Yazılıda çıkacak olan sorular

Konu 'Edebiyat 11.Sınıf' bölümünde UndeS tarafından paylaşıldı.

  1. UndeS

    UndeS Üye

    Katılım:
    10 Ocak 2009
    Mesajlar:
    24
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0

    1.SERVETİ FUNUN VE TANZİMATIN KARŞILARTIR 2.AKIMLAR SEMBOLİZM VE PARNASİZM TEMSİLCİLERİ 3.HALİT ZİYA CENAP ŞENABETTİN ..... ESER YAZAR EŞLETSİRMESİ 4.HANGİ ESERİ HANGİ YAZARMIZ YAZMIŞTIR 5.SERVETİ FUNUN SİİRİ GENEL ÖZELLİKLERİ 6.SANATCILARIN ESERLERİNDEN SANAT ANLAYIŞLARI 7.ŞİİR VERİLECEK DÖNEMİN ÖZELLİKLERİNE GÖRE SIRALCAK 8.SERVETİ FUNDAN HİKAYE ROMAN 9.Mensur şiir türü ile ilgili öğrendiklerinizden beşini maddeler halinde yazınız BUNLAR CIKCAKMA OLASILIGI YÜKSEK BU SORULARI BİLEN ARKDAŞLAR VARSA YAPARSA SEVİNİRİM SİMDİDEN TEŞEKKÜRLER YARIN YAZI OLUNCA SORULARI YAZARIM BUGUN LAZIM
    Son düzenleyen: Moderatör: 18 Mart 2009
  2. merve7

    merve7 Üye

    Katılım:
    28 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    12
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    1
    bu soruları yaparmısınız bizim hocanın soracagı sorular yapan arkdaşlara simdiden teşekür ederim hardımcı olan ardaşları teşekkür butonunada basacam ben soruları yaptımda eksiklerim var yapan olmasa benim yaptıgım cevapları yazcam
  3. ~~Özge~~

    ~~Özge~~ Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    19 Nisan 2008
    Mesajlar:
    1.864
    Beğenileri:
    1.697
    Ödül Puanları:
    36
    1. Sorunun Cevabı

    TANZİMAT EDEBİYATI - SERVETİFÜNUN EDEBİYATI
    benzerlikler:batı kaynaklı edebi akımlardan etkilenilmesi ve edebi türlerin kullanılması
    farklılıklar:
    EDEBİ TÜR VE TEMA
    tanzimat edebiyatı:roman hikaye ve şiirde toplumsal ve siyasi konuların işlenmesi
    servetifünun edebiyatı:roman hikaye ve şiirde bireysel konuların işlenmesi
    EDEBİ AKIMLAR
    tanzimat edebiyatı:klasisizm ve romantizm
    servetifünun edebiyatı: realizm parnazim ve sembolizm
    DİL VE ANLATIM
    tanzimat edebiyatı: sade ve edebi sanatlar bakımından zayıf bir dil
    servetifünun edebiyatı: ağır süslü ve edebi sanatlar bakımından zengin bir dil


  4. ~~Özge~~

    ~~Özge~~ Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    19 Nisan 2008
    Mesajlar:
    1.864
    Beğenileri:
    1.697
    Ödül Puanları:
    36
    2. sorunun cevabı

    Başlıca temsilcileri:
    Th. Gautier

    T.D. Banville

    François Coppee

    J.Maria de Heredia

    TÜRK EDEBİYATINDA PARNASİZM
    Bu akımın en belirgin etkileri Tevfik Fikret’te görülür. Kimi yönleriyle Yahya Kemal de bu akımdan izler taşır.

    Sembolizmin Önemli Temsilcileri:

    Charles Baudelaire - şiir
    Stephane Mallerme - şiir
    Paul Verlaine - şiir
    Arthur Rimbaud - şiir
    Paul Valery - şiir
    Maunce Maeterlinck - tiyatro

    Sembolizmin Türk Edebiyatındaki Temsilcileri:

    Cenap Şehabettin - şiir
    Ahmet Haşim - şiir
  5. ~~Özge~~

    ~~Özge~~ Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    19 Nisan 2008
    Mesajlar:
    1.864
    Beğenileri:
    1.697
    Ödül Puanları:
    36
    5. sorunun cevabı :

    SERVET-İ FUNUN EDEBİYATINDA ŞİİR

    Abdülhak Hamid'in şekilde yaptığı yeniliği daha da genişletirler Fransız şiirinden “sone” ve “terzarima” gibi nazım türlerini alırlar. Müstezad (serbest nazım)ı, yaygın ölçüde kullanırlar. Kalıplaşmış vezinlerin dışına çıkarlar. Türk şiiri nazım şekilleri bakımında modernleşir. Türkçeyi aruza uygularlar. Fikret oldukça başarı sağlar. Aruzun bütün kalıpları müstezat için denenir, büyük ilgi görür.

    Şiirde ahengi yaratmada aruz vezninden yararlanılır. Konunun yapısına uygun, aruzun değişik kalıpları kullanılır. Ahenk endişesiyle aynı şiirde değişik vezinlere yer verirler (Cenap Sahabettin).

