yardımcı olabilir 10.sınıf edebiyat TÜRK EDEBİYATINDA DÖNEMLER

Konu 'Türk Edebiyatı Ders Notları' bölümünde (¯` ¤♥N!$@♥¤ ´¯) tarafından paylaşıldı.

  1. (¯` ¤♥N!$@♥¤ ´¯)

    (¯` ¤♥N!$@♥¤ ´¯) Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    10 Ocak 2009
    Mesajlar:
    738
    Beğenileri:
    404
    Ödül Puanları:
    0

    İSLAMİYET ÖNCESİ TÜRK EDEBİYATI

    Türklerin İslamiyet'e girmeden önce meydana getirdikleri edebiyattır. Sözlü ve yazılı olmak üzere ikiye ayrılır.

    SÖZLÜ EDEBİYAT

    Her toplumda olduğu gibi Türklerde de kendine özgü sözlü edebiyat ürünleri vardır. Bu ürünler eski Türk topluluklarının sığır,şölen ve yuğ adını verdikleri törenlerden doğan ürünlerdir.

    Sığır: Av törenlerine denir.

    Şölen: Kurban törenlerine denir.

    Yuğ: Yas,ölüm törenlerine denir.

    Bu törenler şaman,kam,baksı ve ozan adını alan kişiler tarafından yönetilir.Bunlar sazlarıyla bu törenlerde bazı destan parçalarını veya koşuk,sagu adı verilen şiirleri söylerlerdi.

    İslamiyet Öncesi Türk Şiirinin Özellikleri:

    *Hece ölçüsüyle söylenmiştir.(7’li,8’li,12’li)

    *Yarım kafiye kullanılmıştır.

    *Nazım birimi dörtlüktür.

    *Dildeki kelime sayısı sınırlı kalmıştır.,yabancı dillerin etkisi yoktur

    *Tabiatla iç içe oldukları için sanatçılar benzetmelerde tabiattan yararlanmışlardır.

    *Şiirlerde işlenen konular:kahramanlık,yiğitlik,ölüm,savaş ve aşktır.

    SÖZLÜ ÜRÜNLER

    KOŞUK

    *Dörtlüklerle söylenilir.

    *Hece vezni kullanılmıştır.Yiğitlik,aşk,tabiat gibi konular işlenir.

    *Halk edebiyatındaki karşılığı ‘’koşma’’,Divan edebiyatındaki karşılığı ‘’gazel’’dir.

    *Kafiye düzeni aaab,cccb,dddb şeklindedir.

    SAGU

    *Devlet büyüklerinin ölümü üzerine duyulan acıyı dile getirmek için söylenen şiirlerdir.

    *Kafiye düzeni koşuktaki gibidir.

    *Halk edebiyatındaki karşılığı "ağıt", Divan edebiyatındaki karşılığı "mersiye"dir.

    SAV

    Kısa ve özlü sözlerdir.Atasözünün yerine kullanılmıştır.

    DESTAN

    Milletlerin zihinlerinde derin etki bırakan savaş,göç,afet,kıtlık gibi olayların etkisiyle söylenmiş,uzun manzum hikayelerdir.

    *Olayların toplumda derin izler bırakmış olması.

    *Olay ve kişilerin olağanüstü nitelikler göstermesi.

    *Tanrıların olaylara karışması.

    *Milli dil ve nazım şekilleriyle söylenmesi

    TÜRK DESTANLARI


    SAKA TÜRKLERİNİN DESTANLARI

    *Alp Er Tunga Destanı: Türk-İran savaşlarıyla Alp Er Tunga’nın yiğitliklerinin anlatıldığı destanlardır.

    *Şu Destanı:İskender ile Türkler arasındaki savaşların ve Hükümdar Şu’nun destanıdır.

    HUN TÜRKLERİNİN DESTANI

    *Oğuz Kağan Destanı: Hun Hükümdarı Mete’nin yiğitliklerini,ülkesini genişletip oğulları arasında nasıl bölüştürdüğünü anlatan destandır.

    GÖKTÜRK DESTANI

    *Bozkurt Destanı: Savaşta yaralanan bir Türk’ün,dişi bir kurt tarafından kurtarılmasını,korunmasını ve Türklerin sözü edilen kurtla bu Türk’ten çoğaldığı anlatılır.

