Zamanın Ünlü Pehlivanları

Konu 'Türkçe 8. Sınıf' bölümünde özcan 10 tarafından paylaşıldı.

  1. özcan 10

    özcan 10 Üye

    Katılım:
    1 Ocak 2010
    Mesajlar:
    8
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0

    arkadsalar lutfen bana yaglı guresler,zamanın ünlü pehlivanlarından BEKİR,OSMAN,MESTANOĞLU,DÜLGER,AHMET,KOCA YUSUF,ALİÇO HAKKINDA BİLGİ LUTFEN


    BEKLIYECEM ARKADASLAR
  2. ardahanlı

    ardahanlı Üye

    Katılım:
    4 Eylül 2009
    Mesajlar:
    92
    Beğenileri:
    51
    Ödül Puanları:
    0
    arkadaşım forumda olacaktı
  3. betixxd

    betixxd Forumdan Uzaklaştırıldı

    Katılım:
    10 Şubat 2010
    Mesajlar:
    29
    Beğenileri:
    61
    Ödül Puanları:
    0
    ben söyleye bilirmiyim
    özcan 10 ve beti23 bunu beğendi.
  4. ardahanlı

    ardahanlı Üye

    Katılım:
    4 Eylül 2009
    Mesajlar:
    92
    Beğenileri:
    51
    Ödül Puanları:
    0
    Guresci Dulger Ahmet

    Kırkpınar Baş Pehlivanlarından Ahmet Dülger

    Kırkpınar baş cazgırı Şükrü Kayabaştır ve güres öncesi söyledigi
    süper manilerle milleti kırıp geçirir. Bir de pele mehmet vardır.
    Söyledikleri manilerinden birinde Baş Pehlivanlardan
    Ahmet Dülgerden de bahsetmektedir.

    Vur ha vur vur davul başpehlivan havası
    Çıksın Bekir Osman mestanoğlu dülger Ahmet
    Vur ha vur vur davul gürlemenin sırası
    Davran bre pehlivan ha ömrüne bereket

    Her yıl temmuz ayının ilk yarsısında Edirne yakınlarındakiKırkpınar´da
    düzenlenen geleneksel yağlı güreş karşılaşmaları. Kırkpınar, Edirne´ye
    16 km uzaklıkta, Seyvenli ve Görmutlu köyleri arasındaki
    Ahırköy yakınlarındayer alır.

    OSMAN

    Osman Durali (Osman Duraliev)



    KOCA YUSUF

    Koca Yusuf
    Ününü bütün dünyaya yayan büyük pehlivan. 1857 yılında Şumnunun Karalar köyünde doğdu. Ufacık bir çocukken köyde danalarla boğuşmaya başladı, sonra kispeti ayağına geçirip güreşmeye koyuldu. Ünü önce ****ormanı, sonra Kırkpınarı kapladı. Türk güreşinin gelmiş geçmiş en büyük pehlivanı olarak ortaya çıktı. Avrupa ve Amerikada yaptığı bütün güreşleri kazandı. 1898 yılında Amerikadan dönerken bindiği vapurun batması sonucu öldü. Mezarı dahi yoktur.

    Koca Yusuf yalnız Türk güreşinde değil, güreş dünyasında da büyük bir zirvedir. Er meydanları Koca Yusufu, güreş tarihimizin en büyük pehlivanlarından biri olan ve 26 yıl Kırkpınarın başpehlivanlığını elinden bırakmayan ünlü Kel Aliçonun karşısında tanıdı ilk kez. 27inci yılda da başpehlivanlığı rakipsiz alacağını umarak Kırkpınara gelen Kel Aliço burada “Başa güreşeceğim” diyen ****ormanlı Yusuf isminde körpe bir çocukla karşılaştı.

    Herkes er meydanlarının pek yaman kurdu Kel Aliçonun bu “tüysüz kızan”ı karşısına çıktığına pişman edeceğini umuyordu. Ancak ****ormanlı Yusuf, öylesine yaman bir güreş çıkarıyordu ki, buna Kel Aliço da şaşırmış ve güreş alemindeki meşhur gaddarlığını dahi ortaya koymaktan çekinmemişti.

