Zindandan Mehmet'e Mektup Şiiriniz Özellikleri

Konu 'Edebiyat 11.Sınıf' bölümünde Azur tarafından paylaşıldı.

  1. Azur

    Azur Üye

    Katılım:
    22 Eylül 2013
    Mesajlar:
    3
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0

    ''Zindandan Mehmet'e Mektup Şiiriniz Özellikleri'' fakat internette bulamadım recep tayyip erdoğanla ilgili haberler var hiç bi yerde gözüme çarpmadı

    özelliklerinden kastım

    *yazılış amacı
    *konusu
    *teması
    *yapısı
    *işlevi
    *dil ve anlatım özellikleri
    *anlatım türü
    *gerçeklikle ilişkisi

    öğretmenimiz bunları istedi birde öykü ve makale türünde yazılmış metinlerii aynı bu şekilde bulcakmışız öykü ve makele internetten buldum fakat bu şirrle ilgili bir şey bulamadım

    yardım edeceklere şimdiden teşekkürler

    Şiir

    Zindandan Mehmet'e Mektup

    Zindan iki hece Mehmed'im lafta!
    Baba katiliyle baban bir safta!
    Bir de geri adam boynunda yafta...
    Halimi düşünüp yanma Mehmed' im!
    Kavuşmak mı? ... Belki... Daha ölmedim!

    Avlu... Bir uzun yol... Tuğla döşeli,
    Kırmızı tuğlalar altı köşeli.
    Bu yolda tutuktur hapse düşeli...
    Git vegel... yüz adım... Bin yıllık konak.
    Ne ayak dayanır buna, ne tırnak

    Bir alem ki, gökler boru i...Zindan iki hece Mehmed'im lafta!
    Baba katiliyle baban bir safta!
    Bir de geri adam boynunda yafta...
    Halimi düşünüp yanma Mehmed' im!
    Kavuşmak mı? ... Belki... Daha ölmedim!

    Avlu... Bir uzun yol... Tuğla döşeli,
    Kırmızı tuğlalar altı köşeli.
    Bu yolda tutuktur hapse düşeli...
    Git vegel... yüz adım... Bin yıllık konak.
    Ne ayak dayanır buna, ne tırnak

    Bir alem ki, gökler boru içinde!
    Akıl olmazların zoru içinde.
    Üstüste sorular soru içinde:
    Düşün mü, konuş mu sus mu unut mu,,?
    Buradan insan mı çıkar, tabut mu?

    Bir idamlık Ali vardı, asıldı
    Kaydını düştüler, mühür basıldı.
    Geçti gitti, Bir kaç günlük fasıldı.
    Ondan kalan, boynu bükük ve sefil;
    Bahçeye diktiği üç beş karanfil...

    Müdür bey dert dinler bu gün 'maruzat'!
    Çatık kaş... hükümet dedikleri zat...
    Beni Allah tutmuş kim eder azat?
    Anlamaz; yazısız, pulsuz dilekçem...
    Anlamaz ruhuma geçti bilekçem!

    Saat beş dedi mi, Bir yırtıcı zil;
    Sayım var, Maltada hizaya dizil!
    Tek yekün içinde yazıl ve çizil!
    İnsanlar zindanda birer kemiyet
    Urbalarla kemik, Mintanlarla et.

    Somurtuş ki bıçak, Nara ki tokat;
    Zift dolu gözlerde karanlık kat kat...
    Yalnız seccademin yüzünde şevkat;
    Beni kimsecikler okşamaz madem;
    Öp beni anlımdan, Sen öp seccadem!

    Çaycı, getir ilaç kokulu çaydan!
    Dakika düşelim senelik paydan!
    Zindanda dakika farksızdır aydan.
    Karıştır çayını zaman erisin;
    Köpük köpük, Duman duman erisin!

    Peykeler duvara mıhlı peykeler;
    Duvarda, başlardan, yağlı lekeler,
    gömülmüş duvara, baş baş gölgeler
    Duvar katil duvar, yolumu biçtin!
    kanla dolu sünger... beynimi içtin!

    sükut... kıvrım kıvrım uzaklık uzar;
    Tek nokta seçemez Dünyadan nazar.
    Yerinde mi acep ölü ve mezar
    yer yüzü boşaldı, habersiz miyiz?
    Güneşe göç varda kalan biz miyiz?

    Ses demir, su demir ve ekmek demir...
    İstersen demirde muhali kemir,
    Ne gelir elden kader bu emir...
    Garip pencerecik, küçük, daracık;
    Dünya ya kapalı, Allah'a açık.

    Dua dua, eller karıncalanmış;
    Yıldızlar avuçta, gök parçalanmış.
    gözyaşı bir tarla, hep yoncalanmış...
    Bir soluk, Bir tütsü Bir uçan buğu
    İplik ki incecik, örer boşluğu.

    Ana rahmi zahir şu bizim koğuş;
    Karanlığında nur, yeniden doğuş...
    Sesler duymaktayım: Davran ve boğuş!
    Sen bir devsin yükü ağırdır devin!
    Kalk ayağa dim dik doğrul ve sevin!

    Mehmed'im sevinin başlar yüksekte!
    Ölsekte sevinin, eve dönsek de!
    Sanma bu tekerlek kalır tümsekte!
    Yarın, elbet bizim, elbet bizimdir!
    Gün doğmuş, gün batmış, ebed bizimdir.

Sayfayı Paylaş