    Kafiye göz için değil, kulak içindir ilkesi benimsenir; kafiye, ahenk unsuru olarak eli alınır.

    Şairler, mısra bağımsızlığı anlayışına ve ifadenin bir beyitte bitmesi geleneğine karşı koyarlar. Bütün güzelliğine önem verirler.

    Şiirde anjambmanlar kullanarak, şiiri nesre yaklaştırmaya çalışırlar. Şiirde cümleleri istedikleri kısalık ve uzunlukta kullanırlar. Cümleyi mısra ortalarında tamamlayarak, beş altı mısra kadar uzattıkları olur.

    Şiirin konusunu genişletirler. Ferdî duygu ve hayâllerin yanı sıra, aşk, tabiat ve allı hayatı başlıca temalar arasındadır. Hayâl-hakikat çatışması şiirde dikkat çekici boyutlardadır.

    Ferdiyetçi sanat anlayışı şiire egemendir. Aşırı duygusallık ve yeni hayâl dünyası kurma eğilimi, onları ferdiyetçi kılmıştır. Bu yüzden aşk ve tabiat konusuna ağırlık veririn

    Romantizmden sembolizme kadar açılan şairler, yeni bir duyuş, hayâl kuruş, yeni bil zevk ve estetik getirmişlerdir. Beğendikleri birçok hayâlleri şiire sokarlar.

    Parnasizmin ve sembolizmin etkisiyle şiire resim ve mûsikî girer. Ses ve ahenk şiin-egemen olur (T.Fikret. C.Şahabettin). Şiire özgü bir vokabüler (kelime kadrosu) yaratılır. Şiirde kuvvetli bir mûsikî dili görülür. Şiire dış mûsikî ve iç mûsikî egemendir. T. Fikret dili ve tekniğiyle dış mûsikîyi, C. Sahabettin ise ince buluş, parlak hayal ve mecazlarıyla iç mûsikîyi sağlarlar.

    Şiir dilinde Arapça, Farsça kelime ve tamlamalar vardır. Sanatkârane bir üslûp peşindedirler. Batı etkisinde şiire yeni sözler girer: Saat-ı semen fem (yasemin renkli saat). Fransızca neige d'or karşılığı olan berf-i zerrin (altın renkli kar) vb...

    Servet-i Fünun şiiri, II. Meşrutiyet'in ilanıyla (1908) sosyal meselelere yönelir (T. Fikret, Ali Ekrem, Süleyman Nazif...)

    Şiirin yenileşmesinde nazım şekli önemli bir rol oynar; şiir nazım şekli bakımından zenginlik kazanır
  6. ~~Özge~~

    ~~Özge~~ Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    19 Nisan 2008
    Mesajlar:
    1.864
    Beğenileri:
    1.697
    Ödül Puanları:
    36
  7. ~~Özge~~

    ~~Özge~~ Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    19 Nisan 2008
    Mesajlar:
    1.864
    Beğenileri:
    1.697
    Ödül Puanları:
    36
    9. sorunun cevabı:

    MENSUR ŞİİR:

    MENSUR şiir duygu , düşünce ve hayallerin şiirde görüldüğü incelikte anlatan ancak ölçüye ve uyağa bağlanmayan bir düz yazı türüdür.

    Türk edebiyatında mensur şiire mensure adı verilmiştir.bu tür yazılarda iç ahenge şiirde olduğu gibi önem verildiği için cümleler çokluk dilbilgisi kurallarına bağlı kalmaz.

    mensur şiir türü 19. yy ikinci yarısında Fransa’da doğmuştur.




    “Mensur şiir” adı, 1886’da Halid Ziya’nın Hizmet gazetesinde yazdığı ve daha sonra “Mensur Şiirler” başlığıyla topladığı örneklerle karşımıza çıkmaktadır.
    Servet-i Fünun ve Meşrutiyet yıllarında da bu adlandırma yaygınlık kazanmıştır.

    . Türk edebiyatı, Tanzimat’ın ikinci kuşak sanatçılarının elinde sosyal yarar peşinde koşmaktan uzaklaşarak, bireysel ihtiras ve ıstırapların ifade aracına dönüşür. Şiirin biçimindeki asıl bilinçli yenilik de bu kuşağın eseridir. Özellikle; renkli, sorunlu, karmaşık iç dünyasını bir kalıba sokmakta zorlanan Abdülhak Hamit’in yaptıkları “bir biçim ihtilali” olarak değerlendirilir. Recaizade Mahmut Ekrem, Ta’lim-i Edebiyat, Takdir-i Elhan, III. Zemzeme Mukaddimesi ve diğer teorik yapıtlarında yeni edebiyatın estetiğini hazırlar.

    Sanat yaşamının ilk yıllarından itibaren mensur parçalar kaleme alır, düzyazı-şiir çevirileri yapar. Bu dönemdeki sanatçıların yenilik arayışlarının, bunu destekleyen teorik söylemlerin ve edebi çabaların arkasında, kuşkusuz Fransız edebiyatı vardır.

