Yalancı Çoban -Hikaye-

Konu 'Okul Öncesi Eğitim' bölümünde PisLick.. tarafından paylaşıldı.

  1. PisLick..

    PisLick.. Üye

    Katılım:
    11 Kasım 2009
    Mesajlar:
    77
    Beğenileri:
    50
    Ödül Puanları:
    0

    Bir varmış,bir yokmuş.Ülkenin birinde bir şehir,şehrin içinde bir köy,köyün içinde de köylüler varmış.Bu köylülerin ekip biçtiği topraklar,topraklarında sere serpe dolaşsın, yesin,içsin, semirsin diye besledikleri kuzuları,koyunları varmış,varmış ta köy öyle zengin ya da ağası bol,fakiri çok değil, her köylünün evinde üç beş koyunu,keçisi varmış... Toprağı işlemekten vakit buldukça çok sevdiği kuzuları ile ilgilenirlermiş...

    Masal bu ya,bir gün köy kahvesinde otururken köy ahalisi gençten bir adam çıkmış ortaya demiş ki'bütün koyunlara,keçilere ben bakarım,siz gider toprağınızı eker,biçersiniz, oğlunuzu, kızınızı evlendirirsiniz,oturu kahvede oyun oynar,arkadaşlarınızla sohbet edersiniz,baan da beş on kuruş verir,ben fakirin karnını doyurup sevap işlersiniz.Ben de sizin iyiliklerinizden dolayı duacı olurum,cennete girersiniz.'Köylüler birbirlerine bakmışlar,elindeki tavla zarlarına,okey taşlarına bakmışlar.Nargilesi olanlar,nargilelerini daha bir dertli dertli çekip,dumanını savurmuşlar.Biz bir düşünelim,sana cevap verelim demiş köyün en yaşlısı olan.Sonra muhtara gidip,çobanının söylediklerini ona da anlatmışlar.Muhtar mantıklı karşılamış,köylüler dünden razı,yaşlı adam 'durun arkadaşlar 'demiş.Biz gi****m bir köyün öğretmenine danışalım,yararını, zararını ona soralım,bize çobana ne vereceğimizi,çobanı ne kadar çalıştıracağımızı,koyunlar kaybolursa ya da ölürse çobana ne ceza vereceğimizi yazsın,çizsin,biz de ona göre davranalım.Kimse kimsenin hakkını yemesin,adaletli bir iş olsun demiş.hemen köyün kabadayısı girmiş söze.Ne diyosun sen emmi demiş,ben varken köyde haksızlık yapan,izinsiz kuş uçurmaya cesaret eden olur mu?Sen bana güvenmiyorsun da köyün cılız öğretmeninin yazacağı kağıda mı güveniyorsun yani?Bütün köylüler kabadayıyı alkışlamışlar.Kabadayı dediğimize bakmayın,mert,babacan,dediği dedik,akıllı,dev gibi bir adam,belki onun kadar büyük bir cüsseye kimse sahip değil.İyilerin güvendiği,kötülerin korktuğu bir kabadayı...

    Muhtar,yaşlı adam her ihtimale karşı gidip köy öğretmenine akıl danışmışlar ve ne yapılması,ne yapılması gerektiğini yazdırmışlar,hem çobana,hem de köylülere tek tek imzalatmışlar.Herkes memnun,çobana koyunları,keçileri teslim etmiş.Çoban hergün evlerden tek tek hayvanları toplar,meraya götürür,onların yanından hiç ayrılmaz,koyunlar,keçiler otlarken onun canı sıkılır hayaller kurarmış.Köyün en zengini ben olsam,o yaşlı ihtiyarı sürüm sürüm süründürsem,köyün kadınlarını haremime kul etsem,koyunları satıp tek tek çaktırmasam parasını yesem...gibi.Dur bakalım ben bunalrı deneyeyim demiş önce,keçilerden birini ,hatta en sıskasını ayırmış kendine,keçinin sahibine de demiş ki,senin keçi asiydi biraz da sakattı,cılızdı,dere tepe koşarken,orda burda otlarken düştü bir uçuruma,ben korumasam diğerleri de düşecekti Allah korusun o dipsiz uçurumdan.Köylüler vah vah demişler ama kendi koyununu keçisini koruduğu için,canını tehlikeye attığı için çobana da hayranlık duymuşlar.Çoban hissetmiş bu hayranlığı,abartmış ta abartmış koyunları uçurumdan kurtarma hikayesini.Oturup karar almış köylüler de kahraman çobanın yevmiyesini arttırmışlar.Çoban sevmiş bu işi,hayalini kurduğu köy ağalığını ele geçiririm demiş bunlar bu kadar safken.Bir kaç gün sonra diğer kuzulardan birini daha yok etmiş,hemen bir hikaye bulmuş ardından. Demiş ki sizin kabadayının köpeği yedi körpecik kuzuyu,ben atmasam önüne kendimi bütün sürüyü de yerdi . Köylüler kabadayıya güvenir,inanırlar ama bir o kadar da korkarlardı.Köylülerden biraz sinsi ve kabadayının düşmanı biri söz alıp demiş ki,bu adam zaten böyledir,beni de gereksiz yere dövmüş,elimdekini almak istemişti,onun köpeği de bizim kuzularımızı yiyor.Şaşırmadım valla demiş.Köylülerin biraz kafası karışık gitmişler evlerine.Onlar sustukça,çobanın yalanlarına inandıkça heveslenmiş yalancı çoban,daha iyi yalanlar söylemeye. Öğretmen de olanları izliyormuş ama çobana hiç inanmıyormuş nedense.Çoban ise öğretmene bakıp,ağa olursam seni de köle yapacağım diye iç geçiriyormuş.

    Gel zaman git zaman çoban sata sata güdecek kuzu bırakammış köyde.Onun için mahsuru yokmuş tabi,koyun başkasının,kuzu başkasının,keçi başkasının.Köylüler ise şaşkın,imama gidiyorlar olmuyor,muhtara gidiyorlar çözmüyor,en son gi****m bir öğretmen soralım,ne yazdıydı,ne çizdiydi,çobandan alsın hakkımızı,versin bize eski mutlu günlerimizi...Öğretmen anlatılanları dinlemiş,gördüklerini,yazdıklarını incelemiş ve bu işte bir terslik var demiş bu işte.Çoban zaten bu köye hep yokluk getirdi,keçinizi yoketti alkışladınız,koyununuzu sattı alkışladınız.Biribirinize düştünüz kırk yıllık dostlar,çobana toz kondurmadınız.keçi ilk kaybolduğunda gidip baksaydınız o uçuruma belki bugün bunları yaşamayacaktınız.Ama zararın neresinden dönülse kardır.Kuralım heyetimizi,alalım anlaşmamızı,yapalım mahkememizi.Kabadayı küskünmüş köylüye,ne hali varsa görsün herkes demiş ama bir yandan da çok üzülüyormuş köylünün düştüğü bu duruma.Hep birlikte yapılacak mahkemeyi beklemeye koyulmuşlar...

    Bu masal burda bitmemiş,bitmemiş ama köylüler burda uyanmışlar gaflet uykusundan. Bundan sonra teslim etmemişler köyün kuzusunu içini bilmedikleri yalancı çobanlara...

    Yerden bir tarla papatya çıkmış,biri bu masalı yazana,biri bu masalı anlayana,kalanları ise okuyanlara....

    Sevgiyle kalın.

Sayfayı Paylaş