Yabancı Besteciler

Konu 'Müzik' bölümünde Toгgαи tarafından paylaşıldı.

  1. Toгgαи

    Toгgαи Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    25 Ekim 2007
    Mesajlar:
    4.730
    Beğenileri:
    1.809
    Ödül Puanları:
    38

    Alban Berg
    Besteciler - Yabancı Besteciler
    Hastalık derecesinde duyarlı, sağlı*ğı bozuk (astımlıydı) bir insan olan Alban Berg, besteciliğe büyük ölçü*de Mahler'den esinlendiği "Lieder" lerle başladı; 1904'ten sonra Schoenberg'Ie çalıştı. 1911 yılında şarkıcı Nahowski'yle evlendi. Ömrü*nün son yıllarında naziliğin yaygın*laşmasının sıkıntılarını çekti Sağlığı da giderek bozuldu ve 1935'te bir arı sokmasının yol açtığı iltihaplanma*nın yaygınlaşmasıyla kanı zehirlene*rek öldü.

    Schoenberg ile **bern'in yanı sıra Viyana okulunun başlıca temsilcisi olan Alban Berg'in her türlü müzik girişimi, geçmiş ile yeni anlatım yol*larının bireşimine ulaşma isteği ola*rak özetlenebilir. Alman romantizm anlayışı çerçevesi içinde Schumann ve Mahler'in mirasçısı olan Alban Berg, klasik biçimlere sıkıca bağlı kalmıştır. Sanat yaşamının ilk döneminde müzik dili evrim geçiren, çok geçmeden klasik tonlardan (re mi*nör sonat, 1908), on iki tona (beş Altenberglieder) yönelen (on iki ton tekniğini Schoenberg on yıl sonra kesin biçimine kavuşturmuştur) Al*ban Berg, 1914'te orkestra için bes*telediği üç yapıtta, çevrimsel biçimile Mahler'in kurgu, Debussy nin orkestralama tekniklerini bir arada kullandı.

    İkinci döneminde, ilk döneminde; benimsemiş olduğu dili daha ustalıklı biçimde ele aldı ve Georg Büchner’ in Wozzeck dramını dört yıl çalışarak besteledi. 1925'te Berlinde yorumlanan, dönemin bütün akımlarının birleşimini oluşturan bu üç perde halinde bir araya getirilmiş 15 tablonun her biri açık seçik belirmiş bir çalgı müziği biçiminin (süit, sonat, füg, vb.) açıklaması sayılır; Wagner üslubundaki ana motif, genel havaya karışır; şan tekniğinde, insan sesinin bütün olanaklarından yararlanılmıştır. Gene bir bireşim örneği olan Lirik Suit (1926) adlı yapıtındaysa, bazı hareketler on iki ton tekniğine göre yazılmıştır. 1925'te bestelediği Kammerkonzert (1925) de, sanatçının ikinci dönem ürünlerindedir. Alban Berg'in müzik yaşamındaki üçüncü dönem, dizisel müzik ile tonal müzik arasında bir "uzlaşma" dönemidir; ama dizisel müziğin, zaman zaman ağır bastığı da görü*lür. Bu dönemin başlıca yapıtları arasında, bu dizisel yazımın tonal yazıma yakın düzenlemelere uyabi*lecek biçimde seçildiği Bir Meleğin Anısına adlı keman Konçerto'su (1935) ile librettosunu kendi yazdığı, insan sesinin tüm olanaklarını so*nuna kadar zorladığı Lulu (3. per*desi bitmemiştir) sayılabilir.
    *LoLLipop ve U.K._Fatih bunu beğendi.
  2. Toгgαи

    Toгgαи Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    25 Ekim 2007
    Mesajlar:
    4.730
    Beğenileri:
    1.809
    Ödül Puanları:
    38
    Albert Roussel
    Besteciler - Yabancı Besteciler
    Sanayici bir ailenin çocuğu olan Albert Roussel bir yandan piyano öğren*meye çalışırken, öte yandan da Paris' teki Stanislas Koleji'nde öğrenimini sürdürdü. On sekiz yaşında Deniz Harp Okulu'na girdi ve subay öğren*ci olarak 1894'e kadar denizcilik yap*tı. Bu tarihte deniz kuvvetlerinden ay*rılarak Paris'te müzik öğrenimi gör*meye karar verdi; orgcu Gigout'yla çalışarak ondan müzik yazımı öğren*di. 1898'de Schola Cantorum'daVincent d'îndy'nin beste derslerini izle*di, daha sonra da on iki yıl süreyle bu*rada "kontrapunto öğretmeni oldu. Roussel'in oldukça geç yazılmış ilk yapıtlarında çağdaşlarının izlerine raslanır.