    Fransız edebiyatında “sanatkârane düzyazı” anl***** gelen ve “prose poetique” adıyla anılan bazı yapıtlar kaleme alındıktan sonra, edebi bir tür olarak düzyazı-şiirin ilk örneklerine “poeme en prose” adıyla Aloysius Bertrand’ın 1842’de yayımlanan “Gecelerin Gaspard’ı” başlıklı yapıtından itibaren rastlanmaya başlanır. Bertrand’ı, Maurice de Guerin’in “Le Gentaure” ve “La Bacchante” adlı ürünleriyle izlemesi, bu dönemdeki Fransız şairlerin dikkatinin bu yeni tür üzerinde toplanmasına zemin hazırlar. Çok geçmeden, Charles Baudelaire “Küçük Mensur Şiirler”, Arthur Rimbaud “Renkli Gravürler”, “Cehennemde Bir Mevsim”, Stephane Mallarme “Hezeyanlar” adlı yapıtlarıyla öne çıkarlar. Tür, Fransa’da kimliğini bulduktan sonra diğer Batı edebiyatlarına da yansır. Pek çok araştırmacı, özellikle mensur şiir çevirilerinin, düzyazı-şiir türünün Türk edebiyatında doğup gelişmesinde büyük bir etkisi olduğunda görüşünde birleşmektedir.


    1980’lerde Batılı şairlerden yapılan düzyazı-şiir tercümelerinin de şefaatiyle, ayrıca iç dünyaların ifade edilme çabasına denk düşen bir tür olarak gündeme gelir düzyazı-şiir. Şükrü Erbaş, Ahmet Erhan, Kemal Özer, Hüseyin Ferhad, Semih Baylan, Salih Bolat, Ali Cengizkan, Engin Turgut, Hasan Öztoprak, Necat Çavuş bu bağlamda şiirler yazan isimlerdir.


    Düzyazı-şiir konusu, esasen bir sorun ya da güçlü / kalıcı bir eğilim olarak gündeme gelmemiştir bizde. Kimi başarılı çabaların ve örneklerin yanı sıra, özellikle 80 sonrasında, şiir ortamındaki genel ölçüsüzlük ve disiplinsizlik eşliğinde karşımıza çıkmıştır. Günümüzde her şeye şiir olarak bakma eğiliminin arttığını görüyoruz zaten. Hem görsel boyutun, işi geometrik şekillere hatta harflere kadar götüren deneysel arayışların öne çıkışı hem de dille ilgili zevk değişimi, geniş bir ölçekte değerlendirilmesi gereken bir sorunlar yumağı oluşturmaktadır. Bu alandaki çeşitlilik, bir kriter krizi mi doğurmaktadır, bir imkân olarak mı önümüzde durmaktadır? Şiirin özgürleşip yenilenmesi de kötürüm ve kekeme bir hale bürünmesi de bu soruya aranacak yanıtla ilintili olarak karşımızda durmaktadır
  8. ~~Özge~~

    ~~Özge~~ Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    19 Nisan 2008
    Mesajlar:
    1.864
    Beğenileri:
    1.697
    Ödül Puanları:
    36
    bu kadar yapabildim....
  9. UndeS

    UndeS Üye

    Katılım:
    10 Ocak 2009
    Mesajlar:
    24
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Allah senden razı olsun başka arkdaşlarında yardımlarını bekliyom yarın sınav var yardımcı olun arkdaşlar
  10. ~~Özge~~

    ~~Özge~~ Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    19 Nisan 2008
    Mesajlar:
    1.864
    Beğenileri:
    1.697
    Ödül Puanları:
    36
    3. soru :
    halit ziyanın eserleri=
    Romanları:Nemide,Bir **ünün Defteri, Ferdi ve Şürekası, Mai ve Siyah, Aşk-ı Memnu, Kırık Hayatlar
    Hikayeleri:Bir İzdivacın Tarih-i Muâşakası, Bir Muhtıranın Son Yaprakları, Nâkıl (4 Cilt yerli ve yabancı öyküler), Bu Muydu?, Heyhat, Küçük Fıkralar (3 Cilt), Bir Yazın Tarihi, Solgun Demet, Bir Şi’r-i Hayal, Sepette Bulunmuş, Bir Hikâye-i Sevda, Hepsinden Acı, Onu Beklerken, Aşka Dair, İhtiyar Dost, Kadın Pençesi, İzmir Hikâyesi.
    Hatırıları:Kırk Yıl, Bir Acı Hikaye, Saray ve Ötesi.
    Deneme:Sanata Dair

    Cenap Şahabettin'in eserleri=


    ŞİİR:
    Tâmât (1887)
    Seçme Şiirleri (1934, ölümünden sonra)
    Bütün Şiirleri (1984, ölümünden sonra)

    TİYATRO:
    Körebe (1917)

    DÜZYAZI:
    Hac Yolunda (1909)
    Evrak-ı Eyyam (1915)
    Afak-ı Irak (1917)
    Avrupa Mektupları (1919)
    Nesr-i Harp, Nesr-i Sulh ve Tiryaki Sözleri (1918)
    Vilyam Şekispiyer(1932)

Sayfayı Paylaş