Yazılı Soruları cevaplarını bulamadım

Konu 'Tarih - İnkılap Tarihi 11. Sınıf' bölümünde sevimli tarafından paylaşıldı.

  1. sevimli

    sevimli Üye

    Katılım:
    14 Eylül 2008
    Mesajlar:
    3
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    1

    Arkadaşlar soruların cevabını bulamadım yardımcı olursanız sevinirim...


    SORULAR
    1-yabancı okulların sonuçları nelerdir?
    2-atatürk e göre eğitim nasıl olmalıdır?
    3-eğitim sisteminin ilkeleri nelerdir?
    4-tevhidi tedrisat kanunu nedir.nezaman çıkarılmıştır.önemi nedir?
    5-latin harfleri niçin kabul edilmiştir?
    6-cumhuriyetin ilk yıllarında eğitimdeki sorunlar nelerdir?
    7-cumhuriyet döneminde ilk öğretim alanındaki gelişmeler nelerdir?
    8-kültür nedir.kültürün oluşabilmesi için gerekli unsurlar nelerdir?
    9-uygarlık nedir?
    10-T.T.K ve T.D.K ne zaman kurulmuştur?
    11-T.T.K niçin kurulmuştur?
    12-türk tarih tezi nedir?
    13-T.D.K niçin kurulmuştur?
    14-ercümen-i daniş nedir?
    15-şapka kanunu ne zaman çıktı?
    16-cumhuriyet döneminde kadınların kılık kıyafeti ile ilgili nasıl düzenleme yapıldı?
    17-soyadı kanunu niçin çıkarıldı?
    18-ölçü-saat ve takvimde yapılan değişiklikler nelerdir?
    19-kadınların siyasi haklarına kavuşma aşamalarını yazınız?
    20-cumhuriyetin ilk döneminde tarım ve sanayi alanındaki sorunlar nelerdir?
    21-misak-ı iktisadi nedir.hangi kararlar alınmıştır?
    22-cumhuriyet döneminde tarım alanında yapılan gelişmeler nelerdir?
    23-kabotaj kanunu nedir.ne zaman çıkarıldı?
    24-MTA niçin kurulmuştur?
    25-türk ordusunun kuruluş tarihi nedir?
    26-türk ordusunun bölümleri nelerdir?
    27-atatürk ün milli dış siyasetinin ilkeleri ve amacı nedir?
    28-türkiye milletler cemiyetine ne zaman niçin girmiştir?
    29-balkan antantı niçin imzalandı kimler katıldı?
    30-mentiö B.S önemi nelerdir.niçin imzalanmıştır?
    31-sadabat paktını hangi ülkeler imzaladı.ne zaman geçerliliğini kaybetti?
    32-atatürkcülük nedir amacı nedir?
    33-atatürkcülüğün nitelikleri nelerdir?
    34-atatürkcü düşüncede milli güç unsurları nelerdir?
    35-atatürk ilkelerinin ortak amacı nedir?
    36-atatürk ilke ve inkılaplarının dayandığı esaslar nelerdir?
    37-atatürkcülüğün dayandığı esaslar nelerdir?
    38-atatürk ilkelerini kısaca açıklayınız?
    39-halkcılık ilkesinin dayandığı esaslar?
    40-milli birlik ve beraberliği güçlendiren değerler nelerdir?
  2. S. Moderatör Uğur

    S. Moderatör Uğur Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    4 Şubat 2008
    Mesajlar:
    8.241
    Beğenileri:
    6.155
    Ödül Puanları:
    36
    10.soru

    TTK => 1931

    TDK => 1932
  3. kubra_92

    kubra_92 Üye

    Katılım:
    4 Ekim 2008
    Mesajlar:
    5
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    8,sorunun cevabı
    KÜLTÜR:Yaratıcı etkinliklerin doğmasını ve gelişmesini sağlayan toplumsal düzendir.
    KÜLTÜRÜ OLUŞTURAN UNSURLR ŞUNLARDIR:
    1,ekonomik unsurlar
    2,siyasi unsurlar
    3,ahlaki unsurlar
    4,sanata erişme isteği
  4. Moderatör Güleda

    Moderatör Güleda Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    10 Ocak 2009
    Mesajlar:
    7.623
    Beğenileri:
    4.563
    Ödül Puanları:
    113
    15-şapka kanunu ne zaman çıktı?

