülmüştü. Bir türlü anlam veremiyordu. Nedendi bunca olanlar, insanlar neden öldürülüyordu? bunları düşünürken birden dışarıda bir hayat olup olamadığı aklına geliverdi. Acaba herkes gibi işkenceye maruz kalıyor muydu? İnsanlar neredeydi? Gözlerinin önünden aniden Aybeniz’in hayali geçiverdi. Tebessüm edercesine yanaklarını bükmeye çalıştı fakat çenesi ağrıdığı için bunu başaramadı. Gözlerinden yanaklarına doğru kanlı iki damla süzüldü. Daha sonra uyuyakaldı.
    Askerin gürültülerine uyandığında sabah olup olmadığını fark edemedi. Çünkü hücrelere güneş ışığı girmiyordu. Hangi günde hangi tarihte olduğunu bilmiyordu. Ailesinden kaç gündür haber alamıyordu. Bunun da farkında değildi. Tek duyduğu ses tüfek sesi ve inleme sesiydi.
    Askerlerden bir tanesi bulunduğu hücreye yaklaşırken amansız bir korku hissetti. Uykuya daldığı sırada bir rüya gördüğünü hatırladı. Rüyasında bir düğündeydi. Aybeniz bembeyaz bir gelinlik giymiş ona doğru koşuyordu. Anne ve babası da oradaydılar. Zihninin kaybetmiş olacaktı ki gelenin bir asker olduğunu unutup bir an karşısındaki Aybenizmiş gibi tebessüm etmeye çalıştı. Yedi ağır tokadın etkisiyle kendine geliverdi. Asker tarafından sürüklenerek işkence odasına götürüldü. Duyduğu ilk söz “Dinini inkar edeceksin” sözü olmuştu. Maruz kaldığı bütün işkencelere rağmen ağzından tek kelime çıkmıyordu. Askerler her seferinden daha yüksek dozda elektrik şoku vererek Barış’ın inançlarına hükmetmeye çalışıyorlardı. Fakat hiçbir şey Barış’ın ağzından inlemeden başka tek kelime çıkarmamıştı. Derken Barış’ın kulağına tanıdık bir ses gelir gibi oldu. Hıçkırıklar içerisinde Aybeniz’in sesini duyuyordu. İki asker tarafından sürüklenerek işkence odasına getirilen kızcağızın bütün vücudu kan revan içindeydi. Barış tüm bunlara rağmen onun gözlerindeki ışığı fark edebildi. Yığıldığı yerden doğrulmaya çalıştı ama başaramadı. Askerlerden bir tanesi Aybeniz’e “Dininden döndüğünü söyle ona” dedi. Aybeniz hıçkırıklar içerisinde bu durumu ifade etmeye çalıştı. Barış’ın gözlerindeki umut yavaş yavaş köreliyordu. Fakat o bir türlü inancından vazgeçmiyordu. Askerler bunu fark etmiş olacaklardı ki daha fazla acı çektirmek için Barış’ın gözlerinin önünde Aybeniz’in bütün ruhu ile beraber bedenine de sahip oldular. Barış iyice yere yığılmıştı. Kendini kaybetmiş olmalıydı. Bir anda gözlerinin önünden annesi ve babası geçiverdi. Onlar da şu anda başka bir hücrede işkenceye maruz kalmış ve ölmüş olmalıydılar. Gözlerini yavaşça aralayıverdi. Aybeniz’in o tertemiz fakat kürletilmiş vücudu karşısında duruyordu. Daha fazla bu acılara dayanamayacağını hissetti. **meliydi. Bir hışımla son gücünü toplayarak önündeki askerin suratına tükürdü ve o anda kafasına bir kurşun sıkıldı. Kanayan bedeni yere yığıldı.
    Ülkenin diğer yerlerinde de durum bundan farklı değildi. Birleşik Güçlerin demokrasi anlayışı her tarafta uygulanır olmuştu. İnançlı kişiler öldürülüyor, inançsız olanların ise yaşamasına izin veriliyordu. Barış ve ailesi gibi binlerce kişi katledilmiş ve bu demokrasi anlayışına kurban edilmişti. Öyle görünüyordu ki bütün dünyayı ele geçirip kendi demokrasi anlayışlarını uygulayacaklardı.
  3. melisaa

    melisaa Forumdan Uzaklaştırıldı

    Katılım:
    16 Aralık 2007
    Mesajlar:
    35
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    çok teşekkür ederim ama daha farklı bir şey bulabilir misiniz?
Konu Durumu:
Mesaj gönderimine kapalı.

Sayfayı Paylaş