    Ancak saatler uzayıp gittiği halde Aliço neticeyi lehine çeviriyordu. Üstelik ilerlemiş bir yaşta bulunan ünlü pehlivanda yorgunluk alametleri başgöstermeye başlamış ve durumu tehlikeye düşmüştü. 26 yılın başpehlivanı Aliçonun böyle bir pehlivana yenilerek güreş dünyasındaki tahtını kaybetmesine kimsenin içi razı gelmiyordu. Havanın kararmasını fırsat bilenler güreşi yarıda bıraktırmak istediğinde Aliçonun gür sesi er meydanını kapladı:
    – A be burası Kırkpınardır... Er meydanıdır buncağaz. Burada yenişene kadar güreş tutulur. Zift fıçıları, çıralar ne güne duruyor? Tutuşturun oncağazları... Pişmiş güreş bırakılır mı hiç? Bu kızancağıza yenilmek kaderimde varsa bırakın yensin beni... Hem ben artık bu er meydanlarından çekileceğim. Aliçoyu yenmek talihini bir daha bu Yusufcağız nerede bulacak?
    Aliçonun bu sözleri Yusufu öylesine duygulandırmıştı ki, gözyaşlarını tutamadı ve büyük ustanın eline sarılıp öptükten sonra titrek bir sesle ona adeta yalvardı:
    –Ustaların ustası, pehlivanların pehlivanı, koçyiğit ağam benim! Gel bırakalım şu güreşi. Sözlerinle yendin sen beni. Elimde ayağımda derman komadın. Bu söylediklerinden sonra ben seni tutamam gayri. İstersen sen tut beni, vur sırtımı yere...
    Aliço da meydanı çevreleyen kalabalığı teşkil edenler gibi çok duygulanmıştı. Nerede ise ağlayacaktı. ****ormanlı Yusufun alnına sıcak bir bûse kondurdu:
    – Bu meydan bundan sonra senindir artık. Senin gibi bir pehlivan ortaya çıktıktan sonra gözüm arkada kalmadan ayrılacağım buralardan. Ödül de, başpehlivanlık da senindir. İkisine de güle güle sahip ol. İkisi de sana helal olsun oğul, dedi.
    Ve o günden sonra Türk güreşinde Koca Yusufun devri başladı. Er meydanlarında kasırgalar yaratıp rakip tanımayan bir kuvvet olarak ortaya çıkan ve yalnız cüssesinden ötürü değil, güreş değerinden ötürü de “Koca” sıfatını alan büyük Türk pehlivanı yenecek rakip bırakmadı. Bunu fırsat bilen açıkgöz organizatörler onu Avrupaya götürdüler.Avrupadan sonra Amerikada yaptığı güreşleri de kazanan ve dünyanın en ünlü pehlivanlarını sıraya dizen Koca Yusufa Amerikada milyoner bir kadın aşık olmuştu. Bu kuvvet ilahından çocuk sahibi olmak istiyordu. Yusuf bunu işittiği zaman, “Ben buraya damızlık gelmedim” diye kükredi.
    Avrupa ve Amerikadaki güreşlerinden 800 altın kazanmıştı Koca Yusuf. Bunları kemerine yerleştirip Fransız bandıralı La Buorgogne varupu ile yurda dönerken bindiği gemi Atlas Okyanusunda sis yüzünden İrlanda bandıralı Cromartyshre gemisiyle çarpıştı. 721 yolcunun bulunduğu La Buorgogne, kaşla göz arasında sulara gömülüvermişti.

    Bu kez denizin içinde bir panik başlamıştı. Denize dökülenler, filikalara atlayıp canlarını kurtarmak istiyorlardı. Koca Yusuf da can havliyle bir filikanın kenarına yapışmıştı. Filikada bulunanlar onun heybetli vücudu ile sandalı devirmesinden korktular. Önce yüzüne, kafasına kürekle vurmayı denediler. Fakat dev yapılı adamın çelik pençeleri sanki filikaya kilitlenmişti. Yarılan kafasından ve suratından akan kanlar posbıyıklarının üzerine doğru iniyordu. Onun bu hali filikada bulunanlara daha büyük bir dehşet vermişti. İçlerinden canavar ruhlu bir tanesi filika içinde bulunan ve ipleri kesmek için kullanılan ufak bir baltayı kaptığı gibi o çelik pençelere vahşi bir ihtiras içinde rastgele indirmeye başladı. Bileklerinden kesilip kopan o çelik pençeler gevşedi ve Koca Yusufun o dev vücudu Atlantik Okyanusunun derinliklerine doğru gümülüp gitti...