    *Ergenekon Destanı: Bir yenilgi sonunda Ergenekon’a çekilen Türklerin orada çoğalıp,bir demir dağı erittikten sonra öçlerini alışlarını anlatan destandır.


    UYGUR TÜRKLERİNİN DESTANI

    *Türeyiş Destanı: Uygur hakanının,üç kızını insanoğluyla evlendirmeyi uygun bulmayarak tanrıya, kızlarıyla evlenmesi ve Uygur Türklerinin bu evlenmeden çoğaldığı anlatılır.

    *Göç Destanı: Türklerin,Kutsal taşı Çinlilere vermeleri üzerine, tanrı tarafından cezalandırılmaları kuraklığın başlaması nedeniyle de göç etmeleri anlatılır.

    Diğer Milletlerin Destanları:

    İran: Şehname

    Alman: Nietbelungen Lied

    Hindistan: Mahabarata, Ramayana

    Japon: Şinto

    Rus: İgor

    Yunan: İlyada,Odyssa

    Fransı: Chasen de Rolland

    Fin: Kalevala

    NOT: Destanlar oluşumları bakımından iki grupta incelenebilir.

    a) Doğal Destanlar: Halk arasında ortaya çıkan anon,im ürünlerdir. Bunlar genellikle daha sonra bir şair tarafından derlenip düzenlenmiştir. Bu türe örnek olarak şu destanları sıralayabiliriz.

    İliada, Odysseia Yunanlıların (Homeros)

    Kalevala Finlilerin

    Nibelungen Almanların

    Ramayana, Mahabarata Hintlilerin

    Cid İspanyolların

    Chanson de Roland Fransızların

    Gılgamış Sümerlerin

    b) Yapma (Suni) Destanlar: Bir olayın doğal destana benzetilerek bir şairce destanlaştırılmasıdır. Yapma destan örneği olarak şunları sıralayabiliriz:

    Virgilius Aeneit

    Dante İlahi Komedi

    Tasso Kurtarılmış Kudüs

    Milton Kaybolmuş (Kaybedilmiş) Cennet

    Firdevsi Şehnâme

    YAZILI EDEBİYAT

    İslam öncesi Türk edebiyatına ait, bilinen yazılı ürün çok azdır. İlk eserler mezar taşlarındaki yazılardır. Türkler bu dönemde Göktürk ve Uygur alfabesini kullanmışlardır. İslam öncesi Türk edebiyatının en önemli yazılı eseri Yenisey nehri kenarındaki Orhun Abideleri dir.

    Abidelerin ilki M.S. 720 yılında Bilge Tonyukuk tarafından yazılmış ve dikilmiştir. İkinci ve üçüncü abideler Yolluğ Tigin tarafından yazılmıştır. Birisi 732 yılında Kültigin adına diğeri ise 735 yılında Kültigin’in ağabeyi Bilge Kağan adına dikilmiştir.

    *Birinci taşın dili sadedir.İkinci ve üçüncü taşların dili ise süslü ve söylev dilidir.

    *Bu abideler de Göktürklerin bağımsızlıkları için Çinlilerle yaptıkları savaşlar ve bu savaşlar sonucunda devleti yeniden nasıl kurdukları anlatılır.

    *Çin entrikalarına karşı halk uyarılır.
    Son düzenleyen: Moderatör: 10 Ocak 2009
  2. (¯` ¤♥N!$@♥¤ ´¯)

    (¯` ¤♥N!$@♥¤ ´¯) Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    10 Ocak 2009
    Mesajlar:
    738
    Beğenileri:
    404
    Ödül Puanları:
    0
    A) coşku ve heyecanı dile getiren metinler (şiir)


    1.Koşuk
    İslam’dan önce sığır törenlerinde, şölenlerde söylenen aşk, kahramanlık, doğa sevgisi temalı şiirlere koşuk denir. Daha çok lirik, pastoral ve epik özellikler taşıyan bu şiirler belli bir ezgiyle söylenmiş, bu ezginin oluşması için kopuzdan da yararlanılmıştır.
    a. Hece vezni ve yarım kafiye ile söylenen şiirlerdir.
    b. Nazım birimi dörtlüktür.
    c. Bu şiirlerde düz kafiye kullanılır: aaaa, bbba, ccca… (aaab cccb dddb)
    d. 7’li hece vezniyle söylenirdi.
    e. Genellikle lirik şiirledir. Bu yüzden Koşukların duygu yönü ağır basar.
    f. Kopuz eşliğinde söylenir.
    g. Yiğitlik, aşk, tabiat konularını işler.
    h. Bu şiirlerin İslâm sonrası halk edebiyatındaki adı koşma özellikle (koçaklama ve güzelleme)dır.

