Yahya Kemal Beyatlı Şiirleri

Konu 'Alıntı Şiirler' bölümünde Özel Üye Ahmet tarafından paylaşıldı.

  1. Özel Üye Ahmet

    Özel Üye Ahmet Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    14 Eylül 2008
    Mesajlar:
    1.010
    Beğenileri:
    315
    Ödül Puanları:
    83

    1918



    **enler öldü, kalanlarla muztarip kaldık.

    Vatanda hor görülen bir cemâatiz artık

    Ö.lenler en sonu kurtuldular bu dağdağadan

    Ve göz kapaklarının arkasında eski Vatan

    Bizim diyâr olarak kaldı tâ kıyâmete dek.





    Kalanlar ortada genç, ihtiyar, kadın, erkek

    Harâb olup yaşıyor tâli’in azâbıyle;

    Vatanda düşmanı seyretmek ıztırâbıyle.

    Vatanda korkulu rüya içindeyiz, gerçek.

    Fakat bu çok süremez, mutlaka şafak sökecek

    Ateş ve kanla siler, bir gün, ordumuz lekeyi,

    Bu, insan oğluna bir şeyn olan, Mütareke’yi
    Son düzenleyen: Moderatör: 17 Mayıs 2009
    Cixx ve Özlem bunu beğendi.
  2. Özel Üye Ahmet

    Özel Üye Ahmet Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    14 Eylül 2008
    Mesajlar:
    1.010
    Beğenileri:
    315
    Ödül Puanları:
    83
    AÇIK DENiZ



    Balkan şehirlerinde geçerken çocukluğum;

    Her lâhza bir alev gibi hasretti duyduğum.

    Kalbimde vardı "Byron"u bedbaht eden melâl!

    Gezdim o yaşta dağları, hulyâm içinde lâl,

    Aldım Rakofça kırlarının hür havâsını,

    Duydum akıncı cedlerimin ihtirâsını,

    Her yaz, şimâle doğru asırlarca bir koşu...

    Bağrımda bir akis gibi kalmış uğultulu...

    Mağlûpken ordu, yaslı dururken bütün vatan,



    Rü’yâma girdi her gece bir fâtihâne zan.

    Hicretlerin bakıyyesi hicranlı duygular,

    Mahzun hudutların ötesinden akan sular,

    Gönlümde hep o zanla berâber çağıldadı,

    Bildim nedir ufuktaki sonsuzluğun tadı!

    Bir gün dedim ki istemem artık ne yer ne yâr!

    Çıktım sürekli gurbete, gezdim diyar diyar;

    Gittim o son diyâra ki serhaddidir yerin,

    Hâlâ dilimdedir tuzu engin denizlerin!



    Garbin ucunda, son kıyıdan en gürültülü

    Bir med zamânı, gökyüzü kurşunla örtülü,

    Gördüm deniz dedikleri bin başlı ejderi;

    Gördüm güzel vücûdunu zümrütliyen deri

    Keskin bir ürperişle kımıldandı anbean;

    Baktım ve anladım ki o ejderdi canlanan.

    Sonsuz ufuktan âh o ne coşkun gelişti o!

    Birden nasıl toparlanarak kükremişti o!

    Yelken, vapur, ne varsa kaçışmış limanlara,

    Yalnız onundu koskoca meydan ve manzara!

    Yalnız o kalmış ortada, âsi ve bağrı hûn,

    Bin mağra ağzı açmış, ulurken uzun uzun,

    Sezdim bir âşinâ gibi, heybetli hüznünü!



    Rûhunla karşı karşıya kaldım o med günü,

    Şekvânı dinledim, ezelî muztarip deniz!

    Duydum ki rûhumuzla bu gurbette sendeniz,

    Dindirmez anladım bunu hiçbir güzel kıyı;

    Bir bitmeyen susuzluğa benzer bu ağrıyı.
    Özlem bunu beğendi.
  3. Özel Üye Ahmet

    Özel Üye Ahmet Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    14 Eylül 2008
    Mesajlar:
    1.010
    Beğenileri:
    315
    Ödül Puanları:
    83
    AKINCI



    Bin atlı, akınlarda çocuklar gibi şendik;

    Bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendik!