    Önce hocası İndy'nin etkisinde (Üçlü, keman için Sonat; Ormanın Şiiri, sen*foni, 1904) kalan bestecinin ikinci bir dönemde daha çok Debussy'ye yaklaş*tığı görüldü: Doğu'ya yaptığı bir gezi*den sonra koro ve orkestra için tasar*ladığı piyano için Rustiques (1906), Çağrışımlar (1911); Jacques Rouche tarafından ısmarlanan ve Gilbert de Voisins'in bir yapıtından alınma par*ça üstüne Örümceğin Şöleni (1912). Birinci Dünya savaşından sonra Debussy'den ve Ravel'den uzaklaşan besteci yavaş yavaş kişisel bir üslup oluşturmaya başladı. Padmâvati adlı opera-balesi, Doğu makamlarıyla ilgili araştırmalarının sonucunda oluşmuş*tur. Roussel kişiliğini tam olarak Bir İlkbahar Bayramı İçin (1920) adlı ya*pıtının yanı sıra ikinci bir senfoni (1921), Lirin Doğuşu (1922-1924) ve "Fa"Süiti (1926) gibi balelerle buldu. Son yapıtları şaşırtıcı bir armonik ka*rarsızlık yaratan sürekli bir kontra-puntodan kaynaklanır. Bunlar arasın*da Piyano Konçertosu, orkestra için Küçük Süit, Mezmur LXXX, yaylılar için Dörtlü, Bacchus ile Ariadne, sol ve la senfonisi, Sinfonietta, Flaman Rapsodisi, vb. sayılabilir. Sınırsız bir biçimde ritimlerin ve mü*zik cümlelerinin büyük bir dinamiği*ne karışmış olan sürekli kontrapunto, her şeye karşın, bestecinin bilinçli olarak benimsediği geleneksel biçim*lere çok iyi uymuştur.
    *LoLLipop bunu beğendi.
  3. Toгgαи

    Toгgαи Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    25 Ekim 2007
    Mesajlar:
    4.730
    Beğenileri:
    1.809
    Ödül Puanları:
    38
    Alessandro Scarlatti
    Besteciler - Yabancı Besteciler
    Öğrenimini Roma'da, belki de Carissimi (ya da Pasquini) ile birlikte yapan Alessandro Scarlatti, henüz yirmi ya*şındayken, ilk iki operasının yorum*lanmasını sağladı, ardından İsveç kraliçesi Kristina'nm kapella yöneti*cisi oldu. 1684'te Napoli'de bir yapıt verdi ve orada da sarayın kapella yö*neticiliğini üstlendi, Roma'dan çalgı*cılar ve şan sanatçıları getirtti. Ope*ralarından (115 kadar) pek çoğunu 1686-1702 yılları arasında Napoli'de yazdığı sanılır. 1703'te Roma'ya, Santa-Maria Maggiore Kilisesi'ndeki yaşlı usta Antonio Foggia'nın yanına giden Alessandro Scarlatti, 1707'de ölen ustanın yerini aldı. 1708'de Na*poli'ye çağrılan besteci, saraydaki kapella yöneticiliği görevine döndü, bunun yanı sıra konservatuvar yöne*ticiliğini de üstlendi.


    Özellikle dinsel ve dindışı vokal mü*zik besteleyen Alessandro Scarlatti' nin bu alanda çok sayıda yapıtı var*dır. 115 operaya, ayrıca 700 kadar dinsel ve dindışı kantat, çok sayıda mezmur ve oratoryo eklemek gerekir. Napoli operasına biçimini ve anlatım yollarını kazandıran Alessandro Scarlatti, özellikle, opera, seria'nın (ciddi opera) perde aralarmda yer ve*rilen güldürü intermezzolarının ve da capo'lu büyük aryanın kullanımını yaygınlaştırdı.