    KOŞUK Günümüz Türkçe’siyle Söylenişi

    Keldi esin esneyü Rüzgâr eserek geldi

    Kadka tükel osnayu Kar tipisine benziyordu

    Kirdi budun kasnayu Halk titreyerek (evlere) girdi

    Kara bulıt kükreşür Kara bulutlar görülüyor

    Kar buz kamuğ erüşdi Karlar ve buzlar hep eridi

    Taglar suvı akışdı Dağların suyu (seller halinde) aktı

    Kökşin bulıt örüşdi Mavimtırak bulutlar belirdi

    Kayguk bolup ögrişür Kayıklar gibi sallanıp duruyor


    Tümen çeçek tizildi On binlerce çiçek sıra sıra dizildi

    Bükünden ol yazıldı Tomurcuklarından çözüldü

    Üküş yatıp özeldi Uzun süre yatmaktan sıkılmışlardı

    Yirde kopa adrışur Yerden biterek birbirlerinden ayrılıyorlardı.

    (XI. yy. Türk Şiiri, Talat Tekin, Ankara, 1989)


    2. Sagu
    Yuğ törenlerinde ölen kişinin kahramanlıklarını anlatan, onun ölümünden duyulan üzüntüyü dile getiren şiirlerdir. Şekilsel olarak koşuklara benzer.
    a. **en bir kişinin arkasından söylenen ağıt şiirleridir.
    b. **en kişinin kahramanlıklarını, başarılarını, erdemlerini anlatır; ölümlerinden duyulan üzüntüyü dile getirir.
    c. Koşuk nazım şekliyle söylenir.
    d. Dörtlükler halinde söylenir.
    e. 4+3=7’li hece ölçüsüyle yazılır.
    f. Bu şiirlere İslâm sonrası halk edebiyatında “ağıt”, Divan edebiyatında “mersiye” denir
    g. “Yuğ” denilen ölüm törenlerinde söylenir.
    h. Divanu Lûgatit-Türk’teki Alp Er Tunga sagusu bu türün önemli bir örneğidir.
    ı. Sagu söyleyen kişilere sagucu ya da ağıtçı denir.

    i. Saguda düz kafiye kullanılır: aaaa, bbba, ccca… (aaab cccb dddb)

  3. ◊ΘGöKKuŞΘ◊

    ◊ΘGöKKuŞΘ◊ Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    4 Aralık 2007
    Mesajlar:
    915
    Beğenileri:
    649
    Ödül Puanları:
    16
    Yardımcı olunabilecek konu teşekkürler :)

    Not: Konunu Türk Edebiyatı ders notlarına bölümüne taşıyorum.
  4. (¯` ¤♥N!$@♥¤ ´¯)

    (¯` ¤♥N!$@♥¤ ´¯) Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    10 Ocak 2009
    Mesajlar:
    738
    Beğenileri:
    404
    Ödül Puanları:
    0
    Islamiyet öncesi türk edebiyatı yazılı edebiyat


    Türklerin yazılı eserler ortaya koymasıyla başlar. Yazılı Türk edebiyatının, bugün elimizde sağlam vesikaları bulunan başlangıcı M.S. VIII. asra aittir. Bu vesikalar ilk ulusal alfabemiz olan Gök-Türk yazısıyla yazılmış Gök-Türk yazıtlarıdır. Yazıtlardaki alfabenin işlenmişliğine bakılırsa bu yazı dilinin çok eski çağlarda da kullanılmış olması muhtemeldir. Nitekim V. asırda yazıldığı söylenen ve Kırgızlara ait olduğu bilinen Yenisey Yazıtlarında da aynı alfabenin kullanıldığı görülmektedir.
    Bu dönemi Göktürk ve Uygur dönemi eserleri olarak iki grupta inceleyebiliriz.

    1) Göktürk (Orhun) Yazıtları (VIII. yy

    Göktürk Kitabeleri, VIII. Yüzyılda yazılmıştır. Türklerin ilk yazılı örnekleridir. Avrupa’da ilk yazılı eserlerin XII. Yüzyıla ait olduğu düşünülürse, Türklerin çok eski bir edebi geçmişe sahip oldukları daha iyi anlaşılır.