    Ak tolgalı beylerbeyi haykırdı: İlerle!

    Bir yaz günü geçtik Tuna'dan kaafilelerle...



    Şimşek gibi bir semte atıldık yedi koldan,

    Şimşek gibi Türk atlarının geçtiği yoldan.



    Bir gün yine dolu dizgin boşanan atlarımızla

    Yerden yedi kat arşa kanatlandık o hızla...



    Cennette bu gün gülleri açmış görürüz de

    Hâlâ o kızıl hâtıra titrer gözümüzde!



    Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik,

    Bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendik!
    Özlem bunu beğendi.
  4. Özel Üye Ahmet

    Özel Üye Ahmet Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    14 Eylül 2008
    Mesajlar:
    1.010
    Beğenileri:
    315
    Ödül Puanları:
    83
    AKŞAM MÛSIKÎSÎ



    Kandilli'de eski bahçelerde,

    Akşam kapanınca perde perde,

    Bir hatıra zevki var kederde.



    Artık ne gelen, ne beklenen var;

    Tenhâ yolun ortasında rüzgâr

    Teşrin yapraklarıyla oynar.



    Gittikçe derinleşir saatler,

    Rikkatle, yavaş yavaş ve yer yer

    Sessizlik daîmâ ilerler.



    Ürperme verir hayâle sık sık,

    Her bir kapıdan giren karanlık,

    Çok belli ayak sesinden artık.



    Gözlerden uzaklaşınca dünyâ

    Bin bir geceden birinde gûyâ

    Başlar rü'yâ içinde rü'yâ.
    Özlem bunu beğendi.
  5. Özel Üye Ahmet

    Özel Üye Ahmet Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    14 Eylül 2008
    Mesajlar:
    1.010
    Beğenileri:
    315
    Ödül Puanları:
    83
    ALTOR ŞEHRİNDE



    Schiller bu karlı dağlara gelmişti genç iken;

    Hürriyet özleyişlerinin mûsıkîsini

    Duymuş ve söylemişti çelikten sadâ ile.



    Hürriyetin o devrini idrâk edenlerin

    Hulyâlarında vardı bir efsunlu hâtıra:

    Wilhelm Tell, güzel ok atan dağlı kahraman.



    Tell şarkısıyla beslenen İsviçre bilmiyor

    En zorlu ihtilâlleri hürriyyet uğruna.

    Kanlar, bu karlı dağlara aslaa bulaşmamış;



    Hiç girmemiş hayâline tek gözlü giyyotin;

    Mızrakta, halka gösterilen, kanlı kelleler,

    Meydanlarında, hırs ile, hiç gösterilmemiş.
  6. Özel Üye Ahmet

    Özel Üye Ahmet Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    14 Eylül 2008
    Mesajlar:
    1.010
    Beğenileri:
    315
    Ödül Puanları:
    83
    AŞK HİKAYESİ



    Âh o akşam o tirenden gülüşün!

    O gülüş kalbime aksettiği an

    Duymadım ilk ateşin düştüğünü;

    Şavka benzer bir ışık zannettim.

    Macera başlamak üzereymiş o gün.

    Sürecekmiş bu ateş yıllarca.

    Bir taraftan Yakacık, mor dağlar...

    Bir taraftan da deniz, şûh adalar...

    O gün ömrümde, kader,

    Geçecek aşkı resimleştirmiş

    Bu güzel çerçevede.



    Yine dün geçtim o yoldan;

    Aynı raylarda tirenler geçiyor...

    Karşı dağlar, hep o dağlar...

    Kıyı hep aynı kıyı

    Ve deniz aynı deniz;

    O gülüşten bir eser yok yalnız;

    O güzel çerçeve bomboş!