    Kel Aliço

    Dalı Yağlı güreş
    Doğum tarihi 1845
    Doğum yeri Plevne
    **üm tarihi 1922
    **üm yeri Edirne
    Madalyalar
    Kırkpınar

    Başpehlivan

    Kel Aliço, (d. 1845, Plevne - ö. 1922, Edirne), Türk pehlivan...

    Kel Aliço, ünlü bir yağlı güreşçidir. Zağra Müftüsü Hüdeyin Raci Efendi'nin yazdığı kitaplarda ise Kel Aliço'nun Lofça ilinin Lukovit köyünden olduğu belirtilmiştir. Balkan Harbi sırasında Lukovit köyünden ayrılmak zorunda kalan Pomaklar bu gün halen Edirne ili İpsala ilçesi Aliçopehlivan köyünde yaşamaktadır.

    Saçsız başından dolayı "kel" takma adıyla anılan Aliço, çok sert ve acımasız güreş tekniğinden dolayı "Gaddar Ali" olarak anılırdı. Güreşe küçük yaşta başladı. Yalnız döneminin değil, Türk güreşinin en büyük pehlivanlarından biri olarak tanındı. Abdülaziz'in ilgisini çekerek huzur güreşlerine katıldı. Yıldız Sarayı'nda "şamdancıbaşı"lığa kadar yükseldi. Kırkpınar'da aralıksız 27 yıl başpehlivanlığı kazandı. 70 yaşındayken kendisine meydan okuyan çırağı Adalı Halil'i yendiğinde Adalı, Aliço'dan 25 yaş küçüktü. Mezarı İpsala'nın Aliçopehlivan köyündedir.




    1929 yılında Bulgaristan'ın Razgrad ilinin Işıklar beldesine bağlı Hebip köy (Vladimirovtsi) ‘de dünyaya gelmiş Türk güreşçidir.

    1962 yılında BulgaristanGüreşMilli TakımınaTürk asıllı güreşçi olarak katılmıştır.
    Başarıları

    * 1967İstanbul-TürkiyeAvrupa Güreş Şampiyonası ikinciliği
    * 1967New Delhi-HindistanDünya Güreş Şampiyonası ikinciliği
    * 1968Üsküp-Yugoslav***vrupaGüreş Şampiyonası ikinciliği
    * 1968 MeksikaOlimpiyat ikinciliği
    * 1969Sofya-Bulgaristan Avrupa Güreş Şampiyonası ikinciliği
    * 1969 Mar Del Plata-Arjantin Dünya Güreş Şampiyonası ikinciliği
    * 1970Doğu Berlin-Almanya Avrupa Güreş Şampiyonası ikinciliği
    * 1970 Edmonton-Kanada Dünya Güreş Şampiyonası ikinciliği
    * 1971Sofya-Bulgaristan Dünya Güreş Şampiyonası birinciliği
    * 1972Almanya Olimpiyat ikinciliği
    * 1972 Katoviche-Polon***vrupa Güreş Şampiyonası ikinciliği

    Antrenörlüğü

    * 1972 yılında güreşi bırakarak 1972 - 1989 yılları arasında Bulgaristanda güreş Antrenörlüğü yapmıştır.

    * 1989 yılında Türkiyeye göç ederek 2005 yılına kadar Hava Harp Okulu ve İstanbulAvcılar ilçelisinde güreşantrenörlüğü yapmıştır.
    .ela., ademberk ve kübrack bunu beğendi.
  5. ardahanlı

    ardahanlı Üye

    Katılım:
    4 Eylül 2009
    Mesajlar:
    92
    Beğenileri:
    51
    Ödül Puanları:
    0
    1929 yılında Bulgaristan'ın Razgrad ilinin Işıklar beldesine bağlı Hebip köy (Vladimirovtsi) ‘de dünyaya gelmiş Türk güreşçidir. ARKADAŞIM BU VE BU METNİN DEVAMI OSMAN PEHLİVANA AİT
  6. başak işcan

    başak işcan Üye

    Katılım:
    18 Ekim 2010
    Mesajlar:
    15
    Beğenileri:
    3
    Ödül Puanları:
    0
    teşekkür ederim arkadaşlar
  7. SenaZynp

    SenaZynp Üye

    Katılım:
    3 Kasım 2010
    Mesajlar:
    4
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    bekiri bulan yk mu .
  8. Moderatör Özlem U.