    Türkler ölenlerin ardından onların yaptıklarını, başarılarını, kişiliğini öven taşlar dikerlerdi. Bu taşlara genel bir deyimle “balbal” denirdi. Abidelerde ölen kişinim yaptıkları kendi ağzından anlatılır, böylece sonsuzluğa ulaşacağı sanılırdı. Bu nedenle bu taşlara bengi taş adı verilmektedir.

    Göktürk Kitabeleri, Tonyukuk, Kül Tigin ve Bilge Kağan adlarına dikilen üç abideden oluşmaktadır.

    Taşların ilki, Göktürklerin dört hakanına vezirlik yapan Bilge Tonyukuk tarafından 720 tarihinde diktirilmiştir. Yazılar kendisine aittir.

    Diğer iki kitabe, birinciden daha güzel ve zengin bir dille yazılmıştır. Bunların da yazarı Yoluğ Tigin adlı bir Türk edibidir. Onun yazdığı taşlar, Çinlilere karşı açtığı istiklâl savaşıyla Göktürk devletini yeniden kuran Kutluk Han’ın oğulları Bilge Kağan ile Kül Tigin adlarına dikilmiştir. Kül Tigin abidesinin dikilişi, m.s. 732, Bilge Kağan abidesinin dikiliş m.s. 735’tedir. Abideler sahiplerinin ölümünden birer sene sonra dikilmiştir.

    Göktürk Kitabeleri, Göktürkler devri Türk tarihinin en önemli tanığıdır. Kitâbelerde Türklerin Çinlilerle yaptığı mücadelelere geniş yer verilmektedir. Beylerin ve halkın Çinlilere olan hayranlıkları sonucu devletin dağılıp milletin esir olduğu belirtilmektedir. Buna karşılık, kültürel kimliğe çıkıp, birlik ve beraberlik içinde hareket ettiklerinde yeniden bağımsız bir devlet kurmayı başardıkları anlatılmaktadır.

    İltiriş Kutluk Han Çinlilerden kaçarak Türk birliğini sağlamış. **düğünde çocukları (Bilge Kağan,Kül Tİgin) küçük olduğu için yerini kardeşi Kapagan almıştır. Birliğin tehlikeye girdiği anlarda Bilge Kağan, kardeşi Kültigin’in yardımıyla hakanlığa geçmiş, Çinlilere karşı başarılı savaşlar vererek Çin’i haraca bağlamıştır.

    Göktürklerin kullandığı yazıda 38 harf bulunuyor. Bu yazı da birçok bakımdan milli çizgiler taşımaktadır.

    İşareti “OK – UK” diye okunur ve “OK”a benzemektedir.

    İşareti “YA” diye okunur ve “YAY”a benzer.


    İşareti “EB –B” diye okunur “Eb –Ev dedikleri çadıra benzemektedir.

    Göktürk Kitabeleri kaynı zamanda tarih, hatıra ve nutuk (hitabet) türünün ilk örnekleridir. Kitabelerde görülen sanatkâ rane üslûp, Türklerin VIII. Yüzyıldan önce de gelişmiş bir edebiyata ve yazı diline sahip oldukları görülmektedir.

    ): Bunlarda Çinlilere karşı bağımsızlık savaşı yapan, Türk bütünlüğünü yeniden kurmak için içte ve dışta yaşayan Göktürklerin hikayesi anlatılır. Bu abideler 38 harfli olan Göktürk alfabesiyle yazılmıştır. Bunlardan en önemli olanları üç tanedir.

    a) Bilge (Vezir) Tonyukuk Yazıtı (720-725): Dört bakana vezirlik etmiş olan Tonyukuk tarafından yazılmıştır. Daha çok Çinlilerle yapılan savşlar anlatılmaktadır.

    b) Kül Tigin Yazıtı (732): Göktürk hakanı olan Bilge Kağan kardeşi Kül Tigin’in ölümü üzerine bu abideyi dikmiştir.

    c) Bilge Kağan Yazıtı (735): Göktürk hakanı olan Bilge Kağan’ın ölümünden sonra yazdırılmış birabidedir. Son iki yazar daha çok dönemin olaylarından , törelerinden ve Bilge Kağanın ulusuna dilediği iyi dileklerden söz eder.

    * “Türk” adının geçtiği ilk yazılı belge ve Türk edebiyatının ilk yazılı örnekleri olan Göktürk abidelerindeki yazılar Prof. Thomsen ve Radloff tarafından okunmuştur.