    Biçim alanına getirmiş olduğu yenilik*ler (aria) ve çalgılama, yaklaşık bir yüzyıl boyunca İtalyan operasını etki*ledi. Alessandro Scarlatti ayrıca, klavye (klavsen, org) için çok sayıda parça besteledi. Bunlar arasında so*natlar, süitler, prelüdler, fügler var*dır; orkestra için de süitler ve senfo*niler (12 tane) bestelemiştir.
    *LoLLipop bunu beğendi.
  4. Toгgαи

    Toгgαи Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    25 Ekim 2007
    Mesajlar:
    4.730
    Beğenileri:
    1.809
    Ödül Puanları:
    38
    Anton Dvorjak
    Besteciler - Yabancı Besteciler
    Çek bestecisi (Nelahozev, Bohemya, 1841-Prag, 1904).Orta halli bir ailenin çocuğu olan Anton Dvorjak, bir yandan besteci*lik öğrenimi görürken, bir yandan da küçük topluluklarda kemancı ola*rak çalıştı. Yurtsever özellikli Beyaz Dağın Mirasçıları adlı kantatın yo*rumundan sonra adı Bohemya'da duyuldu. Kazandığı bir bursla yaşa*mını sürdürürken, Brahms'ın aracı*lığıyla Alman basımcı Simrock'la ta*nıştı. Prag Konservatuvarı'nda bes*te öğretmenliği, New York Konservatuvarı yöneticiliği (1892-1895) yaptıktan sonra, Prag Konservatuvarı yöneticiliğine (1901) atandı. Büyük ününü birkaç besteyle (Yeni Dünya Senfonisi, İslav Dansları, Keman ve Viyolonsel Konçertoları) yapmış olmakla birlikte, Dvorjak'ın yapıtları son derece önemlidir. Ül*kesinin folklorundan ve çeşitli ezgi*lerinden yararlandığı bu yapıtların içtenlikle dolup taşan müziğinin, ezgisel bir inceliği, kendine özgü bir dinamiği ve şaşırtıcı bir ritim gücü vardır.


    Senfonik yapıtları arasında uver*türler (Karnaval, Otello), 1878 ve 1886 yıllarında yazılmış ünlü İslav Dansları, senfonik çeşitlemeler ve bir Scherzo capriccioso yer alan sa*natçının dokuz senfonisi de pek ta*nınmaz. New York'ta kaldığı sırada bestelediği (1893), Yeni Dünya diye adlandırılan mi minör senfonisi, Çek folkloru anlayışı içinde gerçekleşti*rilmiş olduğu halde, andantenin anahtarı olan bir negro spiritual temasına ön planda yer verilmiştir. Piyano, keman, özellikle de viyolon*sel konçertoları da bestelemiş olan Dvorjak, bu yapıtlarında ezgisel incelik ile büyük bir virtüözlüğü bağdaştırmıştır. Oda müziği yapıt*ları arasında üçlüler, dörtlüler, beş*liler, altılılar sayılabilir. Ayrıca, dinsel müzik parçaları da vardır: Missa; Stabat mater; Te Deum; Requiem.İnsan sesi için Çek dilinde*ki operaları (Alfred, Wanda, Dimitri, Selma, Sedlak, Kral ve Kömürcü) ve çeşitli ezgileriyse, ülkesi dışında pek tanınmamaktadır
    *LoLLipop bunu beğendi.
  5. Toгgαи

    Toгgαи Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    25 Ekim 2007
    Mesajlar:
    4.730
    Beğenileri:
    1.809
    Ödül Puanları:
    38
    Anton von **bern
    Besteciler - Yabancı Besteciler
    Önce Avusturyalı müzikbilimci Adler'in öğrencisi olan Anton von **bern 1904'te Schönberg'le karşılaştı ve 1910'a kadar onunla birlikte çalış*tı. Okul arkadaşı Alban Berg'le daha sonra dostluğunu ilerletti. İlk yapıtı 1908'de, Avusturya ve Almanya'da ti*yatro orkestrası yöneticiliğine başladığı sırada yayımlandı; Orkestra İçin Passacaglia olarak adlandırılan bu yapıt, romantizm sonrası bağlamdan uzaklaşmamıştır ve **bern'in Mali*ler ile Brahms'a duyduğu hayranlığı açıkça gözler önüne serer. Bununla birlikte, müzikçinin aynı yıl içinde bes*telemiş olduğu Op. 2 a cappella koro, henüz o tarihlerde bile makam çerçe*vesinin dışında kalır; bu evrim, 1914'e kadar sürmüştür: Makamdan uzaklaşılmış, bestecinin kişisel üslubu, kısa süre içinde, geleneksel biçimler ve te*malar dışında yoğunlaşıp oluşumunu tamamlamıştır.

