Veliler Neden Sahabeye Ulaşamıyor?

Konu 'Dini Bilgiler' bölümünde sementa.38 tarafından paylaşıldı.

  1. sementa.38

    sementa.38 Üye

    Katılım:
    17 Kasım 2009
    Mesajlar:
    645
    Beğenileri:
    363
    Ödül Puanları:
    64
    Yer:
    kayseri

    Sahabelerin sohbeti, nübüvvet-i Ahmediye (a.s.m) nuruyla, yani bizzat kendisiyledir. Evliyalar ise, vefat-ý Nebeviden sonra velayet-i Ahmediye’nin (a.s.m) nuruyla sohbet etmekteler.

    Ya Resullallah! Çi baþ ed çün seki eshabý kehf
    Dahili cennet þevem, der zümreti eshabi tu?
    Ev revad der cennet, men der cehennem ki revaset,
    Ev seki eshabi kehf men seki eshabi tu?”
    (Ya Resullallah! Ne olaydý, Ashab-ý Kehf’in köpeði gibi,
    Senin Ashabýnýn arasýnda Cennete girseydim.
    Onun cennete, benim cehenneme gitmem nasýl reva olur?
    O Ashab-ý Kehf’in köpeði, ben ise senin Ashabýnýn köpeði.)
    Mevlana Cami hazretlerinin bu muhteþem Farsça ifadelerinden de anlaþýlacaðý üzere Sahabelerin makamýna yetiþilemez. Peygamberlerden sonra, insanlarýn en üstünü, en faziletlileri sahabelerdir. Fetih Sure’sinin sonunda Allah’ýn övgüsüne mazhar olan ve Tevrat, Ýncil ve Kur’an’ýn medih ve övgüsüne mazhar olan sahabelere ‘fazilet-i külliye’ yönünden yetiþilemez.
    Ashab-ý kiram hazretleri insanlarýn en hayýrlýsýnýn (s.a.v) sohbetinde ve o mübarek nazarlarý karþýsýnda bir kere bulunmakla onlar öyle bir dereceye yükselmiþler ki, onlardan sonra gelen evliyalardan hiç biri bu mertebeye ulaþamamýþlardýr.
    “Sohbet-i nebeviye öyle bir iksirdir ki, bir dakikada ona mazhar bir zat, senelerle seyrüsülûka mukabil hakikatin nurlarýna mazhar olur. Çünkü sohbette “insibað ve in’ikas” vardýr. Nasýl ki bir sultanýn hizmetkârý ve onun referansý ile, öyle bir mevkie çýkar ki, bir þah çýkamaz.
    Ýþte bu sýrdan dolayý en büyük veliler Sahabe derecesine çýkamýyorlar.
    Hatta, Celâleddin-i Süyutî gibi uyanýk iken, çok defa sohbet-i Nebeviyeye mazhar olan veliler, Resul-i Ekrem (a.s.m) ile uyanýk olarak görüþseler ve þu âlemde sohbetine müþerref olsalar, yine sahabeye yetiþemiyorlar.
    Çünkü, Sahabelerin sohbeti, nübüvvet-i Ahmediye (a.s.m) nuruyla, yani nebi, peygamber olarak onunla sohbet ediyorlar. Evliyalar ise, vefat-ý Nebeviden sonra Resul-i Ekremi görmeleri, velayet-i Ahmediye (a.s.m) nuruyla sohbettir.
    Yani sahabelere peygamber yönüyle, evliyalara veli cihetiyle sohbet etmektedir. Bu nedenle peygamberlik derecesi velayet derecesinden ne kadar yüksek ise, o iki sohbette de o derece bir fark ve yükseklik bulunmaktadýr.”
    Sohbetin bu özelliðinden dolayýdýr ki, Uhud gazvesinde Hz. Hamza’nýn (r.a) þehid olmasýna sebep olan Vahþi (r.a) iman edip, bir kere Peygamberin (a.s.m) huzurunda bulunduðu için Tabi’inin en üstünü olan Veysel Karanî’den daha üstün olmuþtur.
    Hiçbir üstünlük sohbetin üstünlüðü kadar olamaz. Çünkü, sohbete kavuþanlarýn yani sahabelerin imanlarýnda, sohbetin bereketi ve vahyin bereketi vardýr. Yani O’nun nuruyla boyanmýþ ve O’nun feyzi onlara aksetmiþtir.
    Teþbihte hata olmasýn adeta bir aletin þarzý gibi sahabeler de Hz. Peygamberin yüksek nazarlarý, bakýþlarý ve sohbeti ile þarz olmuþlardýr. Sonradan gelenlerden hiç kimsenin imanýnda bu özellik ve vahyin verdiði bu yükseklik olmamýþtýr. Ýmâm-ý Rabbâni’nin Mektubât’ýndaki þu ifade sanýrým peygamber sohbetindeki feyzi ve vahiy sofrasýndaki bu bereketi ve neden ulaþýlamaz olan bu yüksekliði bir derece anlamýþ oluruz; ‘Din âliminin bir saat kadar sohbetinde bulunmak, yedi yüz sene ibadet etmekten daha hayýrlýdýr.’
    Bir din aliminin sohbeti böyle ise; ‘Habibim sen olmasaydýn felekleri ve kâinatý yaratmazdým’ diye ilahi iltifata mazhar olan bir zatýn sofrasý ve sohbetinin yüksekliði nasýl olur? Bu kýyas o yüksekliðe neden ulaþýlamayacaðýný bir nebze göstermektedir.
    Büyük islâm alimi Abdullah ibni Mübareke, Muaviye ile Ömer bin Abdülaziz’den hangisi efdaldir? diye sorulduðunda:
    Resullulah (a.s.m)‘ýn yanýnda giderken, Muaviyenin (r.a) bindiði atýn burnuna giren toz, Ömer bin Abdülaziz’den yüzlerce defa daha kýymetlidir, buyurmuþtur.”
    Sohbet bir kere de olsa huzurda beraber bulunmak demektir.
    Peygamberimizi (a.s.m) imaný var iken görenlere Ashab denir. Göremeyen, fakat Ashabdan birini görenlere Tabiin denir.
    abdulmelik bunu beğendi.

Sayfayı Paylaş