    2)Uygur Dönemi Eserleri: Göktürk devletinin yıkılmasından sonra kurulan Uygur hanlıklarından kalma eserlerdir. Daha çok Buddha ve Mani dininin esaslarını anlatan metinlerdir. Bunlar Turfan yöresinde yapılan kazılarda ortaya çıkarılmıştır. Uygurların kağıda kitap basma tekniğini bildikleri anlaşılmaktadır. Dönemden kalma birçok hikayenin yanında “kökünç” denilen bir tür ilkel tiyatro eserleri de vardır. Uygurlar bu eserleri 14 harfli Uygur alfabesiyle yazmışlardır.

    METİN SORULARI


    “Türk Oğuz begleri! Budun! Eşiding:
    Üze tengri basmasar, asra yir telinmeser, Türk budun, ilingin törüngin kim artadı?”

    (Türk Oğuz beyleri! Milleti! İşitin:

    Üstte gökyüzü çökmezse, altta yeryüzü ****nmezse, Türk milleti ilini töreni kim bozabilir?” (Göktürk Kitabeleri)

    1-Yukarıdaki cümlelerin söyleniş biçimine dikkat ederek Göktürk Kitabelerinin daha çok hangi türe yakın olduğunu söyleyebiliriz?

  5. (¯` ¤♥N!$@♥¤ ´¯)

    (¯` ¤♥N!$@♥¤ ´¯) Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    10 Ocak 2009
    Mesajlar:
    738
    Beğenileri:
    404
    Ödül Puanları:
    0
    Böyle düşündüğüne teşekkür ederim yardımcı olabilirsem sevinirim
  6. (¯` ¤♥N!$@♥¤ ´¯)

    (¯` ¤♥N!$@♥¤ ´¯) Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    10 Ocak 2009
    Mesajlar:
    738
    Beğenileri:
    404
    Ödül Puanları:
    0
    Olay çevresinde oluşan metinler (destanlar)


    Destan:Eski çağlarda genellikle tanrıların,olağanüstü güçlerin yaptıkları savaşları,savaş katılanların başlarından geçenleri,gösterilen kahramanlıkları,yaşana olağanüstü olayları,felaketleri hayal gücüyle donatarak ve manzum olarak anlatan ürünlere denir.Bunların çoğu anonimdir.Mitolojiyle karıştırmamak gerekir.Mitolojinin kahramanları tanrılar ve tanrılaştırılmış insanlardır.Ayrıca, Aşık Edebiyatı nazım şekillerinden “destan”ın söyleyeni bellidir.

    Bir milletin destanının olabilmesi için;

    1)Milletin tarihinin efsaneler yaratma dönemine uzanacak kadar eski olmaması,

    2)O milleti tarihinde unutulmaz tabiat olayları,büyük savaşlar,göçler,istilalar,yeni coğrafyada vatan kurmalar gibi halk hayat ve hafızasını nesillerce meşgul edecek olaylar bulunmalıdır.

    3)Bütün bu olayları derleyip gelecek nesillere aktarılmasını sağlayacak birisinin olması gerekir.


    Destanların Özellikleri

    1)Olağanüstü olaylara ve kişilere yer verilir.

    2)Destanların söyleyeni belli değildir.

    3)Bir milletin ulusal törelerini,inançlarını ve değerlerini yansıtır.

    4)Destan kahramanlarına tarih sayfalarında rastlanabilir(Oğuz Kağan Destanı-Mete Han)

    Destanlar Doğal ve Yapma Destanlar Olmak Üzere İkiye Ayrılırlar

    A)Doğal Destanlar:Milletlerin ilkel çağlarında kendiliğinden oluşan,ait olduğu milletin vicdanında derin izler bırakan bir olayın nesilden nesile aktarılarak- hayal gücü de katılarak-anlatılmasıdır.Anonim özellikler gösteren bu destanlar derlenip şekillenir.

    1)İlyada ve Odysseia(Homeros)

    2)Şehname(Firdevsi)

    3)Kalevala(Lönnört) 4)Nibelungen(Wagner):Almanların

    5)Ramayana:Hintlilerin

    6)Chasenderolant:Fransızların

    7)Oğuz Kağan,Türeyiş

    B)Yapma Destanlar:Yeni ve yakın çağlarda,herhangi bir tarihi olayın bir şair tarafından yazılmasıyla oluşan destanlardır.