    Bunun yanı sıra ve en çok büyük or*kestraya önem veren çağdaşlarının uyguladığı müzik estetiği anlayışına karşıt olarak, yapıtlarında çeşitli ola*naklarda büyük bir tutumluluğa gitti ve yalnızca öze, temel noktaya yer verdi. Bu dönemde oluşturduğu yapıt*lar şaşırtıcı bir yoğunluktadır ve ço*ğu genellikle oda müziği topluluğun*dan öte bir topluluk oluşumu gerektirmez.
    On yıllık bir süreyi daha çok vokal mü*zik alanındaki araştırmalarla geçiren **bern, lied dünyasında yeni bir ya*zım ve anlatım dalı oluşturdu. Bu alandaki yapıtları şöyle sıralanabilir: Soprano ve Orkestra İçin Dört Lied (1918); Altı Trahl-lieder (1921); Beş Dinsel Lied (1922); Latince Metinler Üstüne Beş Kanon (1924). Bu lied çevrimleriyle müzikçinin dizisel müzik evrenine girdiği görülür; Op. 17'yle (üç dinsel lied) on iki ses tekni*ğine doğru ilk kesin adımı attığı kabul edilir. Bütün bunlara koşut olarak **bern, çok parlak bir orkestra yö*neticiliği görevini de sürdürmüştür.


    DİZİSEL YÖNTEM


    Dizisel yöntemi, kesin ve biraz da sert bir biçimde uyguladığı dönemin (Sop*rano, Klarnet ve Gitar İçin Üç Lied ve Koro İçin Goethes Lieder [1925-1926]) ardından bestecinin Op. 21 Senfoni ,Saksofon ile Dörtlü (1930) ve Op. 23 Üç Lied ile müzik yazımında bir esnekliğe ulaştığı gözlenir. Dokuz Çalgı İçin Konçerto (1934) ile dizisel sistemin yalnızca seslere ve tınılara uygulanmakla kalmayıp ritimlere ve hatta zaman zaman şiddetlere de uy*gulandığı görülür.


    **bern'in araştırmaları, bundan böyle, kontrapunto ya da çeşitleme alanında anlatım olanaklarının şaşır*tıcı bir ustalıkla kullanıldığını göste*ren yapıtlarla ortaya konmuştur: Op. 27 Piyano İçin Çeşitlemeler; Op. 28 Yaylılar Dörtlüsü (1938); Op. 30 Or*kestra İçin Çeşitlemeler (1940). Aynı dönemde müzikçi koro için de üç ya*pıt 'bestelemiştir: Das Augenlicht (1935); Birinci Kantat (1939); İkinci Kantat (1943).

    Alman ordularının Viyana'ya girme*si, **bern'in orkestra yöneticiliği alanındaki etkinliklerine son vermesi*ne neden oldu. Müziğinin tehlikeli ol*duğu kabul edildi; bundan böyle bes*teci, yaşamını sürdürebilmek için ya*yımcısı için düzeltmenlik yapmak zo*runda kaldı. 1945'te ormanda gezinir*ken kaza sonucu A.B.D'li bir nöbetçi tarafından öldürüldü.
    *LoLLipop bunu beğendi.
  6. Toгgαи

    Toгgαи Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    25 Ekim 2007
    Mesajlar:
    4.730
    Beğenileri:
    1.809
    Ödül Puanları:
    38
    Antonio Vivaldi
    Besteciler - Yabancı Besteciler
    İlk müzik bilgilerini usta bir kemancı olan babası Giovanni Battista'dan alan Antonio Vivaldi (II Prete Rosso [Kızıl Papaz]dadenir),daha sonra Gi*ovanni Legrenzi'nin yanında çalışa*rak müzik kuramını ve org çalmayı öğrendi. 1703'te papaz oldu; ardından Ospedale deiia Pietâ müzik semineri*ne girdi. Venedik'teki öbür üç kuruluş (Madicatti, Incurabile, Hospitaletto) gibi bu kuruluş da kapılarını sokakta bulunan çocuklara, hastalara açmış*tı.