    Moderatör Özlem U. Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    13 Ocak 2010
    Mesajlar:
    1.740
    Beğenileri:
    4.280
    Ödül Puanları:
    0
    GÜREŞÇİ BEKİR

    7 yıl üst üste Türkiye Şampiyonu, 3 kez de arka arkaya Akdeniz Oyunları Şampiyonu olarak kırılması zor bir rekora imza atan ve güreşte ´Maraş Çangalı´ hareketinin mucidi olan Bekir Böke, güreşi bıraktıktan sonra sakin bir hayat sürmeye başladı.

    Afşin´in Kabaağaç Köyü´nden olan 4 çocuk ve 9 torun sahibi Bekir Böke, gurur dolu yıllarını geride bırakarak Elbistan´da yaşamını sürdürmektedir

    12-15 yaşlarında iyi bir güreşçi olduğunu civar köylerine duyuran ve 19 yaşına kadar da şalvar güreşi ve karakucakta bölgenin aranan ve yenilmez güreşçisi olduğunu söyleyen Bekir Böke; ´1949 yılında Ankara Jandarma Komutanlığına geldiğimde iyi bir güreşçi olduğumu duyan Türk Sporunun Ölümsüz Şampiyonu Yaşar Doğu beni Komutanlarımdan izin alarak güreş minderleri ile tanıştırdı. İlk defa minder güreşi yapmama karşın, zamanın dev güreşçileriyle müsabaka yaparak Türk Milli Takımlarında yer aldım. Maraş´lı Bekir Büke artık uzun yıllar Milli takımlarımızın değişmez elemenı durumuna gelmişti. Sayısız içte ve dışta yapılan Milli ve Temsili musabakalarda ülkemizi şerefle temsil ettim. Her güreşimde beni bağrına basan Maraş´lı ağabey ve kardeşlerimi düşünerek güreş yaptım. 7 yıl üst üste Türkiye Şampiyonu, 3 kez arka arkaya Akdeniz Oyunları Şampiyonu oldum. Bu halen güreşte kırılamayan bir rekordur. Ayrıca sayısız temsili Milli ve Avrupa şampiyonalarında ferdi ve takım halinde şampiyonalarda milli takımlarımızda başarı ile görev yaptım, İstiklal Marşımızı çaldırdım ve ay yıldızlı bayrağımızı şeref gönderine çektirdim. 1968-1982 yılları arasında Emniyet Genel Müdürlüğü´nde antrenörlülük yaptım. Bu arada Sümerbank´ta çalışarak emekli oldum. Güreşi bıraktıktan sonra Milli takımlarımızda Antrenör ve yönetici olarak uzun yıllar hizmet ettim´ sözleri ile gurur dolu yıllarını anlatan efsane güreşçi Bekir Böke, 1951´de Mısır´da, 1957´de Barcelona´da ve 1959´da Beyrut´ta yapılan Akdeniz Oyunları´nda şampiyonlukla döndü.

    Cumhurbaşkanlığı Şeref Belgesi Verdi

    Üstün başarılarla dolu bir güreş yaşamı süren Bekir Böke, güreş hayatı boyunca sayısız madalya, plaket ve ödül aldı. Böke´nin bu başarısı dönemin Cumhurbaşkanı Vekili İhsan Sabri Çağlayangil´in de gözünden kaçmadı ve Böke´yi 8 Haziran 1980 tarihinde Türk Spğorcusu Şeref Belgesi ile ödüllendirdi.
    Ece*-* bunu beğendi.
  9. feza_rümeysa*

    feza_rümeysa* Forumdan Uzaklaştırıldı

    Katılım:
    8 Mart 2010
    Mesajlar:
    63
    Beğenileri:
    5
    Ödül Puanları:
    0
    DÜlger ahmetİ ve pehlvan osmani bulan yok mu???
    Yarina lazim yaa :s:s:s
  10. beyza97

    beyza97 Üye

    Katılım:
    26 Aralık 2010
    Mesajlar:
    3
    Beğenileri:
    1
    Ödül Puanları:
    0
    Çok teşekkürler arkadaşlar çok yardımcı oldunuz!!!

Sayfayı Paylaş