    1)Vergilius(Aeneis,Latin Edb.),

    2)Çılgın Orlando(İtalyan şair,Ariosto):

    3)Kurtarılmış Küdüs(Tasso):

    4)Kaybolmuş Cennet(Milton):

    TÜRK DESTANLARINDA MOTİFLER

    1-KÖK-BÖRİ: Totem devri yaşayan Türklerin totemi bozkurt, destanlarda hayat ve savaş gücünü temsil eder. Bozkurt, destanlarda Tanrı kurt ,anne kurt, ordular önünde yürüyen kumandan olarak geçer.Türkler bozkurta önce Tanrı diye tapmışlar, sonra kendilerinin bozkurt soyundan geldiklerine, böylelikle birer bozkurt olduklarına inanmışlardır.

    2-IŞIK: Bu motif destanların kuruluşunda kutsiyetten kaynaklanan hayat verici bir özelliğe sahiptir.Destanların büyük kahramanları; bu kahramanlara kadınlık ve mukaddes Türk çocuklarına annelik yapan kadınlar ilahî bir ışıktan doğarlar.Şamanist inanca göre yerden on yedi kat göğe doğru gittikçe aydınlanan bir nur âlemi vardır ki bunun on yedinci katında bütün göz kamaştırıcı ışığıyla Türk Tanrısı oturur.Yeryüzünde iyilik yapan ruhlar da bir kuş şeklinde bu nur âlemine uçarlar.

    3-RÜYA: Destanın bütününü etkileyen ve destan kahramanlarının hareket alanını belirleyen bir motiftir.Bir mücadele üzerine kurulu destanlarda kazanılacak başarı veya yaşanacak bir felaket düş yoluyla önceden öğrenilir. Kadercilik anlayışı düş motifiyle destanlarda işlenir.

    4-AĞAÇ: Destanlarda ağaç motifi üç yönüyle yer alır: Sığınak (Oba), Ana ya da Ata, varlığı, devleti temsil eden sembol.İnsanlığın yaratılışı hakkındaki Türk düşüncesine göre Tanrı, yeryüzündeki dokuz insan cinsini, bu insanlardan önce yarattığı dokuz dallı ağacın gölgesinde barındırmıştır.

    5-KIRKLAR:Bu motif, kahramanlar etrafındaki gücü temsil eder.Kırk sayısı bazı eşya ve davranışları sınırlar.Oğuz Kağan’ın kırk günde yürümesi, konuşması gibi.Kırk sayısı görünmez aleminden gelen koruyucu, güç verici kutsiyete erişmiş şahısları da simgeler.

    6-AT: At destanlarda önemli bir konuma sahiptir. Bunun temelinde göçebe kültürün yarattığı zorlayıcı koşullar vardır.Ata bir tür dinsel totem özelliği kazandıran şamanist inançtır. At, kahramanın başarıya ulaşmasında en etkin güçtür.Sahibini korur, ona yol gösterir, tehlikelere karşı uyarır.

    7-OK-YAY: Destanlarda maden isimlerinin sıkça geçmesi Türklerin savaşçı bir ulus oldukları kadar savaş aracı üretmede de usta olduklarını gösterir.Destanlardaki maden isimleri tamamiyle Türkçe’dir.Bu da Türklerin çok eskiden beri madencilikle uğraştıklarının ****lidir.Ok- yay motifi destanlarda sadece savaş aracı olarak geçmemiş,Türk üstünlüğünü ifade etmiş, hukuki bir sembol haline gelmiştir.

    8-MAĞARA: Bu motif destanlarda sığınak ve ana karnını temsil eder.Bazen de ilahî buyruğun tebliğ edildiği yer olarak karşımıza çıkar.

    9-AK SAKALI İHTİYAR: Destanlarda hakanların akıl danışıp öğüt diledikleri gün görmüş yaşlılar vardır.Derin tecrübeli bu kimseler, geç hakanlara yol ve iz gösterirler.Bu, Türklerin alimlere mukaddes insan gözüyle bakıp ilme değer verdiklerini gösterir.

    10-YADA TAŞI: Bu taş destanlarda millî birlik ve bütünlüğü, halkın mutluluğunu ve devletin idealini temsil eder.Bu taş ülkeden çıkarıldığında birlik ve bütünlük bozulur ve kıtlık baş gösterir.

Sayfayı Paylaş