    Ospedale della Pietâ yalnız kızları ka*bul ediyordu; buraya giren kızlarla laik görevliler ilgileniyor ve kendilerine müzik ağırlıklı bir eğitim veriliyordu; şan dersleri gören öğrenciler, ayrıca yaylı çalgılar, flüt, obua, trompet, vb. çalmayı da öğreniyorlardı. Vivaldi bu*rada maestro di violino, ardından maestro di coro görevlerini üstlendi. Öğrencileriyle birlikte Ospedale del*la Pietâ'da ve kentteki kiliselerde kon*serler veriyor, öğretmenliğini sürdürüyor, besteler yapıyordu; ayrı*ca çeşitli çalgıları satın almak da onun görevleri arasındaydı. Bütün bu etkinlikler, sağlığı pek yerinde olma*yan Vivaldi gibi bir insan için çok faz*laydı. Hastalığı (büyük bir olasılıkla astım) nedeniyle dinsel görevlerini yerine getiremez hale geldi; papaz*lıktan ayrılmaksızm bu alandaki işler*den bağışık tutuldu. Ospedale della Pietâ'daki görevinde 1740'a kadar kalan Vivaldi, tatiller*den yararlanarak yolculuklar yap*tı. 1720'den 1723'e kadar Mantova' da kaldı. 1725'ten 1735'e kadar Venedik'e kısa yolculuklar gerçekleştir*di. 1728'de Roma ve Viyana'ya, 1737'de Verona'ya, 1738'de Amsterdam'a, sonra 1739'da yeniden Venedik'e gitti; 1740'tan sonra İtalya'da izi kaybolan besteci, 1741'de öldü. Vivaldi'nin yapıtlarının sayısı olduk*ça fazladır ve uzun süre sanıldığı gi*bi yalnızca çalgı müziğine indirgenemez: Kırk kadar dinsel mü*zik parçası (Gloria, Dixit Dominus da bunlar arasındadır), 45 opera ve ora*toryo Vivaldi'nin tanınmamış yanları*nı yansıtır. Bununla birlikte, çalgı yapıtları çok daha önemlidir: Bunlar arasında 23 senfoni, 75 sonat (bunlar*dan biri il Pastor Fido 'dur), enstrü*mantal bileşimler örneği olan 454 konçerto sayılabilir. Konçertoları der*lemeler biçiminde yayımlanmıştır: EstroArmonico{\712), La Stravaganza (1713), il Çimento deU'armonia (1725); Vivaldi'nin ünlü Mevsimler adlı yapı*tı bu sonuncu derlemede yer alır. Vi*valdi'nin, çalgı müziği biçimleri (solo çalgı konçertosu ve konçerto grosso, tiyatro yapıtlarının uvertürlerinde ve Ospedale della Pietâ'daki öğrenciler için yazdığı solistsiz çalgı parçaların*da belirginleşen klasisizm öncesi sen*foni) tarihindeki rolü çok önemlidir. Vivaldi'nin İtalyan, Fransız ve Al*man müzikçileri üstünde çok büyük et*kisi oldu ve bu durum o derece ileri gitti ki Bach, Vivaldi'nin on kadar kon*çertosunu çalmacağı çalgıya göre de*ğiştirerek yeniden yazdı.
    *LoLLipop bunu beğendi.
  7. Toгgαи

