YÖK'ün Kuruluşunun 31. Yılı

Konu 'YÖK' bölümünde Moderatör Barış tarafından paylaşıldı.

  1. Moderatör Barış

    Moderatör Barış Süper Moderatör Yönetici Süper Moderatör

    Katılım:
    7 Eylül 2011
    Mesajlar:
    2.587
    Beğenileri:
    1.458
    Ödül Puanları:
    113

    CHP PM Üyesi ve Gençlik Kolları Genel Başkan Yardımcısı Gökçe Pişkin, YÖK'ün Türkiye'deki üniversitelerde özgür düşünce ortam'ına izin vermeyen, baskıcı ve tek tipçi yapısıyla kuruluşundan bugüne aynı çizgiyi koruyan bir baskı organı olduğunu ifade etti.

    CHP PM üyesi Gökçe Pişkin, 12 Eylül darbesinden sonra 6 Kasım 1981'de kurulan Yüksek Öğretim Kurumu'nun (YÖK) 31. yıl dönümü nedeniyle yaptığı açıklamada şu görüşlere yer verdi:

    "Gerekçesi 'üniversitelerdeki anarşinin dağıtılarak, üniversiteleri hiyerarşik bir düzene oturtmak' olan YÖK, her 6 Kasım'da protesto ediliyor. Üniversiteleri bilimsellikten sıyıran, tek tipleştiren, rektör kontrolüne verip akademik kurulların gücünü azaltan YÖK, Türkiye üniversitelerinde özgür düşünce ortam'ına cevap vermeyen, baskıcı ve tek tipçi yapısıyla kuruluşundan bugüne aynı çizgiyi koruyan bir baskı organıdır. Üniversitelerin doğası gereği politik olması gerekirken, ülkemizde bu durumun tersine seyretmesinin önemli faktörlerinden birisi de YÖK'tür."

    Öğrencilerin haklı, demokratik taleplerinin, rektörlere tanınan geniş yetkiyle "suç unsuru" sayılabildiğini ifade eden Pişkin, "Nitekim geçtiğimiz günlerde başta Adana Çukurova ve Ankara Üniversitesi olmak üzere, birçok üniversitede öğrenci arkadaşlarımız 'güvenlik görevlilerince' darp edilmiş ve birçoğu hakkında disiplin soruşturması açılmıştır" dedi.

    Üniversitelerin, rektöründen, akademisyenine, öğrencisinden hizmetlisine bir bütün olduğunu ve bir yaşam alanı olan üniversitelerde tüm bileşenlerin fikirlerinin alınması gerektiğini söyleyen Pişkin şöyle devam etti:

    "Bugün parasız eğitim istedikleri için cezaevine giren öğrencilere karşı takınılan 'görmezden gelme' tavrı, bu ülkedeki vicdan sahibi insanları yaralamaktadır. AKP Hükümeti'nin bir bakanlar kurulu genelgesiyle üniversitelerin normal öğretim öğrencilerinden aldığı harcı kaldırıp, ikinci öğretim öğrencilerini bu haktan mahrum bırakmak bilimsel eşitlik ilkesine karşıdır. Kaldı ki, AKP Hükümeti'nin bu kararına karşın Kalkınma Bakanlığının hazırladığı 10.Kalkınma Planında 'Türkiye'de parasız eğitimle, sosyal adalet arasında bir bağ kurulamaz' beyanı hükümetin içine düştüğü çelişkili durumu ortaya koymaktadır.

    Anayasada hüküm altına alınan devlet okullarında eğitim parasızdır ibaresi hakkın yasal güvencesidir. Yükseköğretim kurumunun varlığı; akademisyenleri 'bilim adamlığı- ders hocası' öğrencileri 'zengin-fakir' rektörleri 'benden-ondan' diye kutuplaştırırken, Türkiye'de bilimin özgürce yürümesi imkansızdır. Türkiye üniversitelerinin kurtuluşu yükseköğretim reformudur. Bu reformu yapacak olan da Cumhuriyet Halk Partisi'dir."

Sayfayı Paylaş