    Şapka Kanunu ya da tam adıyla "Şapka İktisasına Dair Kanun" 25 Kasım 1925'te ilan edilmiştir.
  5. hilly

    hilly Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    15 Şubat 2009
    Mesajlar:
    1.548
    Beğenileri:
    1.711
    Ödül Puanları:
    113
    1)Atatürk’ün Eğitime Bakış Açısı: Nasıl Bir Eğitim?

    Eğitimimiz ulusal olmalıdır.

    2. Eğitimimiz bilimsel olmalıdır.

    3. Eğitimimiz uygulamalı olmalıdır.

    4. Eğitimimiz karma olmalıdır.

    5. Eğitimimiz laik olmalıdır. .
    Son düzenleyen: Moderatör: 23 Mayıs 2009
  6. Moderatör Güleda

    Moderatör Güleda Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    10 Ocak 2009
    Mesajlar:
    7.623
    Beğenileri:
    4.563
    Ödül Puanları:
    113
    12-türk tarih tezi nedir?

    Türk Tarih Tezi, 1930'lu yıllarda, Atatürk'ün teşvikiyle oluşturulan tarih yorumu.
  7. hilly

    hilly Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    15 Şubat 2009
    Mesajlar:
    1.548
    Beğenileri:
    1.711
    Ödül Puanları:
    113
    Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile eğitim birliği bir sistem olarak benimsenmiş bulunmaktadır. Yeni Türkiye'nin kültür hayatında çok önemli bir aşamayı başarıya ulaştıran Tevhid-i Tedrisat Kanunu, aslında büyük bir kültür hamlesidir. Eğitimin birleştirilmesi ile, özellikle 19. yüzyıl sonlarından beri Türkiye eğitiminde görülen medrese ve okul (mektep) diye devam eden ikililiğe son verilmiştir. "Tevhid-i Tedrisat Kanunu" ile öğretim ve eğitim birliği sağlanarak milli kültür birliğine yönelmek istenmiştir. Öğretim ve eğitime milli ve laik bir karakter veren Tevhid-i Tedrisat Kanunu, milli gelişme tarihinde daima büyük yer tutacak bir inkılabın da adı olmuştur.

    3 Mart 1924 tarihli Tevhid-i Tedrisat Kanunu, öğretim ve eğitimin birliğini sağlamakla beraber medreselerin de kaldırılmasını sağlamıştır. Keza 3 Mart 1924 tarihli, Şer'iye ve Evkaf Vekaletlerinin kaldırılmasına dair kanunla da, vakıfların bağlı bulunduğu vekalet (bakanlık) kaldırıldığından ve Tevhid-i Tedrisat Kanunu'nun üçüncü maddesi ile de Şer'iye ve Evkaf Vekaleti bütçesinde mektepler (okullar) ve medreseler için ayrılan ödenek Maarif Vekaletine (Milli Eğitim Bakanlığına) devredildiğinden, medreselerin kaderini tayin Maarif Vekaletine bırakılmıştır. Böylece, öğrenim birleştirilerek ikilik ortadan kaldırılımış ve devlet, eğitim işlerinin tek sorumlusu olmuştur. Cumhuriyet hükümeti, ömrünü tamamlamış bir kısım dinî kurumlarını kapatarak bunların yerine yeni sistemde eğitim veren İlahiyat Fakültesi ve İmam Hatip Okulları açtı. Medreseler, türbeler, tekkeler kapatıldı. Böylece, eğitimde birlik sağlanarak devletin öğretmenleri tarafından dinî derslerin yanında diğer dersler de verilmeye başlandı.