    Toгgαи Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    25 Ekim 2007
    Mesajlar:
    4.730
    Beğenileri:
    1.809
    Ödül Puanları:
    38
    Arnold Schönberg
    Besteciler - Yabancı Besteciler
    Küçük burjuva kökenli bir Yahudi ailesinin çocuğu olan Arnold Schönberg (ya da Schoenberg), kendini amatör*ce başlattığı beste çalışmalarına tümüyle verebilmek için öğrenimini yarıda bıraktı. Kendi kendini yetiştiren bu çocuk, henüz on yedi yaşındayken büyük Alman romantiklerinin sanatı*nı tümüyle özümlemişti. İlk ürünleri*ni doğrudan doğruya hayranlık duy*duğu bestecilerin çalışma tarzında gerçekleştirdi. En çok, yapıtlarında kromatizmin temel bir rol oynadığı ama tonal çerçevenin kesinlikle dışı*na taşmadığı Wagner ve Brahms'm etkisinde kaldı. Lieder, Verklârte Nacht (Aydınlık Gece) altılısı, Gurrelieder, şaşırtıcılık iddiaları ve ses araştırmaları bakımından Schönberg'i hayranlık duyduğu bir başka müzikçiye, yani Gustave Mahler'e yaklaştıran yapıtlardır. Bununla bir*likte, Schönberg'in müzik yaşamında 1903'ten sonra bir kopma oldu. Bestecinin bundan böyle önemli oluşum*lara, romantizm sonrası düşüncelere, programlı müziğe karşı çıktığı görül*dü. Re Minör Dörtlü, Fa Diyez Minör Dörtlü, Oda Senfonisi {1906) müzikçinin yalınlığa yöneldiğini gösteren ya*pıtlardır. Schönberg Pierrot Lunaire (1912) adlı yapıtında insan sesi kulla*nımıyla anlatımcılığı en ileri noktası*na ulaştırdı. Bestecinin bu atonal yazım evresini kısa süreli bir sessizlik*ten sonra dizisel yazım evresi izledi. 12 kromatik ses dizisini, gerilemesine hareket, çevirim ve çevirimin gerile*mesine hareketi gibi olanaklardan ya*rarlanarak düzenli bir biçimde kullan*dı (Opus 25 Piyano Süiti, Nefesli Beş*lisi). Sisteme tam anlamıyla 3. Yaylı*larDörtlüsü'nde ve Orkestra İçin Çe*şitlemeler 'de egemen oldu. 1925'ten başlayarak Berlin'de bir kontrapunto sınıfını yönetti, ama 1933'te, Yahudi kökenli olduğu için nazi Almanyası'ndan ayrılmak zorun*da kaldı. Bir süre Fransa'da yaşadı, ama onun buraya yerleşmesi için hiç kimse girişimde bulunmadı, bunun üs*tüne Schönberg kendisine kucak açan A.B.D'ye gitti. On yıl süreyle, yani 1944'e kadar burada ders verdi; ama yaşamının son döneminde kalp hasta*sı oldu, ayrıca maddi sıkıntı çekti. Bu son dönemde, onikitonculuk siste*mine son derece egemen oldu (Piyano Konçertosu ve Keman Konçertosu). Yapıtlarında dinsel düşünce her zaman için varlığını korumuştur (önce vaftiz olan besteci, daha sonra 1932'de yeniden Yahudiliğe döndü): Bunlardan librettosunu yazmış oldu*ğu Musa ve Aaron (ya da Harun) adlı yapıtını tamamlayamamıştır; Bir Tek*vin'e Prelüd'ü 1950'de tamamlayan bestecinin henüz başlangıç evçesini oluşturduğu Modern Mezmurlar insa*nın yalnızlığı üstüne derin bir düşün*ceyi yansıtır.

    Schönberg'in çalışmaları, müzik ya*zma tekniğindeki bir devrimin temelin*de yer alır. Bestecinin getirmiş oldu*ğu anlatım olanakları o kadar uçsuz bucaksız ve o kadar yenidir ki, yüzyıl*lar boyu varlığını sürdürmüş olan es*ki kavramları altüst etmiştir. Schönberg atonal (tonsuz) müzik ya*pan Viyana okulunun başkanıdır ve okul 1910'dan başlayarak, Schön*berg'in doğrudan tilmizleri olan Alban Berg, **bern, Pisk, Krenek, vb. tarafından kurulmuştur. Schönberg' in bütün çağdaş müziğin öncüsü oldu*ğu söylenebilir.
  8. Toгgαи