    Belki kalbim daha boş!
    Özlem bunu beğendi.
  7. Özel Üye Ahmet

    Özel Üye Ahmet Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    14 Eylül 2008
    Mesajlar:
    1.010
    Beğenileri:
    315
    Ödül Puanları:
    83
    ATİK-VALDE'DEN İNEN SOKAKTA

    Nihad Sami Banarlı'ya



    İftardan önce gittim Atik-Valde semtine,

    Kaç def'a geçtiğim bu sokaklar, bugün yine,

    Sessizdiler. Fakat Ramazan mâneviyyeti

    Bir tatlı intizâra çevirmiş sükûneti;

    Semtin oruçlu halkı, süzülmüş benizliler,

    Sessizce çarşıdan dönüyorlar birer birer;

    Bakkalda bekleşen fıkarâ kızcağızları

    Az çok yakından sezdiriyor top ve iftarı.

    Meydanda kimse kalmadı artık bütün bütün;

    Bir top gürültüsüyle bu sâhilde bitti gün.

    Top gürleyip oruç bozulan lâhzadan beri,

    Bir nurlu neş'e kapladı ker***ten evleri.

    Yârab nasıl ferahlı bu âlem, nasıl temiz!



    Tenhâ sokakta kaldım oruçsuz ve neş'esiz.

    Yurdun bu iftarından uzak kalmanın gamı

    Hadsiz yaşattı rûhuma bir gurbet akşamı.

    Bir tek düşünce oldu tesellî bu derdime;

    Az çok ferahladım ve dedim kendi kendime:

    "Onlardan ayrılış bana her an üzüntüdür;

    Madem ki böyle duygularım kaldı, çok şükür."
    Özlem bunu beğendi.
  8. Özel Üye Ahmet

    Özel Üye Ahmet Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    14 Eylül 2008
    Mesajlar:
    1.010
    Beğenileri:
    315
    Ödül Puanları:
    83
    BAHÇELERDEN UZAK

    -Ahmed Hamdi Tanpınar’a –

    İstemem artık ışık, râyiha, renk âlemini,

    Koklamam yosma karanfille, güzel yâsemini.



    Beni bir lâhza müsâit bulamaz idlâle,

    Ne beyaz bâkire zambak, ne ateşten lâle.



    Beklemem fecrini leylâklar açan nîsânın,

    Özlemem vaktini dağ dağ kızaran erguvanın.



    Her sabah başka bahâr olsa da ben uslandım,

    Uğramam bahçelerin semtine gülden yandım.
    Özlem bunu beğendi.
  9. Özel Üye Ahmet

    Özel Üye Ahmet Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    14 Eylül 2008
    Mesajlar:
    1.010
    Beğenileri:
    315
    Ödül Puanları:
    83
    BEDRİ'YE MISRALAR

    - Bedri Tahir Şaman'a zarif dostluk havasının ilhamiyle -

    Gelmek’çün ikinci bir hayâta,

    Bir gün dönüş olsa âhiretten;

    Her rûh açılıp da kâinâta,

    Keyfince semâda bulsa mesken;

    Tâlih bana dönse, nâzikâne;

    Bir yıldızı verse mâlikâne;

    Bîgâne kalır o iltifâta,

    İstanbul’a dönmek isterim ben.



    Bin bir tepe yükselen Boğaz’dan

    Baktıkça vatan görünsün engin;

    Her yıl, bin ömür boyunca, yazdan,

    Yelkenler açılsa ufka gergin.

    Lâkin bu ikinci varlığımda,

    Son devrede, ihtiyarlığımda,

    Artık çekilince söz ve sazdan,

    Ömrüm İç-Erenköyü’nde geçsin.
    Özlem bunu beğendi.
  10. Özel Üye Ahmet

    Özel Üye Ahmet Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    14 Eylül 2008
    Mesajlar:
    1.010
    Beğenileri:
    315
    Ödül Puanları:
    83
    BERGAMA HEYKELTRAŞLARI

    - Muhtar Tevfikoğlu’na -

    Pek tâze penbe tenlere benzer bu taşları

    Yontarken eski Bergama heykeltraşları



    İlham eden vucûdun edâsıyle mest imiş;

    Heykeltraş demek o zaman putperest imiş.



    İnsan vücûdu bazan açık, bazan örtülü,

    Her çizgisiyle san’atı canlandıran büyü.



    Artık dehâya eski güzellikte sinmiyor.

    Gördük ki yer yüzünde ilâhlar gezinmiyor.

Sayfayı Paylaş