    2 Mart 1926'da kabul edilen, "Maarif Teşkilatı Hakkında Kanun" Tevhid-i Tedrisat (Öğretimin Birleştirilmesi) Kanunun ilkelerinin ışığı altında eğitim hizmetlerini düzenlemiştir. Devletin izni olmadan hiç bir okulun açılmayacağını öngören Maarif Teşkilatı Hakkında Kanun aynı zamanda çağdışı bütün derslerin okul müfredat programlarından kaldırılmasını da sağlamıştır.
  8. hilly

    hilly Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    15 Şubat 2009
    Mesajlar:
    1.548
    Beğenileri:
    1.711
    Ödül Puanları:
    113
    5)1.Batı kültürüne duyulan hayranlık veya Avrupa'nın üstünlüğüne olan inanç, Latin alfabesinin kazandığı prestijin temeliydi. 1850-60'lardan itibaren Türk aydın sınıfının tümü Fransızca biliyor ve bazen kendi aralarındaki yazışmalarda Fransızca kullanacak kadar bu dili benimsiyordu. Telgrafın yaygınlaşmasıyla birlikte, Türkçenin Latin alfabesiyle ve Fransız imlasına göre yazılan bir biçimi de günlük yaşamın bir parçası haline geldi. Beyoğlu, Selanik, İzmir gibi kozmopolit çevrelerde dükkân tabelaları ve ticari reklamlarda çoğu zaman bu yazı kullanılıyordu.
    2.İkinci Meşrutiyet döneminde, Türk ulusal kimliğini İslamiyetten bağımsız olarak tanımlama çabaları, özellikle İttihat ve Terakki'ye yakın aydınlar arasında ağırlık kazandı. Arap yazısı İslam kültürünün ayrılmaz bir parçası sayıldığı için, bu yazının terkedilmesi aynı zamanda Türk ulusal kimliğinin laikleşmesi ve kendi özbenliğini ortaya çıkarması anl***** gelecekti.
    3.19. yüzyılın son çeyreğinde İstanbul ve Anadolu'da Rum ve Ermeni harfleriyle basılan gazete ve kitaplar önemli bir sayı tutmaya başlamıştı. Bu yayınların kazandığı popülerlik, Türkçe'nin Arap yazısından başka yazıyla da yazılabileceği fikrinin benimsenmesine yardımcı oldu. 1908-1911'de Latin esaslı Arnavut Alfabesi'nin kabulü ve 1922'de Azerbaycan'ın Latin alfabesini kabulü Türkiye'de büyük yankı uyandırdı.
  9. hilly

    hilly Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    15 Şubat 2009
    Mesajlar:
    1.548
    Beğenileri:
    1.711
    Ödül Puanları:
    113
  10. hilly

    hilly Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    15 Şubat 2009
    Mesajlar:
    1.548
    Beğenileri:
    1.711
    Ödül Puanları:
    113
    8)Kültür Nedir?