    Toгgαи Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    25 Ekim 2007
    Mesajlar:
    4.730
    Beğenileri:
    1.809
    Ödül Puanları:
    38
    Bela Bartok
    Besteciler - Yabancı Besteciler
    Macar bestecisi ve piyanocusu (Nagyszentmiklos, 1881-New York, 1945). Pressburg'da Ferenc Erkel'in yanın*da Alman etkisindeki bir ortam içinde piyano ve beste öğrenimi gö*ren Bela Bartok, Budapeşte Krallık Müzik Akademisi'ne girerek Liszt'in öğrencisi Thomas'dan piyano, Zoltan Kodaly'nin de öğretmenliğini yapmış olan Koessler'den beste dersleri aldı. Piyano çalışıyla olduğu kadar, beste ve müzikbilim alanın*daki çalışmalarıyla da ün yaptı. Ez-gisel romantik piyano yorumculuğu*nu bir yana bırakıp, piyanoyu vur*malı bir çalgıymış gibi kullanarak klavyeye yeni bir soluk kazandırma*yı amaç alan sanatçı, ilk yapıtlarını XIX. yy'ın son yıllarında. Kossuth senfonisiniyse 1903'te besteledi. 1907'de Budapeşte Akademisi'ne piyano öğretmeni olarak atanan Bartok, bu ilk yaratma döneminde Liszt'in tekniğine bağlı kaldı. Bu müzik, çardaş üslubundan esinlenen ve Batı anlayışıyla ele alınmış ulusçu bir müzikti.

    Çok geçmeden doğrudan doğruya Macar köylüsünü kaynak alarak notaya ve kayda geçirdiği gerçek folklora doğru yönelen Bartok, unutulmaya yüz tutmuş birçok halk ezgisini canlandırdı ve folklora yeni bir yaşama alanı açarak, folklorun tam anlamıyla özümsenmesiyle, bi*limsel müziğe yeni bir görünüm ka*zandırmayı başardı. Halk müziğiyle olan ilişkisinden dolayı majör- minör sistemine, daha önce Debussy'den etkilenerek yararlandığı pentatonik (beş tonlu) gamın kullanımına ve Mavi Sakalın Şatosu (1918) adlı ope*rasında yararlanmış olduğu parlando cantando'ya karşı çıktı. Halk mü*ziği alanındaki çalışmalarını geniş*letmek için çeşitli ülkelere yolculuk*lar yaptı; 1936 yılında Ankara Halk-evi'nin çağrısıyla Türkiye'ye gele*rek, müzik konusunda konferanslar verdi ve Anadolu'dan birçok Türk ezgisi derledi.

    ARI MÜZİK TUTKUSU

    Bartok'un son dönemi ustalık döne*midir. Arı müziğe ulaşmak için folk*lordan gözle görülür bir biçimde koptuğu bu dönemde Bartok, Bach' m çoksesliliğini ve beethovenci ge*lişmeyi özümsemiş bir müzik dili içinde amacına ulaşmaya yönelmiş*tir. Ezgi, armoni, ritim alanlarında olduğu kadar, titiz araştırmaların konusu olan biçim alanındaki araş*tırmaları da bu dil anlayışı içinde özetlenebilir. "Altın kesifin sık sık kullanımı da bunun kanıtıdır.

    Bar*tok'un başlıca yapıtları arasında şunlar sayılabilir: Harika Mandarin (1919); Cantata Prof ana (1930); Yaylılar, Vurmalılar ve Celesta İçin Müzik (1936); Yalnız Keman İçin Sonat (1944).
  9. Toгgαи

    Toгgαи Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    25 Ekim 2007
    Mesajlar:
    4.730
    Beğenileri:
    1.809
    Ödül Puanları:
    38
    Bernd Alois
    Besteciler - Yabancı Besteciler
    Köln ve Berlin Konservatuvarlarmda öğrenim gördükten sonra 1950'de Köln Üniversitesi Müzikoloji Enstitüsü'nde doçent, ardından da aynı ken*tin Müzik Yüksek Okulu'nda beste profesörü olan Bernd Alois Zimmermann "anlatımcı" olarak adlandırılan ilk müzik dönemine Alagoana (1940-1950) balesiyle başladı; bunu Keman İçin Çok Dramatik Konçerto (1950) ve özellikle Tek Hareketli Senfoni (1947-1953) izledi. Trompet İçin Konçerto' da (1954) geniş ölçüde cazdan yarar*landı. İki piyano için bestelediği Perspektiven'de (1956) ve Canto di speranza (1957) diye adlandırılan viyo*lonsel için gerçekleştirdiği ilk konçertodaysa dizisel müziğin kurallarını uy*guladı. 1957'de Jakob Lenz'in başya*pıtı Die Soldaten 'i (Askerler) keşfede*rek bundan bir opera yarattı. Böyle*ce "plüralist" diye adlandırdığı ikin*ci yaratıcı dönemi başlamış oldu. Bu dönemde de başlıca şu yapıtları ger*çekleştirdi. Viyolonsel İçin Sonat (1960; modern viyolonsel tekniklerinin 'gerçek bir klavuzu); Alto ve 25 Çalgı*cı İçin Antiphonen (1962); Viyolonsel ve Orkestra İçin "Pas de Trois Biçiminde" Konçerto (viyolonselci ***gfried Palm'a ithaf edilmiş bir çeşit düşsel bale, 1966). Bernd Alois Zimmermann elektronik yapıtı Tratto 1(1966) ve viyolonsel ve piyano için Intercomunicazione (1967) ile "statik" diye adlandırılan son ya*ratıcı dönemine girdi. Bu yapıtları bü*yük orkestra için bir prelüd olan Photoptosis (1968), orkestra, caz orkes*trası, teyp bandı, 3 koro, soprano, ba*riton ve recitativocu için Genç Bir Ozan İçin Requiem (1969), orkestra için Stille und Umkehr (1970), viyolon*sel için Dört Kısa Etüd (1970) ve 2 re*citativocu, bas ve orkestra için leh wandte mich um und sah an alles Unreeht, das gesehah unter der Sonne (1970) izledi. Zimmermann bu son ya*pıtını bitirmesinden birkaç gün sonra, yaş***** son verdi.
  10. Toгgαи