    Kültür kavramını en başta sözlük anlamıyla tanımlayabiliriz: Bir toplumun duyuş düşünüş birliğini oluşturan, gelenek durumundaki her türlü yaşayış, düşünce, dil ve sanat varlıklarının topu, belli bir konuda edinilmiş geniş ve sistemli bilgi. Bir başka tanımlaması ise şöyledir: Tarihsel ve toplumsal gelişme süreci içinde yaratılan her türlü değerlerle bunları kullanmada, sonraki kuşaklara iletmede kullanılan, insanın doğal ve toplumsal çevresine egemenliğinin ölçüsünü gösteren araçların tümü. Üçüncü sözlük tanımı şu şekildedir: Akıl yürütme, eleştirme ve beğeni yeteneklerinin öğrenim, deney ve yaşantılar yoluyla geliştirilmiş olan biçimi.
    Kültür latince kökenli bir kelime olup dilimize Amerikanca ve Fransızca'dan girmiştir. Latince cultura, toprağa birşeyler ekip ürün almak, üretmek anlamında kullanılıyordu. Voltaire Fransız Devrimi öncesinde Culture’ü insan zekasının oluşumunu ve gelişmesini belirleyen bir terim olarak kullanınca sözcük değişik bir anlam kazanmıştır. Fransızca’dan Almanca’ya cultur biçiminde geçen sözcük daha sonra tüm Avrupa dillerine yayılmıştır. Fransızca’da kültürün karşılığı irfandır. İrfan kelimesinin sözlük anlamı ise; anlama, bilme, gerçeğe ulaştırıcı güçlü seziştir. Daha çok tinsel ve manevi değerleri içermiştir. Amerikanca’da kültürün karşılığı medeniyettir. Medeniyet ise uygarlık yani insanların doğaya egemen olma, toplum olarak daha iyi bir yaşama ulaşma çabalarından çıkan sonuçların, bilim, teknik, sanat ve kültürün tümünü kapsar. Sonuç olarak bilim ve tekniğin, sanat ve kültürün gelişmesi, ilerlemesiyle yaratılan yaşama koşullarının, yaşama biçiminin incelmesi, yetkinleşmesi durumudur. Dolayısıyla Amerikanca kültürün karşılığına maddi kültür daha denk düşer.
    Medeniyet, insanlığın çalışarak ortaya koyduğu teknik eserlerin bütününden ibarettir. Kültür ise, bir toplumu kendi tarihi içinde meydana getirdiği değer hükümlerinin bütünüdür. Bunlar ilim, sanat, ahlak ve dine ait değerlerdir. Medeniyet, kültür yaratan düzendir. Bu durumda kültür ve medeniyet kavramlarını birbirinden ayırdıktan sonra kültürün oluşumuna etken olan değerler, durumlar ve vs. önem kazanır. Her toplumun kendi kültürü vardır ve kültürün yükselmesi, ilerlemesi ve gelişmesi medeniyetin doğuşunu sağlar. Sosyolojik çerçevede en geniş sınırlarına ulaşan kültür kavramı ‘bir yaşama biçimidir.’ Bu yaklaşımda bir toplumda bulunan ve bulunmayan bütün ifade ve etkileşim biçimleri önem kazanır. Bu anlamda kültür, insan olarak belli bir toplumda öğrendiklerimizle, davranış, düşünce sistemimizin toplamı sayılabilir. Bir bakıma ne yediğimiz, ne içtiğimiz, ne okuduğumuz, nelere sempati ile yaklaşırken, nelere tepki duyduğumuz, ait olunan grup, küme ya da toplumu karakterize eder. Günümüzde iletişimin son derece hızlı yapılabilmesi kültürel ve bilimsel gelişmelerin, anında yayılmasına olanak sağlamıştır. Bu durum kültürlerin birbirleriyle olan ilişkilerinin ve etkileşimlerinin üzerine düşünülmesi gereğini çıkarmıştır.
    Aslında sosyal bilimciler 166 farklı tanımı olan kültür kavramı için ‘bir kavramın bu kadar çok tanımı varsa, onun tanımlanamayacağını kabul etmek gerekir’ diyebiliyorlar. Kültür tarihçileri insanoğlunun gelişme ve ilerleme göstererek hayatta kalma ve varlığını sürdürme savaşındaki başarısını, kültürel bir varlık oluşuna yani öğrendiklerini birikiminde saklayıp yeni nesillere aktarma yeteneği ile becerisine bağlar.
    Kültür gelişim sürecinde önce sözlü kültür doğmuş, daha sonra yazılı kültür oluşmuştur. Bugün yazılı kültür ile beraber sözlü kültür de devinim ve gelişimine devam etmektedir. Sözlü kültür de yazar yoktur, anonimdir, doğaldır, metinsizdir, ezbere dayalıdır, çeşitlenebilir, sürekli akış, dolaşım ve dolayısı ile değişim içindedir. Bu kültür de çözümleme ve inceleme yoktur. Yazılı kültür yazılıdır, metne bağlıdır, okuru değişebilse bile metin değişmez, üreten yalnızdır, anlatıya istenilen sıklıkta dönülebilir, çözümleme ve inceleme yapılabilir.

Sayfayı Paylaş