    Toгgαи Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    25 Ekim 2007
    Mesajlar:
    4.730
    Beğenileri:
    1.809
    Ödül Puanları:
    38
    Camille Saint-Saens
    Besteciler - Yabancı Besteciler
    Genç yaşta piyano çalmaya başlayan Camille Saint-Saens, yedi yaşınday*ken Stamaty ve Meleden'in öğrencisi oldu; on bir yaşında Pleyel salonunda ilk konserini veren sanatçı Konservatuvar'da Reber ve Halâvy'nin beste dersleri ile Benoist'nın org derslerini izledi.Genç yaşta önce Saint-Merri, daha sonra da Madeleine'e (1858) orgcu olarak atandı ayrıca Ecole Niedermeyer'de öğretmen olarak görev aldı ve burada Faure'nin de hocası ol*du.


    Fransız yenilenme hareketine bağla*nan Saint-Saens, 1871'de Bussine ile birlikte çalışarak Societe Nationale de Musique'i (Ulusal Müzik Kurumu) kurdu. 1886'da, Vincent d'İndy burada yabancı müzikçileri tanıtmca, bu ku*ruluştan ayrıldı; 1881'de Güzel Sanat*lar Akademisi'ne kabul edildi ve böy*lece resmen tanınmış oldu. Geniş bir kültüre sahip olan müzikçi kendisini seçmeci olarak tanımlamıştır. Verimli bir sanatçı olduğu yapıt*larında tam bir eşitlik aramamak ge*rekir; gerçekten de sanatı son derece sağlam, yetkin bir müzikçi ve virtüöz olan Saint-Saens çok çeşitli ve sayısız hayranlıkların etkisinden kendini kurtaramamış, şaşırtıcı ve inanılmaz ko*laylıkla en değişik üslupları özümle*meyi bilmiştir, oysa gerçek yaşamda geçinilmesi güç, alaycı bir kişiliğe sa*hipti.

    Saint-Saens çok yolculuk yapmış bir müzikçidir, bütün yaşamı Fransa'da ve yabancı ülkelerde yaptığı geziler*den etkilenmiştir; kararsızlığı (şiddetli bir Cermen karşıtı olmadan önce ateş*li bir wagnerciydi) müzikdışı etkinlik*lerine de yansımıştır; sanatçı çeşitli dergilere katkıda bulunmuş, makale*ler, kitaplar, şiirler ve tiyatro yapıt*ları yazmıştır. Yapıtları çoğu zaman eleştirilere konu olmuştur; geçmişin etkileri müziğinde zaman zaman so*ğuk bir akademicilik havası yaratmış*tır; bununla birlikte değişik türlerde*ki bazı ürünleri haklı olarak ün yap*mıştır. Bunlar arasında dramatik ya*pıtlar (Samson ve Dalila), senfonik şi*irler (**üler Dansı, Cezayir Süiti), sen*fonik müzik (üç senfoni, konçertolar), dinsel müzik ve oda müziği (Hayvan*lar Karnavalı) sayılabilir.

Sayfayı Paylaş